GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Elektrik şirketlerine yapılacak yardımın faturalara yansıtılmasını kınadıklarına, İçişleri Bakanlığının kısmi kapanma genelgesinin neden yurttaşlara eşit uygulanmadığını öğrenmek istediğine, Sağlık Bakanlığının aşılama sürecini şeffaf sürdürmesi gerektiğine, iktidarın yanlış pandemi yönetiminin insanların ruh sağlığını etkilediğine ve görevden alınan Sağlık Bakan Yardımcısı Emine Alp Meşe ve Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan hakkında soruşturma açılması gerektiğine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:4
Birleşim:75
Tarih:21.04.2021

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan, sayın vekiller; pandemi döneminde yurttaşına sosyal güvence anlamında sahip çıkmayan, esnafı, emekçiyi, emekliyi perişan eden ve süreci yönetemeyen iktidar, şimdi de bu süreçte zorluk yaşayan elektrik şirketlerine yardım etme kararı aldı. Peki bu yardım nasıl yapılacak? Hazinede, kasada para kalmadı ama kolayı bulundu, vatandaşın elektrik faturasına yansıtılacak bu yardım. Ne kadar yardımın toplamı? 3 milyar Türk lirası. Gerekçe: Pandemi ve ekonomik daralma nedeniyle elektrik tüketimi azaldı, elektrik üretim fiyatları düştü, bu nedenle santraller zor durumda. 2018-2019 ve 2020'de de bunlar yapıldı. Bu yıl planlanan 2,6 milyar lira 3 milyar Türk lirasına çıktı. Şimdi, yurttaşlar zaten zamlı elektrik faturalarını ödemiyor, buna bir zam daha eklenecek ve bakın, bu nisan ayında yüz binlerce yurttaşımızın ödeme yapamadığı için elektrikleri kesildi, böyle bir dönemi yaşıyoruz. Şimdi, biz diyoruz "Esnafa, küçük üreticiye, emekliye, emekçiye faturalarının ödenmesinde kolaylık sağlansın, yapılandırılma yapılsın." İktidar diyor "Biz faturaları daha da şişireceğiz, hiç ödeyemeyecek hâle gelecekler." Bir kez daha bu anlayışı kınadığımızı söyleyelim.

Şimdi, her şeyde çifte standart ve eşitsizlik uygulanıyor. Acı bir şey bu söyleyeceğim ama gerçekten bunu da konuşmak gerekiyor. Bakın, İçişleri Bakanlığı 14 Nisan tarihinde 81 ilin valiliklerine kısmi kapanma genelgesi gönderdi. Bu kısmi kapanma genelgesinde, kendisi veya eşinin vefat eden birinci derece yakınının ya da kardeşinin cenazesine veya cenaze nakil işlemlerine katılmak için refakat edecek olan kişi sayısı en fazla 8 olarak belirlendi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin, buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Şimdi, normalde demek ki vatandaş kendi ailesinden vefat edenlerin cenazesine ancak sınırlı sayıda katılabiliyor ve doğru dürüst taziye de yapılamıyor, taziye de kurulamıyor ama geçen gün -Allah rahmet eylesin- Nur cemaatinin Meşveret grubunun liderinin cenazesinde ortaya çıkan manzara bunun tam tersi oldu. Üstelik de yine, bakanların ve çeşitli üst düzey bürokratların katıldığı bir cenaze ve son derece kalabalık, pandemi koşullarının ve kurallarının kesinlikle göz önünde bulundurulmadığı bir durumla karşı karşıya kalındı. Şimdi soruyoruz bu iktidara: Neden İçişleri Bakanlığının gönderdiği genelge yurttaşlara eşit uygulanmıyor? Bu ülkenin yurttaşları eşit değil mi? Birilerinin cenazesi sadece en fazla 8 kişiyle kaldırılırken eşit olmayan bir şekilde cenazelerin bu şekilde kalabalık kaldırılması uygun mu sorusunu doğrusu soruyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin, buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim.

