GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:68
Tarih:06.04.2021

NİHAT YEŞİL (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bir hafta önce, 31 Martta Meclisin genel çoğunluğuyla burada reddedilen bir kanun teklifiyle, tekrar, Anayasa'nın arkasından dolanarak...

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - Nerede yazıyor Meclisin çoğunluğunun olduğu? Bir göster, yazdığı yeri bir göster.

NİHAT YEŞİL (Devamla) - Sonuç olarak hepimiz buradaydık ve grup başkan vekillerimiz zaten bu konuda gerekli açıklamaları yaptılar ama bugün aynı kanun teklifini, tekrar, Anayasa'nın arkasından dolanarak Genel Kurula indirdiniz.

Bu, Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanun Teklifi, kamu görevlisi adayları arasında düşünce, inanç ve siyasal kanaat temelinde ayrımcılık yaratacak, kamu yönetiminde hukuk ve liyakati ortadan kaldıracak bir düzenlemedir. Türkiye'nin temel, acil sorunları varken, bunlara çözüm getirilmesi gerekirken ne hikmetse arkadaşlarımız özellikle bir buçuk senedir yukarıda bekletilen kanun teklifini bugün tekrar Genel Kurula getirdiler.

Değerli arkadaşlar, ülkemiz her alanda dar boğazlardan geçiyor. Pandeminin üçüncü aşaması dalga dalga geliyor, vaka sayıları her geçen gün yanlış yönetim anlayışınızla artmaya devam ediyor, ekonomimiz içinden çıkılmaz bir noktaya doğru savruluyor; bütün bunlar olurken siyasi iktidar büyüyen sorunları izlemekle yetiniyor. Kendi ajandanıza göre Genel Kurula alakasız teklifler indirmeye devam ediyorsunuz. Bugün görüştüğümüz bu kanun teklifini, Anayasa Mahkemesi aykırı olduğu için 2 sefer iptal etti. Anayasa'ya bağlı kalsaydınız bugün bu teklifi Meclise getirmezdiniz.

Değerli arkadaşlar, işçimiz, çiftçimiz, sanayicimiz, esnafımız, emekçimiz, sağlık personelimiz, öğretmenimiz mağdur durumdayken, gençlerimiz, üniversite mezunu yavrularımız işsiz durumdayken, sanayicimiz üretim yapamazken, çiftçimizin tarlası ve traktörü kredi borçları nedeniyle haczedilirken, esnafımız ay sonunu getiremezken, emeklimizin tenceresi kaynamazken, atanmayan öğretmenlerimiz ve sağlık emekçilerimiz geleceğe dair ümitlerini kaybederken, ülkemizde şartlar her geçen gün daha da ağırlaşırken iktidar bildiğini okumaya devam ediyor. Son yirmi ayda 4 Merkez Bankası Başkanı görev yaptı, son üç yılda 4 TÜİK Başkanı değiştirildi. Enflasyon ve işsizlik rakamları yüksek geldiği için TÜİK Başkanlarının görevden alınması enflasyon ve işsizliği çözmez, faizleri yükselttiği için Merkez Bankası Başkanının görevden alınması ekonomiyi düzeltmez. Bu anlayışın ülkemize bir yarar getirmediğini kabul etmeniz gerekir. Bu gerçeklerden kaçtığınız her gün ülkemiz girdabın içine doğru sürüklenmeye devam ediyor.

Değerli arkadaşlar, bu kanun teklifi, bildiğinizi okumaya devam ettiğinizin en açık göstergesidir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararında ortaya koyduğu gerekçeleri dikkate almadan aynı şeyleri yazıp Genel Kurula getiriyorsunuz. Bu teklif yasalaşırsa memur olmanın tek kıstası iktidara sadakat olacak, fişlemelere dayanarak ayrımcılığın önü açılacak, görevde aranılan nitelikler yerine "sakıncalı" diye kodladığınız bu ülkenin evlatları memur olma hakkından mahrum kalacak. Zaten yürürlükteki yasalarımız kritik mesleklerdeki personellerimizin alımı için arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması yapılmasını düzenliyor ama siz kalkıyorsunuz, değerlendirme komisyonu kuruyorsunuz, istihbari bilgilere dayanarak memuriyete engel hâlleri keyfileştiriyorsunuz, ceza davalarında bile dikkate alınmayan fişlemelerle memur olmak isteyen milyonlarca gencimizin önünü siyasi hesaplarınız için kesiyorsunuz. O komisyonun hangi esaslarla çalışacağını dahi kanun teklifine koymuyorsunuz. Kanunla düzenlenmesi gereken bir konuyu yönetmelikle düzenlemeye kalkıyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, siyasallaştırmadığınız tek bir devlet kurumu kalmadı. Devletin her noktasında liyakati ve birikimi yerine sadakatine güvendiğiniz kişilerin önünü açtınız. "FETÖ tehlikesi nedeniyle bu düzenlemeyi getirdik." diyorsunuz ama ne gariptir ki kardeşi general olup darbe yapanları büyükelçi yapıyorsunuz, kardeşi FETÖ'den beş yıldır tutuklu olan kişiyi bakan yapıyorsunuz. Bir ülkede adalet herkese eşit olarak dağıtılmalıdır. Birileri için yasak olan bir eylem, başkası için serbest bırakılıyorsa orada ne hukuk vardır ne de adalet vardır. Yürütme erkinde idare adına hareket eden kamu görevlisi keyfî davranıyorsa yargı bu keyfiyeti ortadan kaldırmakla sorumludur. Mahkemeler kim adına yargılama yapar? Millet adına yargılama yapar. Eğri oturup doğru konuşalım, her geçen gün siyasi ortamı daha da geriyorsunuz, her gününüz bir önceki günü aratıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NİHAT YEŞİL (Devamla) - Sayın Başkanım...

BAŞKAN - Tamamlayın.

NİHAT YEŞİL (Devamla) - Bunu bilinçli mi yapıyorsunuz belli değil ancak yasa yapma iradesi bu kadar pervasızca ve keyfî olarak kullanılamaz. Tarihteki örneklere bakın, toplumun gerçekliklerinden kopmuş hiçbir iktidar hayatta kalamaz, hiçbir iktidar devamlılığını güçle, silahla, toplumu korkutup sindirerek devam ettiremez. Yarın bir gün bu düzenlemeyle, kamuya işe alımlarda bazı gençlerimizin mağduriyet yaşayacağını hepimiz biliyoruz ama amaç üzüm yemek değil, amaç bağcıyı dövmek. İşte, bunun adı keyfîliktir, bunun adı öngörülmezliktir, bunun adı kamu gücünün iktidarın keyfine göre işlem tesis etmesidir.

Bir ceza davasında dahi delil olarak kabul edilmeyen istihbari bilgiyi yurttaşın işe girme hakkının önüne koyup girişini engellemek hangi vicdanla, hangi akılla, hangi ahlakla bağdaşır? On dokuz yıllık devlet yönetimi karneniz ortadadır, liyakate verdiğiniz değer de ortadadır. Nasıl güvenelim size? Kişinin kendisini fişlediğiniz yetmezmiş gibi, akrabalarını da kapsam içine alıyorsunuz. Bunun adı çifte standarttır. Bu siyasi anlayışla yapılan düzenlemeden topluma hayır gelmez.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NİHAT YEŞİL (Devamla) - Bu düşüncelerle, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)