GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Din Âlimleri Derneği ile Demokratik Toplum Partisi İslam Kongresi üyelerine yapılan gözaltıları kınadıklarına, Venedik Komisyonunun kitle imha silahlarına dair kanunla ilgili raporuna ve Soma Uyar Madencilik çalışanlarının haklarının verilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:4
Birleşim:100
Tarih:07.07.2021

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, sayın vekiller; Din Alimleri Derneği var, DİAY-DER, onun Başkanı Ekrem Baran ve Demokratik İslam Kongresi üyesi Mehmet Nas'ın da aralarında bulunduğu 28 kişi gözaltına alındı birkaç gün önce. Dün adliyeye getirildiler Kürt din âlimleri ve hiçbir şekilde, avukatlar dâhil, kimse dinlenmeden gözaltı süreleri dört gün daha uzatılarak dosyalarına gizlilik kararı getirildi. Namazında niyazında olan insanların özgürlükleri açıkça engelleniyor bu iktidar tarafından. Çoğunluğu 70 yaşın üzerinde olan bu kanaat önderlerinin ciddi sağlık sorunları da bulunuyor. Örneğin, içlerindeki Halil Bulut 82 yaşında, yürümekte zorlanıyor, bir gözü hiç görmüyor, diğer gözü ise bir hafta önce geçirmiş olduğu ameliyat nedeniyle kapalı vaziyette. Din Alimleri Derneği (DİAY-DER) ve Demokratik İslam Kongresi (DİK) mensubu din âlimlerinin ve kanaat önderlerinin gözaltına alınmaları somut bir suçlamaya da dayanmıyor. Bu gözaltını kınıyoruz, protesto ediyoruz, bir an evvel serbest bırakılmalarını istiyoruz. Onlar iktidarın fetvacısı olmayı kabul etmedikleri için bu zulümle karşı karşıya kalıyorlar; bunu da biliyoruz çünkü onlar "İslam'ın evrensel değerleri vardır ve bizler bunu korumak için bir çaba içinde olacağız." dedikleri için gözaltına alınıyorlar, bu zulmü yaşıyorlar ama iktidar bilsin ki zulümle abat olunmaz. İzmir'de arkadaşımız Deniz Poyraz'ı açıkça katletmiş olan kişi on sekiz saatlik gözaltından sonra tutuklamaya sevk edilirken din âlimleri dört gün gözaltı, dört gün daha uzatma almış vaziyetteler. İşte, Türkiye'deki adaletin karşı karşıya kaldığı durum budur. Bir kez daha kınıyoruz, protesto ediyoruz ve derhâl serbest bırakılmalarını istiyoruz.

