GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Sağlık Haftası'na, kısa çalışma ödeneğinin gündeme alınması gerektiğine, kod 29'la işten çıkarılanların sorumluluğunun iktidarda olduğuna, Fatsa'da maden şirketinin yasa dışı uygulamalarına iktidarın göz yumduğuna ve Fatsa halkının mücadelesine dayanışma göstermemiz gerektiğine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:4
Birleşim:69
Tarih:07.04.2021

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, evet, Dünya Sağlık Haftası'nı kutluyoruz ama bütün dünyada çok ciddi bir salgınla karşı karşıyayız maalesef. Bu salgının Türkiye'deki yansımalarına Dünya Sağlık Haftası'nda değinmek istiyorum kısaca.

Ne yazık ki burada, bir yıldan fazladır, bu pandeminin ortaya çıkmasından bugüne kadar Mecliste defalarca bunu konuştuk fakat iktidar partilerine bunu anlatamadık. Yanlış politikalarla, sağlık krizini yönetememekle ve bu salgının yayılmasını engelleyememekle büyük bir kontrolden çıkmaya yol açıldı ve bugün bütün Türkiye haritası -hani kırmızı iller en vahim iller diye konuşuluyordu- kıpkırmızı kesildi. Bundan -çok fazla değil- bir ay öncesine kadar vaka sayıları 7 bin civarındaydı, 6 Nisan itibarıyla vaka sayısı 49 bini geçti, 50 bine dayandı yani bir ayda 7 katına çıktı vaka sayıları ve ölüm oranları da her geçen gün artıyor ve bu da son derece vahim bir tabloyu önümüze koyuyor.

Dünyada dünden bugüne tanık olunan her 100 hastadan 8'i Türkiye'de, böyle bir duruma geldi Türkiye şimdi ve 28 Şubattan bu yana toplam vaka sayısı da 2,7 milyondan 3,5 milyona tırmanmış yani son 5 haftada 800 bine yakın yeni vaka eklenmiş vaziyette. Bu korkunç bir dalga, gerçekten çok ciddi bir durumla karşı karşıyayız ve "Bu mesele sadece iktidarın meselesi değil, hepimizin meselesidir." dedik ama bu iktidara bir türlü laf anlatamadık. Bu artışın nedeni iktidarın pandemi yönetimindeki yanlış politikalarıdır, çok açık. İktidar kendi siyasi önceliklerine göre, keyfî biçimde kısıtlamalar getirdi, bu kısıtlamaları istediği zaman kaldırdı ve yanlış yaptı, yanlış yaptığını da söyledik burada defalarca; gerekli tedbirleri zamanında almayıp toplumun salgınla ve güvencesizlikle, sosyal güvencesizlikle karşı karşıya kalmasına yol açtı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Başkan.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Şimdi, Dünya Sağlık Haftası'nı konuşuyoruz. En az 200 bin sağlık çalışanı Türkiye'de hastalandı, coronayla karşı karşıya kaldı ve 395'in üzerinde sağlık çalışanı yaşamını yitirdi; corona kaynaklı yaşamını yitiren en fazla sağlık çalışanı, maalesef, Türkiye'de oldu. Şimdi, bunun karşısında, biz burada yine haftalarca tartıştık; toplumun ve sağlık emekçilerinin coranavirüs meslek hastalığı ilan edilsin, kabul edilsin taleplerine Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı dedi ki: "Evde hastalananlar var, nasıl meslek hastalığı kabul edelim." Yani böyle bir cevap vermeye cüret eden bir Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanıyla karşı karşıya kaldık.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Aslında bu laf iktidarın toplum sağlığına, halk sağlığına bakışını da özetleyen bir şeydi. Peki, bütün bunlar olurken sosyal güvencesizliği hep konuştuk, kapanma günlerinde "Kapatıyorsunuz insanları, evet, kapanma gerekiyor ama sosyal güvence sağlanmadan olmaz." dedik ve bunun olmadığı ortaya çıktı. Yani bakın, bütün esnafın, çiftçinin, işçinin, emekçinin, emeklinin en büyük derdi o sosyal güvencesizlikti.

Bakın, iktidar, Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı diyor ki: "Milyarlarca liralık maddi destek sağladık." Neymiş bu milyarlarca liralık maddi destek? "55 milyar lira destek verdik." deniyor. Ya, kısa çalışma ödeneği açısından baktığımızda 28 milyar ödendi bugüne kadar, o da 31 Mart tarihi itibarıyla sona erdirildi yanlış bir şekilde, tam tersine artırılması, asgari ücrete çıkarılması ve uzatılması gerekirken iptal edildi. Bu 28 milyar Türk lirası, bu 55 milyarın arasından da zaten İşsizlik Fonu'ndan kullandırıldı

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Yani işçinin, emekçinin hakkı olan İşsizlik Fonu'ndan kullandırıldı, hazineden değil. "Sosyal Koruma Kalkanı Desteği" adı altında verildiği iddia edilen bu 55 milyar liranın 45 milyar lirası toplamda İşsizlik Fonu'ndan harcandı. Yani yurttaşın parasıyla yurttaşa propaganda yapıyor bu iktidar.

