GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 27 Mayıs 1960 darbesine, cezaevinde bulunan 83 yaşındaki Mehmet Emin Özkan'ın durumuna ve Ergani Belediyesine kayyum atanmasına ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:4
Birleşim:85
Tarih:27.05.2021

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, sayın vekiller; 27 Mayıs darbesinin yıl dönümü bugün. Ne yazık ki Türkiye Cumhuriyeti tarihinde maalesef darbeci bir gelenek oluşmuştur ve Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca da 27 Mayıstan başlayarak bugüne kadar çeşitli tarihlerde siyaset darbelerle karşı karşıya kalmıştır. 27 Mayıs darbesi, daha sonra defalarca yok sayılan halk iradesine vurulan ilk darbedir ve 27 Mayıs 1960'da halkın iradesinin temsili olan Türkiye Büyük Millet Meclisi, seçilmiş milletvekilleri, üniversite hocaları, sivil siyaset yapan birçok isim tutuklanmış ve Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan idam edilerek Türkiye tarihine kara bir leke sürülmüştür.

Darbeler, sivil siyasete yönelik müdahaleler, seçilmiş halk iradesine saldırılar her dönemde olduğu gibi maalesef günümüzde de Türkiye siyaset sahnesinin bir vakası hâlinde sürmektedir. Darbelerden, sivil ve askerî vesayetten kurtulmanın yolu cumhuriyetin demokratik bir karakter edinmesiyle mümkündür. Bu nedenle 27 Mayıs darbesinin yıl dönümünde demokratik ve adil bir ülke için mücadeleyi, hem yerel hem merkezî düzeyde halkın iradesinin gaspına karşı mücadeleyi önemli gördüğümüzü bir kez daha vurguluyoruz. Sivil ve askerî vesayet karşısındaki mücadele demokrasi, hukuk, adalet ve özgürlük mücadelesidir aynı zamanda. Milletin verdiği yetkiyi millet alır ve sandıktan çıkan sonuç, sandık hukuku ve sandık adaleti dokunulmaz olmalıdır. Düzmece iddianameler ve kurgu mahkemelerle sandık hukuku asla değiştirilmeye tevessül edilmemelidir. Bir kez daha 27 Mayıs darbesini kınadığımızı ifade etmek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim.

Değinmek istediğim ikinci konu -dün de burada konuştuk, bir kez daha konuşacağız ve bu konuyu durmadan da konuşmaya devam edeceğiz- Mehmet Emin Özkan. Gerçekten utanç verici bir durumdan söz ediyoruz. Bakın, Lice davası iddianamesinde olayla ilgisi olmadığının açığa çıkmasına rağmen yirmi beş yıldır cezaevinde tutulan bir kişiden söz ediyoruz. Şimdi, işin politik yanını ayrıca değerlendiririz ama sağlık durumu giderek kötüleşen bir kişidir Mehmet Emin Özkan. 83 yaşında, yaşlı ve her şeyden önce ağır hasta bir tutsak. Özkan'ın guatr, bağırsak, kalp, yüksek tansiyon, beyinde baloncuk gibi birçok rahatsızlığı bulunuyor. 5 kez kalp krizi geçirdi cezaevinde, 4 defa anjiyo oldu ve hafıza kaybı var, kulakları duymuyor ve çok ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya. Sadece geçen hafta dört günde 4 kez hastaneye kaldırıldı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Yürümekte zorluk çeken bir kişiden söz ediyoruz. 83 yaşında ve bu insan hâlâ salınmıyor, Adli Tıp Kurumunun "Cezaevinde kalamaz." raporu vermesine rağmen bırakılmıyor. Gerçekten inanılır gibi değil, insanlık dışı bir durumla karşı karşıyayız.

Bir kez daha Adalet Bakanlığına sesleniyoruz, bir kez daha siyasi iradeye sesleniyoruz: Bakın, 83 yaşındaki bu insanın hiç olmazsa son günlerini evinde, ailesiyle geçirmesine imkân sağlayacak bir adımın acilen atılması gerekiyor.

