GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Çorlu tren kazasının yıl dönümüne, gazetecilere yapılan saldırılara, İzmir'de HDP'nin düzenlediği mitingin duyurusunu yapmayan Türk TELEKOM'u kınadıklarına, RTÜK'ün kestiği cezalar nedeniyle anayasal bir kurum olma özelliğini kaybettiğine ve Cumhur İttifakı'nı çifte standarttan ve hukuksuzluktan uzak durmaya davet ettiklerine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:4
Birleşim:101
Tarih:08.07.2021

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde 8 Temmuz 2018'de meydana gelen kazada 25 kişi yaşamını yitirdi ve 300'den fazla insanımız yaralandı. Ölenlere bir kez daha rahmet, ailelerine başsağlığı ve sabır diliyoruz.

7'si çocuk 25 kişinin hayatını kaybettiği bu tren katliamının üzerinden üç yıl geçti. Aileler, tarafsız bir bilirkişi raporuyla doğru bir yargılama süreci yapılması için üç yıldır mücadele ediyor ancak üç yıldır sorumlulardan tek bir kişi dahi tutuklu yargılanmıyor. Bu adaletsizliğe isyan eden ailelere ise soruşturmalar, davalar açılıyor. Bu da yetmiyor; davanın takipçisi olan avukatlara, gerçekleri ortaya koymaya çalışan, yazmaya çalışan gazetecilere, aileleri destekleyen kişilere de davalar açılıyor, cezalar kesiliyor. Örneğin, Çorlu tren katliamında oğlu Oğuz Arda'yı kaybeden Mısra Öz kamu görevlilerine hakaret suçlamasıyla 8 bin Türk lirası para cezasına çarptırıldı. Yani çocuğunu kaybeden anneye ceza veren ama bu kazanın, bu katliamın sorumlusu olanları yargılamayan bir adalet anlayışıyla karşı karşıyayız.

Eylül ayında davanın 8'inci duruşması görülecek ve Türkiye kamuoyunun vicdanını ciddi şekilde yaralayan bir davadan söz ediyoruz. Aileler yıllardır adalet nöbetini sürdürüyorlar. Ailelerin de Türkiye kamuoyunun da talebi kazaya sebebiyet veren bütün sorumluların derhâl yargılanması ve adaletin yerini bulmasıdır. Adalet Bakanlığına aileler ve Türkiye halkları adına bir kez daha sesleniyoruz: Dönemin Ulaştırma Bakanı, genel müdürler, siyasi sorumlular, bürokratlar, üst yönetim dâhil tüm yöneticiler ve kazada sorumluluğu olanlar soruşturmaya dâhil edilmelidir.

Hatırlarsak, menfezlerde büyük bir ihmal olduğu açıkça ortaya çıkmıştı, görüntülerle de ortaya çıkmıştı ve bu iktidar menfez özürlü bir iktidar olarak kendini gösteriyor. Daha geçtiğimiz hafta yüksek hızlı trende menfezde çok ciddi bir sorun olduğu görüldü ciddi bir yağıştan sonra. İktidarı da bu menfez özürlü durumdan bir an evvel uzaklaşmaya ve gereken tedbirleri almaya çağırıyoruz.

Şimdi, gazetecilere yönelik bu saldırılar sadece yurt içinde değil, yurt dışında da yaşanmaya başladı. Gazeteci ve BirGün gazetesi yazarı Erk Acarer dün Berlin'de evinin bahçesinde silahlı bir saldırıya uğradı, darp edildi, tehdit edildi, hastaneye kaldırıldı. Tehdit neydi? "Yazmayacaksın!" diyordu saldıranlar. Tehdit edenler "Yazmayacaksın!" diye bağırıp yumruklarla, bıçaklarla Erk Acarer'e saldırdılar ve sonra kaçtılar. Bu olay asla münferit bir olay olarak ele alınamaz çünkü daha önce de gazeteciler, çok sayıda gazeteci Türkiye'de saldırıya uğramıştı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Hatırlayalım; Levent Gültekin, Orhan Uğuroğlu, Yavuz Selim Demirağ, Murat İde bunlardan sadece bazılarıydı. Sivil çeteler gazetecilere saldırıyorlar; gazetecilik yapmalarını, gerçekleri yazmalarını engellemek için saldırıyorlar ve her gün tekrarlanmaya başladı bu saldırılar. Bu, nefret söyleminin bir yansımasıdır aslında. İktidar, nefret söylemini kullandığı müddetçe gazetecilere saldıranlar, iktidarın bu nefret söyleminden vazife çıkarıp da bu saldırıları gerçekleştirenler ve örgütleyenler var.

Bir kez daha Erk Acarer'e geçmiş olsun diyoruz. Bu çirkin saldırıyı kınıyoruz ve gazetecilerin gerçekleri yazmaya devam edeceğini, bizim de onlarla dayanışma içinde olacağımızı bir kez daha ifade ediyoruz.

