| Konu: | Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Honduras Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Ulaştırma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 85 |
| Tarih: | 27.05.2021 |
NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; öncelikle darbe kurbanları olan merhum Başbakan Adnan Menderes'i, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu'yu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan'ı rahmetle anıyorum. Geriye kalan sadece darbe, idam ve utanç oldu; bundan ders çıkarmak zorundayız.
Değerli arkadaşlarım, "darbe" dediğimizde hak ve hukukun yerini gücün almasından, siyasetin üzerindeki vesayetten ve atanmışların seçilmişlerin üzerine çıkmasından bahsediyoruz. Peki, biz bugün bu hastalıklardan kurtulduk mu? Hayır, kurtulmadık. Ancak, 21'inci yüzyıla girerken darbeler de şekil değiştirdi yani postallar çıktı, yerini iskarpin aldı; atanmışların yerine gücü hakkın ve hukukun üzerinde tutan seçilmişler getirildi ama en önemlisi -bu yenidir arkadaşlar- siyasetçi, siyasetçi üzerinde vesayet kurmaya çalıştı. Örnek mi? Örnek 28 Şubat ve 28 Şubattan bugüne uzanan çizgi.
Bakınız değerli arkadaşlarım, Genel Başkanımız Sayın Kılıçdaroğlu Çubuk'ta bir şehit cenazesine gitti ve dışarıdan gelen provokatörler saldırıya geçti, bunlar hepinizin gözü önünde oldu ve Savunma Bakanı ve İçişleri Bakanı da o ortamdaydı ama bu Bakanlar bakmakla yetinince oradaki Emniyetin yüksek bürokratları da ancak bakmak durumunda kaldılar. Çubuk olayını İçişleri Bakanı istihbar edemedi mi değerli arkadaşlar? Eğer istihbar ettiyse neden önlem almadı? Eğer önlem aldıysa neden anında olaylara müdahale etmedi? Güncel iddiaları ben bir kenara bırakıyorum ama bu söylediklerimden, bu saydıklarımdan bir tanesi dahi eksikse, şurada, Ankara'nın banliyösü sayılabilecek Çubuk'ta, güvenlikten sorumlu 2 Bakanın orada olduğu bir ortamda bunlar meydana geliyorsa, ana muhalefet lideri saldırıya uğrayabiliyorsa bu İçişleri Bakanının zaten istifa etmesi gerekirdi; güncelden bağımsız olarak bunları söylüyorum.
Değerli arkadaşlar, 28 Şubat devam ediyor mu? Evet, ediyor. Bakın, Sayın Akşener'i, İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Akşener'i o dönemde Çevik Bir tehdit etmişti, bugün Sayın Cumhurbaşkanı tehdit ediyor ve hatta diyor ki "Daha neler olacak, göreceksin." Sayın Cumhurbaşkanı, âdeta, 28 Şubat'ın bin yıl süreceğini bir anlamda teyit ediyor.
Bugünün genel tablosu değerli arkadaşlarım, siyasi parti liderleri ne yazık ki tehdit altında veya cezaevindedir, yargı baskı altındadır, hazinedeki ve Merkez Bankasındaki erimenin hesabı verilmemiştir, yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklar zirve yapmıştır. İşte bu ortama darbe ortamı dememek için daha ne eklersiniz sadece bunu merak ediyorum.
Bir de KHK'ler var değerli arkadaşlar. KHK'lerde 2 tane imza dikkati çekiyor, Başbakan Binali Yıldırım, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu. Şimdi, bunlar neden önemli? Şunun için önemli: Bugünlerde halk içinde dolaşın, sosyal medyaya şöyle bir girin, bu 2 isim hakkındaki şayialar zirve yapıyor. Peki, hüküm verelim mi? Hayır vermeyelim ama ortada bir şayia var. Peki, bu iddiaları dikkate alalım mı? Çok değerli arkadaşlarım, ciddi bir hata yapıyorsunuz, iddia ile müddeiyi ayırmak zorundasınız. Size şurada akli yeterliliği olmayan birisi, bir çocuk, akli melekelerini kaybetmiş veya sicili kabarık birisi "Şu uçakta bomba var." dese o uçağı kaldırır mısınız? Eminim ki kaldırmazsınız. E peki, neden? Çünkü sonuçları çok ciddi olabilir. E ben de diyorum ki, hakkında iddialar olan insanı siz pilot koltuğuna oturtuyorsunuz, devletin pilot koltuğuna oturtuyorsunuz ve uçuşa devam ettiriyorsunuz. Ben size ortak olun demiyorum, dünür olun demiyorum, birlikte tatile çıkın demiyorum, sadece iddiaları dikkate alın diyorum.
Değerli arkadaşlar, bu iddiaları dikkate almak zorundasınız çünkü iddia içeriden geliyor -iddianın ikinci önemli noktası da bu- yani Türk Hakanı ilan ettiğiniz, en hayırsever iş adamı ilan ettiğiniz bir kişi, bir kankanız, bizi tehdit eden birisi, size harçlık verdiğini iddia eden birisinden geliyor. İşte, bu yüzden bu iddiaları ciddiye almalı ve çürütmelisiniz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) - Çok değerli arkadaşlarım, evet, Sayın Süleyman Soylu'nun bu KHK'lerde imzası var. Milletvekilleri tehdit altında, Barış Atay Kadıköy'ün en kalabalık caddelerinden birinde saldırıya uğradı.
Silahla işim olmaz, güvenlik açısından silah istedim, KHK'li olmam gerekçesiyle reddetti. Şahsi bir iş olarak gündeme getirmiyorum, belge olduğu için gündeme getiriyorum ama aynı adama bakıyorsunuz, kırmızı bültenle aradığı insana full pansiyon koruma veriyor, jammer veriyor, arabasına da ışıldaklar takıyor. İşte, ben, bu çelişkiden bahsediyorum. Süleyman Soylu "Soruşturun." diyor. Yahu, belinde silah, üstüne oturduğun sandığı kim, nasıl soruştursun? İstifa et ki soruşturalım.
Hepinize saygılarımı sunuyorum. Sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)