| Konu: | Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Mozambik Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 84 |
| Tarih: | 26.05.2021 |
İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Karaman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Gündemimiz aslında çok yoğun ama iktidar partisi, iktidara yön veren partiler maalesef Meclisimizin gündemini kendilerine göre belirliyorlar ve halkın gündeminden uzak gündemlerle uğraşmak zorunda kalıyoruz. Ben, Orta Anadolu çiftçisini zorda bırakan kuraklık ve buğdayla ilgili bir konuşma yapacağım.
Geçtiğimiz günlerde, Toprak Mahsulleri Ofisi sert ekmeklik buğdayın alım fiyatı olarak 2.250 lira, arpa alım fiyatı olarak da 1.750 lira fiyat açıkladı. Açıklanan buğday ve arpa alım fiyatı, açıklamanın yapıldığı gün itibarıyla serbest piyasada uygulanan fiyatın altında kaldı. Buğdayda fiyatın 2.350-2.400 lira olduğu bir dönemde açıklanan 2.050-2.250 lira arasındaki fiyat, âdeta piyasa kırıcılığı olmuştur. İlk bakışta açıklanan fiyat geçen yılki fiyatın yüzde 30-36 oranında üzerinde gibi görünse de hem piyasada uygulanan güncel fiyat hem de üretim maliyetlerindeki artışla karşılaştırıldığında çiftçinin yine zararına yol açmaktadır. Üretim maliyetine etki eden gübre, mazot, zirai ilaç gibi girdilerin fiyatlarında son bir yıldaki artış ortalama yüzde 60 civarında oldu; üstelik, bu hesaba geçtiğimiz günlerde akaryakıttaki ÖTV'ye yapılan artış nedeniyle ortaya çıkan yüzde 10'un üzerindeki zam dahil değil. Hâl böyle olunca açıklanan fiyat yeterli değildir. Bunun yanında, tüm Türkiye'de yaşanan kuraklık sebebiyle ortaya çıkan verim kaybı da dikkate alındığında gerçekten buğday ve arpa fiyatları çok yetersizdir, çiftimizin belini bükecektir. Zaten boğazına kadar borca batan çiftçi kaldıramayacağı bu üretim maliyetinin altında inim inim inlemekte, böyle bir maliyeti taşıması da kabul edilememektedir.
Karşı karşıya olduğumuz diğer bir durum da Orta Anadolu'da, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yaşanan kuraklıktır. Hububat alım fiyatlarının yetersizliği yanında bu kuraklık da tüm ülke sathında etki göstermektedir. Uzmanlar tarafından yapılan tahminlerde, hububat ekili alanlarda en iyimser tahminle buğdayda yüzde 10 yani 2 milyon ton rekolte kaybı öngörülmektedir. Belirtmeliyim ki bu tahmin oldukça iyimser bir tahmin. Zira, kıraç alanlardaki hububat tamamen yanmış, verim kaybı toplamda yüzde 90'a ulaşmıştır, sulu tarım yapılan yerlerde ise verim kaybı yüzde 30-40 civarına ulaşacak boyuttadır.
Sayın iktidar milletvekillerine bir öneride bulunmak istiyorum: Araziye bir çıkın, çiftçilerimizi bir dinleyin, bir dokununca bin ah işiteceksiniz. Çiftçimiz bu kuraklık altında ezilmekte, evini geçindirecek geliri bile elde edemeyecek durumdadır.
