GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:57
Tarih:10.03.2021

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Değerli arkadaşlarım, Karadeniz'de Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin'den oluşan sahil şeridinde il merkezlerinden hariç 32 ilçe var. Bu ilçelerden bazılarının nüfusu 100 binin üzerinde. Toplam bu 6 ilde 4 milyon nüfus var. Burada metrekareye, kilometrekareye düşen insan sayısı Türkiye ortalamasından çok daha yüksek. Ayrıca, bölgede yaşayan nüfusun 2 katı da bu bölge dışında var. Bunlar bazen, dönem dönem bu nüfusa eklenerek ulaşıma da ilave yoğunluklar getirmektedir. Karadeniz'in coğrafi özellikleri nedeniyle çoğunluğu dolgu olan mevcut sahil yolundan başka bir kara yolu yoktur. Bırakın yeni bir yol açmayı, her yöne 2 şerit olan bu yola ilave bir şerit yapmak bile mümkün değildir. Dolayısıyla, bizim, buraya alternatif ulaşım araçları sağlamamız lazım. Bu nedenle Samsun-Sarp demir yolu hattı Karadeniz illerimiz için kaçınılmaz bir ihtiyaçtır.

Karadeniz Bölgesi, doğa, gastronomi, yayla ve kayak turizmi için de gelecek vadediyor, Gürcistan üzerinden yurt dışı bağlantısı da var. Hâl böyleyken ve daha önce bütün siyasi partiler bu sözü vermişken bir de duyduk ki yine Karadenizli olan Ulaştırma Bakanı bu projeyi iptal etmiş. Soruyoruz: Neden iptal ettiniz? Cevap yok. Yani bölge halkı bu sorunun cevabını bekliyor. Güzergâh değiştiyse başka bir güzergâhın bu yoğun nüfusu olan ve ulaşım sorunu olan bölgeye katkısı nedir? İnsanlar bu sahil şeridinde ve nüfus bu sahil şeridinde olduğu için başka bir alternatif neden düşünülmüştür? Ayrıca, Karadeniz'de Samsun'dan Artvin'e kadar bütün iller birbirine akrabadır. Yani buradaki illerin nüfuslarının tamamı o diğer illerden oluşmaktadır. Trabzon ya da Rize'ye gidecek bir tren yolcularının Ordu'dan, Samsun'dan, Giresun'dan olma ihtimali çok çok yüksektir; tersi de doğrudur, doğudan batıya aynı şekilde. Yani siz dağlardan taşlardan Trabzon'a ne taşıyacaksınız, merak ediyorum.

Ayrıca, bu demir yolu hattının turizme katkısı da olacaksa Karadeniz sahillerinde olacak kruvaziyer limanlarına da bağlantı noktası oluşturacağı için bu hattın önemi çok büyüktür.

Bu işe biz siyaset üstü bakıyoruz. O yüzden, ben, Giresun ve Ordu'nun AK PARTİ milletvekillerini ve Demokrat Parti Ordu Milletvekilini de aradım, bütün milletvekilleri bir araya gelerek bir ortak aklı oluşturmak üzere çalışmaya karar verdik. Cumhuriyetimizle birlikte yurdumuzu demir ağlarla ördük ancak Karadeniz bundan nasibini alamamıştır. Bu nedenle, Samsun-Sarp demir yolu, cumhuriyetimizin Karadeniz'e bir borcudur.

Burada pandemiyle ilgili de iki soruyu sormak ve cevabını aramak istiyoruz: Türkiye'de artan vaka sayıları ve aşı. Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre şu anda Türkiye dünyada en çok salgının görüldüğü 10 ülke arasında fakat diğerlerinden bir farkımız var, her yerde marttan sonra doğal seyir olarak vakalar azalırken bir tek Türkiye'de artıyor yani bunun nedenlerini araştırmamız lazım. Biz sürekli söyleyip haklı çıkmaktan bıktık fakat siz sürekli toplumu aldatmaktan bıkmadınız. Burada aynı zamanda bir hekim olarak uyarıyorum: İlave önlemler almazsanız, on dört gün tam kapatma yapmazsanız bu doğal seyirle yaz ve bahar için bir miktar düştükten sonra önümüzdeki sonbahar ayında çok büyük bir felaketle karşı karşıya kalacağız. Bu bahar, yaz aylarındaki salgının seyrindeki doğal azalmayı, günü kurtarmak yerine bu salgını bitirmeye kullanalım diyorum. Virüs bile alınan önlemlerden kaçmak ve yaşamak için mutasyon geçiriyor fakat siz hâlâ bir yıl önce kaldığınız yerde devam ediyorsunuz. Bir yıl önce aşı yoktu, şimdi dünya aşıyı buldu, bizde yine yok. Biraz önce burada arkadaşlar söylediler "turizmcilere aşı" "eğitimcilere aşı" diye. Sorun ne biliyor musunuz? Çünkü aşı yok. Yani bu ülkeye 170 milyon doz aşı gerekirken siz 50 milyon, sonra bir 5 milyon daha... Fakat elimizde hâlâ bir şey yok ve yine söylüyoruz, aşı geçtikçe, süre uzadıkça virüs de sürekli mutasyon geçirdiği için bu mevcut aşının da buna etkisi olmayacak. Bakana soruyoruz "Aşı nerede?" diye. Diyor ki: "İşte, Çin şuna verdi, o ele verdi, el yele verdi." Yani nerede olduğu belli değil. Hani bir tekerleme vardı "Komşu, komşu, hu, aşı geldi mi?" "Gelmedi, gelmedi." İşte, sonra "Dağa çıktı, çaydan geçti..." Böyle olur mu arkadaşlar? Bir de ne dedi? "Ticari sır." Sen Ticaret Bakanı mısın, Sağlık Bakanı mısın? O yüzden, bırakın bu işleri. Biz çok net bir soru soruyoruz: Aşı nerede, aşı? Bu soruyu soruyoruz. Gerçi ben pandemiyle ilgili bu Sağlık Bakanına 27 soru önergesiyle 127 soru sordum, 1 tanesine bile cevap gelmez mi arkadaşlar, 127 sorunun 1'ine bile cevap gelmedi. Başka bir dil mi konuşuyoruz, bilmiyorum, kendimizi mi anlatamıyoruz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Devamla) - Teşekkür ediyorum.

Mesela "aşı" diyoruz, millet bu aşıyı merak ediyor. O yüzden ben getirdim, göstereceğim, millet bulamıyor, bari görsün. Arkadaşlar, aşı şu oluyor işte, siz milleti buna mahkûm ettiniz, aşı işte bu. Ben şimdi soruyorum: Bu aşı nerede? Sağlık Bakanına soruyorum: Bu aşı nerede? (AK PARTİ sıralarından "İşte!" sesleri)

Bu, boş arkadaşlar.

Şimdi, insanlar bekliyor, "Gelsin aşı, aşımız olsun." Sağlık çalışanları bekliyor, "Geleceğiz, yapacağız." Fakat aşı yok. Biz o yüzden başka soruları sormuyoruz, biz şunu soruyoruz: Milleti bu aşıdan bile mahrum ettiniz. İnsanların anayasal hakkı var, sağlık hakkı var, bundan bile mahrum ettiniz. O yüzden, her şey var, un var, yağ var, şeker var; ne yok? Aşı yok.

Teşekkür ediyorum.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)