Çünkü neden bu soruyu soruyoruz? Bakın, salgın -sizler de biliyorsunuz, hepimizin derdi- bir felakete dönüştü. Bunun sorumlusu kim? Bunun sorumlusu sağlık çalışanları mı, sağlık emekçileri mi? Yüzlerce kişinin öldüğü, on binlerce kişinin pandemiyle karşı karşıya kaldığı bir durumda sağlık emekçileri ve çalışanları değil, sorumlusu kötü yönetim ve iktidar elbette ki. Bakın, 22 Ocakta Türkiye'de her 1 milyon kişideki vaka sayısı 90'lar düzeyindeydi. Aynı dönemde Amerika'da 1 milyon kişide 550, İngiltere'de 600 civarıydı. Aradan zaman geçti, Nisan 17-20 aralığına baktığımızda, ABD'deki 550 indi 200'e, İngiltere'deki 600 indi 50'ye, Türkiye'deki 90'lar çıktı 700 üzerine. Peki, bunun sorumlusu kim? Tabii ki iktidar, pandemi yönetimindeki yapılan yanlışlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sözlerinizi tamamlayın lütfen.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Toparlıyorum efendim.

Ölüm sayısı 400'ün üzerine çıktı resmî verilerde, gayriresmîler daha yüksek. Günlük vaka sayısı 60 binin üzerinde seyrediyor, bir türlü aşağıya çekilemiyor ama bu arada da aşılamada büyük bir skandal yaşanıyor. Sağlık Bakanlığı duyuru yaptı "55 yaş için aşılama başladı." diye, insanlar aşı randevusu almaya çalışıyorlar, alamıyorlar. Randevu alıp da aşı olmaya gidenler "Aşı kalmadı." diye geri gönderiliyor ve bundan dolayı da sağlık çalışanları bir sıkıntı yaşıyor, çünkü vatandaş zannediyor ki bunun sorumlusu sağlık çalışanları, sağlık emekçileri. Dolayısıyla, onlara yönelik eleştiriler ve şiddete varan itirazlar gündeme geliyor.

Şimdi, biz bir kez daha çağrı yapıyoruz ve bu aşılama sürecini şeffaf yönetemeyen ve yanlış yapan Sağlık Bakanlığının bu konudaki uygulamalarını gerçekten şeffaf ve sağlık örgütleriyle paylaşır bir şekilde sürdürmesi gerekiyor ve bu sorunun bir an evvel aşılması gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi lütfen.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Toparlıyorum efendim.

Biliyorsunuz, geçen gün bir araştırma şirketi Dünya Ekonomik Forumu için bir araştırma yapmış 30 ülkede 70 yaşın altındaki 21 bin kişiyle ve sormuş: "Coronavirüs döneminde ruh ve akıl sağlınız nasıl?" diye. Türkiye'deki çıkan tabloda, işte, bu yanlış yönetimin ve iktidarın kötü yönetiminin sonucunda yüzde 61 ruh ve akıl sağlığının bozulduğunu söylemiş. Bizden sonra gelen ülke Macaristan yüzde 56; e, orada da Orban var, normal, bunu yadırgamıyoruz. 2021'in başından beri de bu ankete katılanların önemli bir kısmı duygusal ve zihinsel sağlığının bozulmaya devam ettiğini söylemiş. Türkiye yine 1'inci yüzde 43'le. İşte, iktidarın yanlış pandemi yönetimi insanları sağlığından ediyor, ruh sağlığından ve akıl sağlığından da aynı zamanda.

Son bir cümle şuna değinmek istiyorum...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Son kez mikrofonu açıyorum, buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim.

Bakın, kabine değişikliği oldu ve aslında istifa etmesi gereken bir bakan, Ticaret Bakanı istifa etmedi, sanki bir tür teşekkür gibi görevinden alındı. Bu, uygun bir şey değil yani etik açıdan da baktığımızda uygun olmadığını biliyoruz, hukuki açıdan da baktığımızda uygun olmadığını biliyoruz. Çok merak ediyoruz yani daha önce de Sağlık Bakan Yardımcısı Emine Alp Meşe görevden alınmıştı ve görevden alınma gerekçesi kamuoyuna açıklanmamıştı; çeşitli laflar dolaştı ortada test kitinin uygun fiyata alınmaması nedeniyle. Şimdi, Ticaret Bakanında da aynı durum ortaya çıktı. Bakın, görevden alma yetmez, tekrar söylüyoruz: Bu Bakan Yardımcısı ve Bakan hakkında soruşturma açılması gerekiyor. İktidar yanlış yönetimin yanı sıra yolsuzluk ve uygun olmayan harcamalara da göz yumuyor. Bunu, eleştirilerimizi bir kez daha iletmiş olalım.

Teşekkür ediyorum.