GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Aydın'ın sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması
Yasama Yılı:4
Birleşim:90
Tarih:10.06.2021

BÜLENT TEZCAN (Aydın) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii, biraz önce sayın milletvekili arkadaşım Aydın'ın kendi penceresinden görünen yönünü anlatmaya çalıştı, ben de size başka bir Aydın penceresi açayım, oradan beraber bakalım.

Geçen hafta biz de şehrimizdeydik, milletvekillerimizle beraber dolaştık. Her gün görüyorsunuz, bir müsilaj sorunuyla karşı karşıyayız, Marmara ölüyor. Her gün bir çevre katliamı haberiyle ya da bir çevre tahribatıyla uyanıyoruz ve vicdanlarımız sızlıyor; azıcık vicdanımız varsa vicdanlarımız sızlıyor.

Şimdi, değerli arkadaşlar, Menderes Nehri Söke'den denize dökülüyor, Doğanbey ve Tuzburgazı'ndan; denize dökülürken, tabiat, binlerce yıllık bir tabiat harikası oluşturmuş: Menderes Deltası'nda bir güzel Karina Dalyanı var. Karina Dalyanı insanın yapabileceği bir şey değil, tabiatta binlerce yılda oluşmuş muhteşem bir yer ve şimdi orada, Doğanbey'de, Karina Dalyanı'nda ve onun yakın çevresinde, Tuzburgazı'nda, mera alanlarında yeni bir karides çiftliği kurma girişimi var. Muhtarlar rahatsız, vatandaş rahatsız "Dalyanı yok etmeyin." diyorlar. Hesap etmişler, bu, beş yıl içerisinde oksijeni tüketecek ve o binlerce yıllık doğa harikası yok olacak. Ya, yazık değil mi, yazık değil mi? Her yerde yapılabilecek bir şeyin -beş yıllık ömrü olan- bir karides çiftliğinin, sadece rant hırsıyla o güzel tabiat harikasını, Menderes Deltası'nı yok etmesi vicdanlara sığar mı?

Değerli arkadaşlar, bütün Türkiye'ye sesleniyoruz: Artık, çevre katliamından ve çevreye dönük bu saldırılardan vazgeçelim. Karina Dalyanı'nı, Doğanbey ve Tuzburgazı'nı ranta kurban etmeyin, ranta kurban etmeyin. (CHP sıralarından alkışlar)

Bakın, arkasından, hemen yanında, Didim'de uzun zamandan bu yana bir başka problem, balık çiftliklerini getirdiler, Didim'in deniz suyunu kirletecek şekilde; yıllardır mücadele ediyoruz. Üstüne üstlük, şimdi Didim'de deniz ürünleri organize sanayi yapma girişimi var, o, denize ayrı bir tahribat. Ya, biz, turizm... Bakın, şimdi, şu pandemide herkes neyin peşinde? Turizm gelirlerini nasıl artırabiliriz, 3 turist daha fazla gelirse acaba Türkiye bu sıkıntıdan kurtulabilir mi diye bir telaş içerisinde ama dönüp bakıyorsunuz, denizlerimizi, kısa günün kârı uğruna, rant uğruna katleden bir anlayış Türkiye'nin her yerinde tabiata saldırıyor. (CHP sıralarından alkışlar)

Bir başka şey, işte, bugün Marmara'yla ilgili araştırma önergesi görüşülecek. Marmara Denizi gözümüzün önünde gitti. Şimdi, Sayın Erdoğan dün "talan İstanbul!" projesinin temelinin atılacağını söyledi. Yani, göz göre göre Marmara'da bunlar yaşanırken deniz patlıcanlarının denizi temizlediği bilinmesine rağmen bir başka yerde deniz patlıcanlarının avlanması ve ihracatı devam ediyor. Didim'de vatandaşlar "Bırakın, bu, denizi temizliyor." diyor. Denizi temizleyen, doğanın kendini temizlediği en önemli bir ürünü ihraç etmeseniz ne olur? 3 kuruştan mahrum olsanız ne olur? 3 kuruş eksik kazansanız ama o güzel Didim'in denizi temiz kalsa ne olur? Bu rant hırsı Türkiye'nin her yerinde havayı, toprağı, suyu, denizi kirletmeye devam ediyor. Denizi yok etmeyin, bugünün kârı uğruna çocuklarımızın geleceğini yok etmeyin. Bakın, deniz salyası meselesini gördük Marmara Denizi'nde. Ya, bununla mücadele etmek için burada Türkiye Büyük Millet Meclisi Meclis araştırması komisyonu kuracak. Bütün bilim insanları, bugün değil, bir yıl önce, iki yıl önce "Bu kanalı açarsanız Marmara Denizi ölecek, çürük yumurta kokacak, deniz yaşamı bitecek." diyor ama göz göre orada hangi ailelere, hangi arsalar peşkeş çekildiyse çocuklarımızın geleceği peşkeş çekiliyor; yapmayın, kıymayın, bu memlekete kıymayın; söylediğimiz şey bu değerli arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT TEZCAN (Devamla) - Son, bitiriyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Devam edelim.

BÜLENT TEZCAN (Devamla) - Teşekkür ederim.

Bakın, biz, yol yapılmasına karşı değiliz, yolsuzluğa karşıyız; yola karşı değiliz, yolsuzluğa karşıyız. Aydın'da otoyol yapılsın, otoyol yapılmasın diyen yok. Ya, projeyi yapıp işi ihale ettikten sonra 3 kere güzergâhı niye değiştirirsiniz? Oraya da gittik, Çamdibi köyüne gittik, Buharkent'e gittik, Kuyucak'a gittik; gezdik orayı da, gördük vatandaşı. Öyle "Tarım arazilerine dokunmamak için çaba harcıyoruz." sözünü bırakın. Tam tersine, tarım arazilerini yok edecek şekilde, orada arazisi bulunan hatırlı bazı kişilerin çıkarlarını koruma adına 3 kere yer değişti ya da inşaatı yapan müteahhidin maliyetini düşürmek adına. İhaleyi yapıyorsunuz, belli bir bedel üzerinden ihaleye çıkıyor, sonra maliyet düşürmek üzere vatandaşın evini yık, arsasını böl, tarlasını böl, vatandaşı tarım yapamaz hâle sok...

Değerli arkadaşlar, son sözüm şudur: Öyle bir...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

BÜLENT TEZCAN (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, bütün bunlar yaşanırken bunların yaşanmasına sebep olan anlayış nedir diye dönüp merak ettiğinizde, aslında o anlayışın şifrelerini hep beraber dün Sayın Erdoğan'ın konuşmasında duyduk ve dinledik. "Millet açsa siz doyurun." diyor. Açın hâlinden anlamayan ve "Millet açsa bu benim derdim değildir." diyen bir iktidarla dün -dehşet içerisinde- karşı karşıya kaldık. Sayın Erdoğan, biz doyururuz, aç olan milleti -biz bugün belediyelerden nasıl destek veriyorsak- doyururuz ama önce sizin gitmeniz lazım. Koyun sandığı milletin önüne, bakın, biz gelip nasıl doyuracağız.

Hepinize teşekkür ediyorum, sağ olun. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)