| Konu: | 5 Nisan Dünya Avukatlar Günü'ne, Kürtçe ana diline karşı saldırıların eğitim emekçilerinden yapılmaması gerektiğine, iktidarın yanlış ekonomi politikalarıyla borçluları artırdığına, TÜİK'in enflasyon rakamlarına, 6 Nisan Öldürülen Gazeteciler Günü'ne ve basın kartlarının bağımsız kurumlarca verilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 68 |
| Tarih: | 06.04.2021 |
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, sayın vekiller; dün 5 Nisan Dünya Avukatlar Günü'ydü. Öncelikle, başta Tahir Elçi olmak üzere, işini yaparken katledilmiş olan tüm avukatları saygıyla ve minnetle anıyoruz. Cezaevlerinde bulunan, yine işini yapmaktan dolayı tutuklanan ve hüküm giyen avukatlara buradan selam gönderiyoruz; iyi ki varlar.
Türkiye'de avukat olmak, aynı zamanda ağır baskılara, hukuksuzluklara karşı mücadele etmek demektir. Türkiye'de avukat olmak demek, evrensel hukuk ilkelerini savunmak durumunda kalırken büyük usulsüzlüklerle karşı karşıya kalmak demektir ve avukatlarımız, bir taraftan evrensel hukuk ilkelerini ve adaleti savunurken ve meslek onurlarını korumaya çalışırken, mücadele ederken ağır baskılarla karşı karşıya da kalıyorlar. Bir kez daha, tüm avukatların Dünya Avukatlar Günü'nü kutluyorum ve bu mücadelede onlarla birlikte olduğumuzu özellikle vurguluyorum.
Mardin'in Nusaybin ilçesinde bir lisede matematik öğretmenliği yapan bir kişi, sosyal medya hesabından "Artık tayinim çıkabilir mi Allah'ım, insanların Kürtçe konuşmasına tahammülüm kalmadı da." paylaşımı yaptı. Yani, tabii, ne diyelim diye düşünüyoruz. Yani öğretmen, çocukları eğitiyor, çocuklara Türkiye'deki farklı kültürleri, farklı ana dillerini ve birbirlerine tahammül göstermeyi, herkesin eşit olması gerektiğini anlatması gereken bir öğretmen "İnsanların Kürtçe konuşmasına tahammülüm kalmadı." diyor. Tabii, böyle bir insanın eğitimci olması çok tuhaf. Böyle yaklaşan bir insan nasıl çocuk yetiştirebilir?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Başkan.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Açıkça, bir halkın varlığına, kültürüne, kimliğine, ana diline yönelik nefret suçu işlemektir bu. Şimdi, bu işin bir tarafı.
Nusaybin Kaymakamlığı bir açıklama yapıyor, diyor ki: "İlçemizde görev yapan bir öğretmenimizin sosyal medya hesabından bilgisi dışında, kendisine ait olmayan ifadeler kullanılmıştır." yani Nusaybin Kaymakamlığı "Bu öğretmenin yaptığı yanlıştır ve buna ilişkin bir soruşturma sürdürülecektir, bir nefret suçudur." diyeceği yerde, aklamaya çalışıyor. Tabii, tepkiler gelince Nusaybin Kaymakamlığı da bu suça ortaklığını silmek için o paylaşımı da açıklamayı da ortadan kaldırıyor ama şunu söylemek istiyoruz: Bakın, bu ülkede farklı kültürler, farklı kimlikler ve ana diller vardır, hepimiz bunu biliyoruz ve bunların hepsi eşittir, hepsi önemli bir zenginliğimizdir. Herkes ana dilini özgürce konuşabilmelidir, asla herhangi bir ana dil -hangi ana dil olursa olsun- küçümsenmemelidir, tahammülsüzlük gösterilmemelidir, yasaklanmamalıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bu son derece önemli bir konudur ve bu konuda siyasetin olgun ve sorumlu davranması gerekiyor ve bu tür ifadeler, bu tür nefret söylemleri karşısında çok açık tutum alınması gerekiyor. Bunu en ağır şekilde kınıyoruz ve Kürtçe ana diline karşı bu saldırıların eğitim emekçilerinden yapılmaması gerektiği konusunda bir kez daha hatırlatmada bulunuyoruz.
