GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Çorlu tren kazasına ilişkin gündem dışı konuşması
Yasama Yılı:4
Birleşim:101
Tarih:08.07.2021

CANDAN YÜCEER (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün 8 Temmuz, Çorlu tren katliamının 3'üncü yıl dönümü. 8 Temmuz 2018 yılında 7'si çocuk 25 yurttaşımız hayatını kaybetti, 318 kişi yaralandı. Büyük ihmaller zinciriyle göz göre göre ölüme gönderilen 25 canımızı rahmetle anıyorum. Allah rahmet eylesin, ruhları şad, mekânları cennet olsun.

Bu faciaya neden "kaza" değil "katliam" dediğimizi "cinayet" dediğimizi bilmeyenler için anlatayım.

Katliamdır çünkü ağır ihmaller zinciri sonucu gerçekleşmiş bu olay kaza olarak değerlendirilmez. Katliamdır çünkü demir yolları altyapısının bakım, onarım, yenilenme çalışmaları teknik gereklerine uygun olarak yapılmamıştır. Katliamdır çünkü yüz elli bir yıl önce yapılan, hizmet ömrünü tamamlamış menfezin bakımları ihmal edilmiştir, istinat duvarı yapılmamıştır, dolgu ve travers malzemeleri mühendislik standartlarına uygun yapılmamıştır. Katliamdır çünkü gerekli sayıda yol ve geçit memuru çalıştırılmamış; yol bekçiliği gibi kritik bir görev, yerini tutacak yol denetim mekanizması oluşturulmadan maliyet gibi bir sebeple, bir gerekçeyle kaldırılmıştır. Katliamdır çünkü iktidar yandaşlığı ehliyetsizliğin, liyakatin, tecrübenin önüne geçirilmiştir; yol bakım birimlerinde memur olacak standartlara bile sahip olmayan insanlar vekâletlendirmelerle, görevlendirmelerle buralarda müdür olarak çalıştırılmıştır. Demiryollarının tüm birikimi maalesef tasfiye edilerek bakım, onarım ve yapım işlemleri ehil olmayan insanlara verilmiştir. Katliamdır çünkü daha altyapısı, sinyalizasyon sistemi olmadan bu hatlar siyasi şov uğruna seçim öncesi açılmıştır.

Değerli arkadaşlar, bu ihmaller zinciri sürüp gidiyor böyle ama bizler bu üç yılda bir tren faciasının nasıl hukuk faciasına dönüştüğüne şahit olduk. Faciaya saatler içinde getirilen yayın yasağı ve üzerinden yirmi dört saat geçmeden sanki bir şey olmamış, insanlar ölmemiş gibi saraydaki kutlamalarla başlayan süreç; suçun yağmurun üstüne, sorumluluğun maalesef sadece en alt birimdeki 4 personelin üzerine yıkılmasıyla devam etti. Kimse özür dilemedi, kimse istifa etmedi, kimse hesap vermedi, sorumluluk üstlenmedi, "Yağmurdandı." denildi ve geçildi.

Bakın, 90 yaşındaki Suud Kral için ilan edilen yas, Çorlu'daki canlarımız için çok görüldü. Jeoloji Mühendisleri Odası, İnşaat Mühendisleri Odası, Meteoroloji Mühendisleri Odasının, uzmanların bu konudaki görüş ve değerlendirmeleri göz ardı edildi. Şaibeli bilirkişi raporuyla sorumlular dava kapsamı dışında tutuldu. Maalesef sanık sandalyesinde oturması gerekenler terfi ettirildi; yöneticiler, bürokratlar korunup kollandı ve maalesef gerçeklerin üzeri örtülmeye çalışıldı.

Dünya demir yolları tarihine geçecek kadar büyük bir faciada, bu kadar büyük bir faciada duruşma ancak bir yıl sonra yapılabildi.

Bakın, bu, dünya demir yolları tarihine geçecek utancın fotoğrafı. (CHP sıralarından alkışlar) Bu büyük bir utanç ama ne ortada utanan var ne de hesap veren var. Bir yıldır adaleti bekleyen aileler darbedildiler avukatlarıyla beraber. Mahkeme kapısı içerideki ailelerin, bizlerin, duruşmayı izleyenlerin üzerine kitlendi. Yetmedi, kapı zorlanarak açıldı ama bir yıl boyunca adaleti bekleyen ailelerin arayışı sonuçsuz kaldı. Tek bir kişi siyasi sorumluluğu üstlenmedi, tek bir Demiryolları yöneticisi hâkim karşısına çıkarılmadı ama o günden bugüne o acılı aileler, avukatları, o mücadeleye destek veren milletin vekilleri, davayı izleyen gazeteciler yargılanıyorlar ve bizler sadece bu vicdansızlığı, adaletsizliği paylaştık diye, bununla ilgili bir "tweet" paylaşımı yaptık diye benim hakkımda düzenlenen fezleke gönderiliyor ama bununla ilgili verdiğimiz suç duyuruları takipsizlikle sonuçlanıyor. Yani neresinden bakarsanız bakın, burada gerçekten yaşanan skandallar zinciri var, tam bir vicdansızlık, hukuksuzluk var. Adaletin küçüldüğü ülkelerde büyük artık suçlulardır ve maalesef, Çorlu tren katliamı davası bunun bir örneği olarak tarihe geçecektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

CANDAN YÜCEER (Devamla) - Toparlıyorum.

Değerli milletvekilleri, göz göre göre verilen ölümler var ama adalet hâlâ gelmedi üç yıldır, bugün 8 Temmuz -dediğim gibi- ve yeni bilirkişi raporu son duruşmada sunuldu, tek tek bütün ihmalleri sıralıyor ve diyor ki: "Var olan menfezlerde her an yeni bir facia olabilir, önlem alın." Bunu diyen bilirkişi raporu. Tabii, dava sürecini uzatarak acılar küllensin istiyorsunuz, hesap soran aileleri yargı sopasıyla sindirmek istiyorsunuz. Buna izin vermeyeceğiz, unutmayacağız, unutturmayacağız değerli milletvekilleri ve Beren'in, Ömer'in, Oğuz Arda'nın, Gülce'nin hayatını çalanların; Sena'yı, Bihter'i hayatının baharında ölüme götürenlerin yanlarına kâr kalmayacak ve hesap soracağız, er ya da geç hesap soracağız. (CHP sıralarından alkışlar) Her şeyin ayan beyan olduğu yerde bile biz eğer adalet dağıtamıyorsak vay hâlimize değerli milletvekilleri!

Şunu söylüyorum son olarak: Güneş balçıkla sıvanmaz. Her şey, sorumluluğunuz çok apaçık ortada ve bu vebal sizlerin boynunuzdadır diyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)