Şimdi, tekrar dile getiriyoruz, bakın, diyoruz ki: 50 bine yaklaştı vaka sayısı, 50 bin, belki bugün 50 bini bile geçmiştir. Şimdi, derhâl kısa çalışma ödeneği tekrar gündeme alınmalıdır ve asgari ücret düzeyine çıkarılmalıdır, günlük 45 liraya endekslenmiş olan ücretsiz izin destekleri asgari ücret düzeyine çıkarılmalı ve uzatılmalıdır mutlaka ve sosyal güvence sağlanarak 50 binin üzerine çıkmış olan vaka sayısını aşağı düşürebilmenin adımları atılmalıdır; buna uygun, sosyal güvence sağlanarak bir kapanma gerçekleştirilmelidir.

Şimdi, bir de son bir şey söylemek istiyorum bu konuda: Gerçekten büyük bir ahlaksızlıkla da karşı karşıyayız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun efendim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - "Nedir bu ahlaksızlık?" diyeceksiniz. Ya, şimdi, CİMER'e sordu Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu: "2020 yılında kod 29'a bağlı olarak işten çıkarılan insan sayısı nedir?" diye. Nasıl bir rakam karşımıza çıktı biliyor musunuz? 176.662 kişi 2020 yılında kod 29 nedeniyle işten çıkarılmış. Ya, böyle bir ahlaksızlık olabilir mi? Geniş tanımlı işsizliğin 10 milyonu aştığı bir yerde ve geniş tanımlı genç işsizliğinin yüzde 40'ın üzerine çıktığı, kadın işsizliğinin yüzde 40'a yaklaştığı bir dönemde kod 29'dan insanları işten atan bir ahlaksızlıkla karşı karşıyayız. İşverenlere sesleniyoruz: Buna son verin, kod 29'dan insanları işten çıkarmaktan vazgeçin. Kod 29'dan işten çıkardığınız insanları bu pandemi döneminde felakete sürüklüyorsunuz, bunun vicdan azabını mutlaka yaşayacaksınız, vazgeçin bu hukuksuzluktan ve adaletsizlikten.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Başkan.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Ve iktidara da diyoruz ki: Bu konuda denetim yapın, denetim. 2020 yılında 176 bin kişiyi kod 29'dan işten çıkarmışlar, pandemi döneminde. Denetim yapın ve bu ahlaksızlığı sürdürenlerin üstüne gidin çünkü bunun sorumluluğu sizdedir esas itibarıyla.

Son bir konuya değinmek istiyorum Sayın Başkan, izin verirseniz; Fatsa üzerine birkaç şey söylemek istiyorum. Şimdi, Fatsa, biliyorsunuz, 30 bin ton civarında ürettiği fındıkla dünya üretiminin yüzde 5'ine sahiptir, aynı zamanda, bu yörede üretilen kestane balıyla, sebze ve meyvesiyle, hayvancılıkla bölgede refah ve istihdamı sağlayan bir güzel kentimizdir. Fakat Fatsa'da büyük bir doğa katliam yaşanıyor uzun zamandır ve bu kentin toprağı, suyu, fındığı zehirleniyor, ormanları talan ediliyor ve Fatsalılar, sekiz yıldır siyanürle toprağı ve etrafı zehirleyen şirketin bu işi sona erdirmesini istiyorlar. Sekiz yıl süren bu çalışma iki yıl önce bitti çünkü çalışma süresi bittiği için bitti.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı).

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Ama 2018 yılına kadar bu şirketin tahrip ettiği doğayı rehabilite ederek madeni kapatacağını taahhüt eden şirket, faaliyetlerine devam etti -halkın ve çevre örgütlerinin çok büyük tepkisi var- ve çalışma alanını 2 katına çıkardı ve çevrede ağaç katliamı gerçekleştirdi. Şimdi, Fatsa halkı, yıllardır maden alanının çevresinde, güvenlik güçlerinin tüm engellemelerine rağmen tepkisini sürdürüyor. Yüz yetmiş gündür meydanlarda kitleler hâlinde kitap okuyarak sessiz bir protesto gerçekleştiriyorlar, pandemi koşullarında üstelik ama iktidarın gözleri kör, kulakları sağır ve bununla da kalınmıyor, maden şirketinin bütün yasa dışı ve barbarca uygulamalarına da bu iktidar göz yumuyor esas itibarıyla. Bakanlıktan özel geçici izinler çıkarılıyor, yasaları ve kolluk kuvvetleri mağdurların önüne dikiliyor. Fatsa halkının bu mücadelesine ses vermemiz gerekiyor, dayanışma göstermemiz gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım efendim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - İktidarın Fatsa'yı bitirme hamleleri karşısında da Fatsa halkıyla el ele, kol kola davranılması gerekiyor. Gerçekten, bir İngiliz şirketine bu kadar büyük ayrıcalıkları sağlayan iktidar neden Fatsa halkının yükselttiği bu çığlığa ses vermez, bunun da cevabını merak ediyoruz doğrusu.

Teşekkür ediyorum.