Bugün Adalet Bakanı demiş ki: "Türkiye, haklarıyla bütün dünyaya örnek oluyor." İşte eğer Türkiye örnek olmak istiyorsa -Adalet Bakanlığına sesleniyorum- o zaman, 83 yaşındaki bir kişinin hâlâ bu durumda cezaevinde tutulmasına son vermesi gerekiyor. Bir kez daha buna vurgu yapmak istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Mehmet Emin Özkan'ın acilen salınması gerekiyor ve son günlerini ailesiyle geçirmesinin sağlanması gerekiyor. İnsani bir talepten bahsediyoruz, bu siyasi bir konu değil artık.

Şimdi, son bir noktaya daha değinerek sözlerimi bitireceğim. Hatırlarsanız, ben burada, geçtiğimiz yıldı, bu konuyu tekrar konuşmuştum. Ergani Belediyesine kayyum atandı. Kayyum atandığı zaman burada konuşmuştum -Grup Başkan Vekilleri de hatırlar, hatta birkaç kere konuşmuştum Ergani Belediyesiyle ilgili olarak- şimdi, o zaman "Ergani Belediyesine haksız yere kayyum atandı ve bunun sonucunda bir şey çıkmayacaktır, göreceksiniz." dedik ve öyle oldu. Ergani Belediyesi Eş Başkanımız Ahmet Kaya yargılandı ve kayyum atamasına gerekçe olan davanın yargılama sonucunda beraat etti. Üstelik, beraat etmesine sebep olan kararda savcılık makamı da beraat talebinde bulundu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Hâkimler de mahkeme heyeti de oy birliğiyle, bu iddiaları doğrulayacak bulgu ve belgeye rastlanmadığı gerekçesiyle beraat kararını verdi. Yani aslında dava o zaman benim söylediğim gibi olması gerektiği şekilde sonuçlandı. Buralarda bir sorun yok. İtiraz etme süreçleri işledi, herhangi bir itiraz gerçekleşmedi ve mahkeme de gerekçeli kararı taraflara ulaştırdı. Buralarda da bir sorun yok. Kararda da istinaf yolu kapalı olacak şekilde beraat kararı kesinleşmiş oldu. Esas mesele bundan sonra başlıyor. Ergani Belediyesi Eş Başkanımız Ahmet Kaya, Diyarbakır Valiliğine gidip diyor ki: "Beraat ettim, görevime yeniden iade talebinde bulunuyorum." Dilekçe sunmak istiyor, memurlar idari izinde diye dilekçeyi önce almıyorlar. Ondan sonra ne oluyor? Diyarbakır Valisi ve İçişleri Bakanlığı devreye giriyor ve "Bu karar bizleri mağdur edecek bir karardır." deniliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, toparlayın Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Toparlıyorum efendim.

Ve Diyarbakır Valiliği ve İçişleri Bakanlığı kesinleşen kararın bozulması talebinde bulunuyor. Bunun sonunda kesinleşme kararı bozulup dosya istinaf mahkemesine gönderiliyor. Yani şimdi ne anlatalım acaba diye... O gün "Belediye Eş Başkanı, Ergani Belediyesine kayyum atanması için haksız yere suçlanıyor." diye demiştik. Savcının ve mahkeme heyetinin talebi üzerine mahkemeden bu karar çıkıyor fakat tekrardan İçişleri Bakanlığının ve Valiliğin talebiyle bozuluyor. Şimdi, hukuksuzluk had safhada. Niye bunu bugün anlatıyorum biliyor musunuz? 27 Mayısı konuşuyoruz ya 27 Mayısta bazı iradelerin seçim hukukuna, sandık hukukuna musallat olması ne kadar haksız ve yanlıştır diye konuşuyoruz ya işte Ergani Belediyesinde yaşanan da böyle bir şeydir. Yani sadece yerelde değil...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bitiriyorum efendim, son cümlem.

BAŞKAN - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Sadece merkezî siyasette değil yerel siyasette de demokrasinin olabilmesinin yolu, iktidarın bu tür musallat olma hâlinden uzaklaşması ve vazgeçmesidir; bunu tekrar vurgulamış olalım.

Teşekkür ediyorum.