Bir konu var, ilginç. GSM operatörü var, TÜRK TELEKOM.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bugün İzmir'de İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri tarafından "Demokrasi için bir nefes" sloganıyla bir miting düzenleniyor ve bizim partimiz de bu mitingi düzenleyenlerin ve katılımcıların arasında, Eş Genel Başkanlarımız bu mitinge katılacak. Bu mitinge çağrı amacıyla İzmir il örgütümüz TÜRK TELEKOM şirketi üzerinden kısa bir mesaj yayınlanmasını istiyor, gönderiyor. Mesaj şu: "Perşembe günü -yani bugün- Göndoğdu Meydanı'nda yapılacak mitinge tüm halkımız davetlidir. Denizler kazanacak, faşizm kaybedecek." Buradaki "Deniz" hatırlarsanız, İzmir il örgütümüzde katledilmiş olan Deniz Poyraz arkadaşımızın ismidir. Bu mesajı TÜRK TELEKOM yayınlamayı reddediyor ve diyor ki: "'Faşizm' kelimesi nedeniyle bu mesajı yayınlamıyoruz." Yani sormak istiyoruz TÜRK TELEKOM'a: "Faşizm" lafı sizi niye rahatsız etti?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Toparlıyorum efendim.

Deniz Poyraz'ı katletmiş olan bir faşist ve ırkçı zihniyeti kınamaktan, lanetlemekten, bundan niye rahatsızlık duyuyor TÜRK TELEKOM da bu mesajı yayınlamıyor? Siz Deniz Poyraz'ı katletmiş olanları mı savunuyorsunuz? O cinayeti mi savunuyorsunuz TÜRK TELEKOM? Sormak istiyoruz. Kabul edilebilir bir durum değil; hem düşünce ve ifade özgürlüğü açısından kabul edilebilir değil, toplantı ve gösteri yürüyüşleri açısından kabul edilebilir değil. Ya, Emniyetin, Valiliğin izin verdiği bir mitingin duyurusunu TÜRK TELEKOM yaptırmıyor. Kınıyoruz ve protesto ediyoruz.

Şimdi, son bir noktaya değinmek istiyorum Sayın Başkan, sayın vekiller; 2021 yılının ilk yarısında RTÜK, iktidarı eleştiren tarzda yayın yapan kanallara toplam 22 kez ceza kesmiş vaziyette. Bu kanallardan Halk TV'ye, Tele1'e, KRT televizyonuna ve FOX TV'ye cezalar kesilmiş vaziyette.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Mikrofonu son kez açıyoruz Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Tamam efendim.

9 kez Halk TV'ye ceza kesilmiş. Halk TV'yi 6 cezayla Tele1 televizyonu izliyor. KRT televizyonuna 4 kere ceza kesilmiş ve bu cezaların toplamı yüz binlerce lira. FOX TV'ye 3 kez ceza kesilmiş, milyonlarca lira.

Şimdi, RTÜK aslında televizyonları ikiye ayırmış vaziyette: Bir tanesi, iktidarı seven, iktidarı destekleyen, iktidar doğrultusunda kara propagandaya katılan ve iktidarı öven yayınlar yapan televizyonlar, bir de eleştiren televizyonlar. İktidarı eleştiren televizyonları susturabilmek için RTÜK sürekli ceza kesiyor ve âdeta iktidarın ekran komiseri gibi davranıyor. Sözde, RTÜK bir anayasal kurum ama tek yaptığı iş iktidarı eleştiren, muhalif olan kanalların sözünü kesmek için ceza kesmek oluyor ama iktidarın yanında yer alan kanallara, yayınlara en ufak bir ceza yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Son cümlem efendim, bitiriyorum.

BAŞKAN - Son cümleyi alayım.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Yüzlerce şikâyete rağmen, bizim de onlarca, yüzlerce şikâyetimize rağmen, RTÜK iktidar yanındaki kanallara, televizyonlara hiçbir ceza vermiyor. Anayasal bir kurum olma özelliğini kaybetmiştir RTÜK, bir kez daha vurguluyoruz.

Efendim, bir şeyi daha vurgulayarak bitireceğim, son cümlemdi gerçekten.

BAŞKAN - Son cümle biraz uzun oldu Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararını uygulamayan Yunanistan'ı biz de kınıyoruz ama Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairenin 22 Aralık 2020 Selahattin Demirtaş kararını ve Osman Kavala kararını uygulamayan ve tam tersi yönde adımlar atan iktidar ittifakını ve yürütmeyi de kınıyoruz ve Cumhur İttifakı'nı çifte standarttan ve hukuksuzluktan uzak durmaya bir kez daha biz de davet ediyoruz.

Teşekkür ediyorum.