Şimdi, bu ülkede 1 Ocak-26 Mart 2021 tarihleri arasında icra ve iflas dairelerine 1 milyon 928 bin 390 yeni dosya daha eklenmiş yani icra dairelerinde derdest bulunan dosya sayısı bir yıl öncesine göre 1 milyon 500 binin üstünde artarak 22 milyon 250 bine yaklaşmış. Bu ne demektir? Yurttaşların bankalara borçları ve birbirlerine borçları artıyor demektir. 850 milyar liraya ulaşmış yurttaşların borçları yani vatandaş borçlu, borçlarını ödeyemiyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - İktidar yanlış ekonomi politikalarıyla vatandaşı bu hâle getirmiş bulunuyor ama pandemi dönemindeki yanlış ekonomi politikalarıyla borçluları iyice artırıyor, bir borçlular ülkesi, bir iflaslar ülkesi hâline getiriyor. Bunu bir kez daha vurgulamak istiyoruz ve bu yanlış ekonomi politikalarından en fazla etkilenenler; esnaf, küçük işletmeler, çiftçiler, işçiler, emekçiler, emekliler çok ciddi mağdur durumdadırlar ve bütün bu mağduriyetler yaşanırken 31 Mart itibarıyla da kısa çalışma ödeneğini bu iktidar kaldırmıştır.
Bakın, enflasyon verileri açıklandı yine, TÜİK dedi ki: "Aylık bazda artış yüzde 1,8." Uzmanların ve akademisyenlerin içinde bulunduğu Enflasyon Araştırma Grubu dedi ki: "1,8 değil, aylık 3,36." Yani neredeyse 3 katı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Başkan.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - TÜİK dedi ki: "Yıllık enflasyon oranı yüzde 16,19." Enflasyon Araştırma Grubu dedi ki: "Yok, hayır, Eylül 2020 ile Mart 2020 dönemi enflasyon oranı yüzde 28." Yani TÜİK'in yalan rakamları karşısında, uzmanların, akademisyenlerin, ekonomistlerin içinde yer aldığı Enflasyon Araştırma Grubu, aslında gerçekleri açıklamaya devam ediyor.
Şimdi, son bir konuya değinmek istiyorum: Bugün 6 Nisan, Öldürülen Gazeteciler Günü. Türkiye, maalesef, gazeteciliğin hâlâ suç sayıldığı, özgür gazeteciliğin yapıldığı mecraları ve özgür gazetecileri yasaklamaya, onları gözaltına almaya, tutuklamaya devam eden bir iktidarla karşı karşıya. Biz "Gazetecilik suç değildir." demeye devam ediyoruz ve biliyoruz, bu ülkede gazetecilik yapmak, gerçekleri yazmak, hakikatleri araştırmak son derece güç ve buna rağmen bu işi, özgür gazeteciliği yapmaya çalışan ve gerçekleri yazmaya çabalayan çok sayıda insan var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bitiriyorum hemen.
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Onları bir kez daha saygıyla selamlıyoruz. Ama bakın, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının açıkladığı verilere göre, basın kartlarının yenilenmesi sürecinde 10.486 başvuru yapılmış, 1.371 gazetecinin basın kartı başvurmasına rağmen yenilenmemiş, son iki senede iptal edilen basın kartı sayısı 1.238 olmuş. Neden önemli bu veriler? Neden bugün bunu söylüyorum? Çünkü bu iktidar, gazetecilere mesleklerini yaptırmamak konusunda çok kararlı. Neden bu kadar çok basın kartı iptali var, çok açık. Neden başvurular sürüncemede bırakılıyor, çok açık. Çünkü iktidar, istemediğini yazan basın emekçilerini çalıştırmak istemiyor ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı da bu işi esas olarak sürdüren kurum olarak karşımızda duruyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bitiriyorum.
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Gazeteciler, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının ve Fahrettin Altun'un personeli değildir. İletişim Başkanlığı, iktidarın çıkarlarını korumaya, iktidarı övmeye programlı makbul gazeteciler yaratma sevdasından vazgeçmelidir çünkü özgür basın çalışanları, özgür basın emekçileri mutlaka kendi çalışmalarını, mücadelelerini sürdüreceklerdir ve sarı basın kartları olmasa da hakikatlerin, gerçeklerin peşinde koşmaya devam edeceklerdir. Onları bir kez daha saygıyla selamlıyoruz.
Kimin gazeteci olup olmadığına karar verecek yer iktidarın kurumları değildir. Basın kartları, gazetecilik meslek örgütlerinin de dâhil olduğu bağımsız kurumlarca verilmelidir. Bunu da bir kez daha vurguluyorum.
Teşekkür ediyorum.