Değerli vekiller, Venedik Komisyonu var, duymuşsunuzdur, biz zaman zaman burada konuşuyoruz, Türkiye'nin de üyesi olduğu Avrupa Konseyinin anayasal konularda devletler arası referans ve danışma organı bu Venedik Komisyonu ve zaman zaman çeşitli konularda raporlar yayımlıyor. Hatırlarsanız, biz geçtiğimiz yıl burada bir kanun teklifini uzun zaman tartıştık ve sonunda Adalet ve Kalkınma Partisi ve MHP oylarıyla kabul edildi. Konusu kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanının önlenmesine ilişkin olan kanun teklifiydi. Venedik Komisyonu bu kanunu inceledi, o zaman muhalefet olarak bizler bu kanun teklifinin yanlış kurgulandığını anlatmıştık, anlatamadık tabii çünkü iktidar fırsatçı davrandı ve Venedik Komisyonu bu incelemenin sonunda bir rapor yayımladı ve o raporda diyor ki: "Bu çıkarmış olduğunuz kanun uluslararası insan hakları standartlarıyla uyumlu değil."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - "Bu kanun mevcut hâliyle sivil toplum kuruluşları açısından riskler içeriyor ve kanunun revize edilmesini istiyoruz." diye Ankara'ya tavsiyelerde bulunuyor. Şimdi konu ne? "Türkiye'nin terörün finansmanıyla mücadelesini anlayışla karşılıyoruz." diyor Komisyon. Ama bu mücadelenin uluslararası hukuk yükümlülükleri çerçevesinde yapılmasını istiyor. Ve diyor ki: "Türkiye, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarını ve Mali Eylem Görev Gücü'nün (FATF) konuya ilişkin tavsiyelerini iç hukuka aktarmak istiyordu -iyidir, güzel- ama kanunun bu amacı aşan hükümler içerdiğini görüyoruz." Şimdi, bu eleştirilerin hepsini biz burada, bu kanun teklifi çıkarılırken dile getirdik "Yanlış yapıyorsunuz, fırsatçılık yapıyorsunuz; tüm dernekleri kapsayarak sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarını engelliyorsunuz, örgütlenme hakkının önüne geçiyorsunuz." dedik, anlatamadık ama Venedik Komisyonu bu raporuyla iktidarın bu fırsatçılığını ortaya koydu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Yardım toplama konusundaki uygulamanın yanlış olduğunu ifade ediyor raporda ve hak açısından ihlaller olduğunu söylüyor. Bu konuda zaten Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Dunja Mijatovic de 25 Şubat 2021 tarihinde İçişleri Bakanlığına ve Adalet Bakanlığına bir mektup göndermiş ve demiş ki: "Bu çıkarmış olduğunuz kanun kaygı verici. En azından Venedik Komisyonu görüş açıklayana kadar kanunun uygulanmamasını istiyoruz." Mijatovic'e kim cevap vermiş? Süleyman Soylu. Ne demiş Süleyman Soylu? "Sivil toplum kuruluşlarının sesini kısmak değil, bilakis, seslerini daha fazla duyurmak üzerine inşa edilmiş bir sivil toplum stratejisi belirledik." demiş. Ne inandırıcı değil mi? Ne kadar ilginç değil mi?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Tamamlıyorum efendim.

Yani Süleyman Soylu'nun söylediklerine tabii ki Türkiye'deki demokrat olan, vicdan sahibi olan hiçbir insan inanmıyor ama Avrupa'dakilerin inanmasını hiç beklemeyin, hiç beklemeyin. Gerçekten, bir kez daha, uluslararası alanda yanlış bir uygulama yapılması için bir kanun çıkarıldı. Biz zamanında eleştirdik, dinlemediniz; Türkiye'yi bir kez daha bu duruma düşürmüştür bu iktidar; bunu tespit etmek istiyorum.

Son değinmek istediğim konu, Soma Uyar madencileri. "Sadaka değil, haklarımızı istiyoruz." diye bir kez daha yürüyüşe geçtiler. Yıllardır tazminatları ödenmeyen Uyar Madencilik emekçileri, verilmeyen haklarını almak için Ankara'ya geldiler. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının önüne gitmek istediler, izin verilmedi, 5 kişilik bir heyet gitti, görüştüler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bitiriyorum efendim.

BAŞKAN - Son kez açıyorum.

Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Hatırlarsanız, yine bu Mecliste bir yıl evvel Soma'yla ilgili bir kanun teklifini hep birlikte çıkarmıştık ve şu andaki Ticaret Bakanı Sayın Muş o zaman "Uyar Madencilikteki sorunları da biliyoruz, bu sorunların giderilmesi için gereken önlemi alacağız." demişti bütün gruplara ve biz bunu kabul ederek o teklifin altına da imza atmıştık bütün gruplar olarak ama aradan bir yıl geçti, verilen hiçbir söz tutulmadı. Enerji Bakanlığıyla yapılan görüşmede -sendikacılar bize söylediler- denilmiş ki: "Biz bir kanun teklifi hazırladık bu konuyla ilgili ve Sayın Elitaş'a ilettik." Nerede? Göremiyoruz. Bu konuda verilmiş sözler var, bize verilmiş sözler var, madencilere verilmiş sözler var, İçişleri Bakanlığı tarafından verilmiş sözler var, Adalet ve Kalkınma Partisi yetkilileri tarafından verilmiş sözler var ama bir türlü bu sözler yerine getirilemiyor. Lütfen, madencilerin daha fazla mağdur edilmesine son verelim ve birlikte bu konuyu bir an evvel bir çözüme kavuşturalım.

Teşekkür ediyorum.