Geçtiğimiz hafta Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun talimatı üzerine Adana Milletvekilimiz Ayhan Barut, Mersin Milletvekilimiz Cengiz Gökçel ve Konya Milletvekilimiz Abdüllatif Şener'le birlikte seçim çevrem Karaman ve Konya ilimizde çiftçilerimizle ve çiftçi temsilcilerimizle buluştuk. Arazide yaşanan kuraklığı bizzat gözlerimizle gördük. Karaman merkez ve Kazımkarabekir ilçelerimiz ile Konya merkez ve Ereğli, Karapınar, Cihanbeyli ve Kulu ilçelerinde çiftçilerimizle, ziraat odalarımızla görüştük. Gerçekten hububat üreticisi çiftçilerimizin sıkıntısı çok büyük. Herkesin Türkiye'nin buğday ambarı olarak bildiği bu bölgede buğday ve arpa can çekişiyor, çiftçi perişan hâlde. Yirmi yıllık AKP iktidarının çok oy aldığı ama bir türlü suya kavuşturamadığı Karaman ve Konya Ovası susuzluktan kavruluyor. Mesela Konya Ovası'nda yüzde 70 olan yer altı suyu kullanımı yüzde 85'e yükselmiş durumda. Karaman ve Konya'da sulama projeleri hayata geçirilemediği için mümkün olan yerlerde yer altı suyu kullanılmaktadır. Yer altı suyunun çıkarılabilmesi için iki enerji kaynağı kullanılmaktadır, elektrik ve mazot. Her ikisinin de fiyatı ortada, birine daha geçen gün yüzde 10'un üzerinde zam yapıldı, diğerinin borçları ise çiftçinin belini bükmüş durumda, ödenemeyecek hâle gelmiş durumda. Elektrik bedellerini çiftçimiz ödeyememekte, borç altında ezilmektedir.
Çiftçilerimizin iktidardan beklentilerine gelirsek: Kuraklık özelinde çiftçimiz, borçlarının en az bir yıl süreyle ara ödemesiz ve faizsiz ertelenmesini beklemektedir. Önümüzdeki yıl için tarlasını ekebilmesi ve evinin geçimini sağlayabilmesi için hibe desteğiyle desteklenmesini beklemektedir. Zira, hububat üreticisi bu yıl hiçbir gelir elde edemeyecek duruma düşmüştür. Pandemi sürecinde çiftçimize hiçbir destek sağlanamadığı da unutulmamalıdır. Buğday, arpa ve hububat alım fiyatları yeniden gözden geçirilmeli, yaşanan kuraklık da dikkate alınarak buğdayda en az 2.500 liraya, diğer hububatlarda ise fiyat açıklanmadan önceki piyasa fiyatları seviyesine yükseltilmelidir. Hükûmetin "Mazota harcanan paranın yarısını karşılayacağız." sözünü tutması gerekmektedir, zira seçim öncesi mazotla ilgili verilen sözler bugüne kadar tutulmamıştır.
Yine, Tarım Kanunu'nun 21'inci maddesindeki hüküm uygulanmalı, çiftçi destekleri en az 1 kat artırılarak millî gelirin yüzde 1'i seviyesine çıkarılmalıdır.
Bu özel tedbirlerin yanında daha genel olarak bölge için uzun vadeli çözüm ise bölgedeki su sorununun çözülmesidir. Kuraklıkla birlikte daha ciddi bir tehdit hâline gelen su sorununun çözülebilmesi için geçici önlemler değil, kalıcı, etkili ve planlı bir çalışma yapılması gerekmektedir. Bölge dışındaki kaynaklardan bölgeye su getirilmesi, bölgedeki sınırlı su kaynaklarının da tasarruflu kullanılmasının sağlanması bu bakımdan son derece önemlidir.
"Konya Ovası Projesi kapsamında yapılan Mavi Tünel Projesi'yle yıllık 414 milyon metreküp su Konya Ovası'yla buluşturulacak." denildi. Ancak Mavi Tünel Projesi'nden sadece Konya'nın içme suyu sağlanabilmektedir. Tarım arazilerine, maalesef, Mavi Tünel'den su sağlanamamıştır.
