| Konu: | Emeklilerin bayram ikramiyesinin artırılması gerektiğine, Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezî Şubat 2021 aylık bülteni verilerine ve cezaevlerinde yaşanan sorunlara ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 74 |
| Tarih: | 20.04.2021 |
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın vekiller, bayram yaklaşıyor ve emekliler özellikle ikramiye ödemelerini bekliyorlar. Emekli bayram ikramiyeleri üç yıldır artmadı bu ülkede ve özellikle enflasyona ve asgari ücrete göre çok ciddi bir erime yaşandı. Emekli bayram ikramiyeleri asgari ücrete göre 763 lira, gıda enflasyonuna göre 677 lira, enflasyona göre ise 556 lira gerilemiş görünüyor.
Şimdi, hatırlarsak, asgari ücretin 1.063 lira olduğu 2018 yılında belirlenmişti bayram ikramiyesi ve asgari ücretin yüzde 62'si tutarında belirlenmişti. Aradan geçen üç yılda 1.000 Türk lirası olan bayram ikramiyesine herhangi bir zam uygulanmadı ve bugüne kadar emeklilerin 2 bayram ikramiyesi kaybına baktığımız zaman -bu hesaba göre- 1.500 lira kayıp olduğunu görüyoruz. Şimdi, eğer "Enflasyon oranına göre emekli ikramiyelerinin artması doğrudur." diyorsak -ki öyledir, en azından öyledir- emeklilerin bayram ikramiyesinin en az 1.800 lira olması gerekmektedir. Dolayısıyla emeklilerin beklentileri emekli ikramiyelerinin yükseltilmesi doğrultusundadır. Bu kayıplar giderilmelidir. Elbette ki emeklilerin genel durumlarına baktığımızda bu ikramiye artışı, bu yıllardır süren kaybı giderecek ölçüde olmayacaktır ama hiç olmazsa bu bayramda, bir nebze olsun, emeklilerin yaşam koşullarında bir rahatlama sağlayacaktır. Emeklilerin bayram ikramiyelerinin asgari ücret artışına paralel artması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz ve asgari ücrete paralel bir bayram ikramiyesi artışının her bir bayram ikramiyesi için en az 1.800 lira olması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.
Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi, "Şubat 2021 Aylık Bülteni"nde borçların durumlarını açıkladı ve gerçekten, gelinen noktada, hanelerden bireylere, KOBİ'lerden esnafa kadar tüm Türkiye'de insanların ancak kredi alarak geçimini ve idaresini sağladığı görünüyor bu verilere göre.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edin lütfen.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim.
Yani aslında, iktidar, borçlandırarak yönetme stratejisini sürdürmektedir ve büyütmektedir önemli ölçüde.
Baktığımızda, kredilerde bugünkü paraya göre 3,8 trilyon bir artış olduğu görünüyor yani yüzde 30 artmış 2021 yılının Şubat ayı itibarıyla, bir önceki yılın aynı ayına oranla krediler yüzde 30 artmış. Ticari kredilerdeki artış yüzde 28 olmuş, 2,9 trilyon civarında. Bireysel kredilerde yüzde 36 artış gerçekleşmiş. Bireysel kredi kullanan yurttaş sayısı 34,5 milyona ulaşmış, son bir yılda 2,3 milyon kişi artmış.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi, buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - İlk defa ihtiyaç kredisi kullananlardan 325 bin kişi daha borçlanmış. Yani çok ciddi bir borç ekonomisinin, kredi aldırarak ekonomisini ve hayatını sürdürme dayatmasının topluma reva görüldüğünü görüyoruz. Baktığımız zaman, her yıl artan ölçüde de icra takipleriyle karşı karşıya kalınıyor kredi borçlarından dolayı ve yine son sayılara göre 132 bin kişilik bir artış olmuş, icra takibinde görünüyor.
Bir kez daha iktidarın ekonomi politikalarının aslında dar gelirli yurttaşlarımız açısından nasıl ağır bir travma ortaya çıkardığını görüyoruz ve bu borç ekonomisinin sürdürülemez olduğunu iktidara bir kez daha hatırlatıyoruz.
Şimdi, bir vicdansızlıkla ilgili birkaç cümle söylemek istiyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sözlerinizi tamamlayın lütfen.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Toparlıyorum efendim.
Cezaevleriyle ilgili hep sorunlar yaşanıyor ve biz bunu dile getiriyoruz. Bolu F Tipi Kapalı Cezaevinde otuz yıldır tutuklu olan bir kişi var, Fahrettin Şahin ve 16 Nisanda şartlı tahliye olması gerekirken Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulunun iyi hâlli olmadığı kararı gerekçesiyle tahliye edilmedi ve otuz yıllık müebbet cezası biterken, çıkacağı günü beklerken "İyi hâlli değil." denilerek altı ay daha ceza verildi. Yani bu durum zaten bir skandal, bir vicdansızlık örneği fakat daha tuhaf olan nedir? Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu aldığı kararda "Kişinin dosyası incelenmiş, kurum yaşantısında tehdit, tahrik, ısrar, yalan beyan, kavga gibi zorlayıcı tutum ve davranışlarda bulunduğu düşünülmüyor. Şu an disiplin cezası bulunmadığı değerlendirilmiştir." deniliyor, ona rağmen "İyi hâlli değil." denilerek altı ay daha cezaevinde tutulmaya karar veriliyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Son cümlelerinizi alayım lütfen.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Fahrettin Şahin bir örnektir bu konuda, daha başka örnekler de var, bunları da bugün konuşacağız elbette ki ama hem Adalet Bakanlığına hem de cezaevi yönetimlerine sesleniyoruz: Bakın, bu ayıba, bu zulme son verin, hem Fahrettin Şahin hem de onun durumunda olanların, uzun yıllardır cezaevinde yatanların ve tahliyesi gelenlerin önüne engeller çıkarmayın ve tahliye edin; bu keyfî, haksız, hukuksuz, adaletsiz işleme bir an evvel son verin diyorum.
Teşekkür ediyorum.