Bölgede mevcut suların yetersiz olmasından dolayı açık havzalardan Konya kapalı havzasına su aktarımı yapılmalıdır. Bu sebeple Türkiye'nin tahıl ambarı olan Konya havzasına havza dışından su taşınması acil bir ihtiyaçtır. 2013 yılında KOP Bölgesi'ne Havza Dışından Su Temini Önerileri Raporu hazırlanmış ve raporda Mavi Tünel Projesi'nin Konya'nın kuzeyini kapsamaması sonucundan hareketle Karasu'nun Kızılırmak üzerinden Tuz Gölü havzasına taşınmasının elzem olduğuna dikkat çekilmiştir. Raporda, Kulu, Cihanbeyli, Altınekin gibi ilçeler ile Aksaray'ın dışarından sağlanan bu kaynakla suya kavuşturulmasıyla tarımsal üretimde büyük artış olacağı ve bölgedeki refah seviyesinin yükseleceği belirtilmiştir. Bu kapsamda, bahsi geçen bu projeyle Fırat'ı oluşturan Karasu'nun 110 kilometrelik derivasyon hattıyla Kızılırmak üzerinden Konya kapalı havzasının kuzeyine taşınması sonucunda bölgeye yıllık 800 milyon metreküp suyun aktarılmasının mümkün olacağı belirtilmiştir. Mavi Tünel'den havzaya transfer edilen suyun yeterli olamayacağı yönündeki uyarılarımızı dikkate almayanlar, Kızılırmak üzerinden Konya kapalı havzasının kuzeyine su taşınmasına da sıcak bakmamış olacak ki bugüne kadar bu projeden ses çıkmamıştır. Mesela, Karaman'daki barajlarda basınçlı kapalı sulama sistemine yeterli düzeyde geçilememiştir. Bir an evvel bu yoldaki projeler hayata geçirilmelidir.
Daha önce gerek soru önergelerinde gerek Meclis araştırması önergelerinde ve gerekse burada, Genel Kurulda söz alarak dile getirdiğim sulamada yaşanan bu sorun, kuraklık ve ürünlerin tarlada kalması yeni veya beklenmedik bir sonuç değil; tüm uyarılara rağmen yıllardır elini taşın altına koymayan iktidarınızın çiftçimize reva gördüğü acı bir gerçektir.
Karaman ve Konya'da çiftçilerimiz sulama konusunda asılsız vaatlerle oyalanmaktadır. Mesela, Bakanlığın 2021 yılı için Cumhurbaşkanlığı Yatırım Programı'na alınmış ve ödeneği ayrılmış bir projesi yokken yapılacak sulama projelerinden, ihalelerinden söz edilmektedir. Çiftçimize bunu yapmayın, gerçek neyse onu söyleyin, o da planlamasını ona göre yapsın, en azından zarar etmesin.
Son olarak şunu belirtmeliyim ki AK PARTİ, artık Orta Anadolu çiftçisine üvey evlat muamelesi yapmaktan vazgeçmeli; 2018'den bu yana doğu ve güneydoğuda 6 ilde uyguladığı tarımsal sulamada kullanılan elektrik desteğini, her yıl değişen oranlarda yüzde 65, 55, 45, 35 ve 25 olarak desteklediği tarımsal elektrik desteğini Orta Anadolu çiftçisi için de uygulamalıdır; Karaman'da, Konya'da, Aksaray'da da bunu yapmalıdır. Niye yapmıyorsunuz? Oysa buralar sizin oy deponuz, yıllarca buradan yüzde 70-80 düzeyinde oy aldınız. Yoksa siz Orta Anadolu'yu, Konya'yı, Karaman'ı, Aksaray'ı çantada keklik mi görüyorsunuz? Ülkenin her alanında adaletin terazisini bozdunuz. Geldiniz, çiftçinin alın terinin söz konusu olduğu böylesi bir durumda bile eşitliği sağlayamıyor; bilakis kendi elinizle, bile isteye bozuyorsunuz. Bu kibirden, "çantada keklik" "ceketimi koysam seçtiririm" anlayışından vazgeçin.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)