GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: (10/96, 234, 409, 501, 698, 1743, 1747, 1912, 2187, 2203, 2303, 2353, 2389, 2477, 2673, 2675, 2697, 2830, 2976, 2979, 3019, 3109, 3206, 3430, 3476, 3479, 3482, 3484, 3485, 3493, 3504, 3505, 3508, 3510, 3685, 3723, 3918 3919, 3920, 3921, 3922, 3923, 3924) No.lu Kadına Yönelik Şiddetin Sebeplerinin Tüm Yönleriyle Araştırılarak Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Bir Meclis Araştırması Açılmasına İlişkin Önergelerin Ön Görüşmesi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:56
Tarih:09.03.2021

CHP GRUBU ADINA SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın üyeler; ben de hem Genel Kurulumuzu saygıyla selamlıyorum hem de gerek işte gerek evde emeğiyle bu dünyayı döndüren tüm kadın arkadaşlarımın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü kutluyorum.

Şimdi, bugün neden buradayız? Çünkü sadece bu senenin geçirdiğimiz altmış yedi gününde bu ülkede 68 kadın katledildi ve artık toplumsal tepkinin önünde duramıyorsunuz. Şimdi, aynı yöndeki önergelerimizi defalarca reddetmiş olmanıza karşın kadına yönelik şiddetin nedenlerinin araştırılması için bir önergeyle karşımızdasınız. Güzel. Elbette biz sizin gibi davranmayacağız ve halka faydası dokunacağını düşündüğümüz bir öneriyi kimden gelirse gelsin kabul etmekle mükellefiz çünkü bu millet bunun için bize oy veriyor. O nedenle, kadına yönelik şiddetin neden olduğunu ve nasıl çözüleceğini aslında çok net biliyor olsak bile bu araştırma teklifine "Evet." diyeceğiz ve bu komisyonda olacağız.

Peki, kadına yönelik şiddetin gerçek sebebi nedir sevgili arkadaşlar? Bakın, sadece Bakanlığınızın verilerine göre 2020 yılında öldürülen 300 kadının 181'i kendi evinde kendi aile bireyleri tarafından katledilmiş. Bu kadınların yüzde 80'i ise doğrudan eşi, sevgilisi, babası, oğlu, erkek kardeşi gibi o "çok kutsal" diye saydığımız aile fertleri tarafından öldürülmüş. Bu nedenle, "Kadınlar neden öldürülüyor?" diye sormak yerinde ama eksik kalıyor. Asıl soru şu olmalı: Neden kadınlar ille de en yakınlarındaki erkekler tarafından öldürülüyor?

Şimdi, araştırma komisyonu eminim uzun uzun çalışacak ama çıkacak rapor eğer samimiyetle hazırlanırsa oradan çıkabilecek yegâne sonucu ben size peşin peşin söyleyeyim, buradan bir "spoiler" vereyim. Kadına yönelik şiddetin temel sebebi "fıtrat" adı altında satmaya çalıştığınız erkek uydurması toplumsal cinsiyet rolleri, bununla körüklenen cinsiyet eşitsizliği ve tarih sahnesine çıktığı günden bu yana sırtını bu eşitsizliğe dayamış kapitalist üretim ilişkileridir. Bu eşitsizliği ve sömürüyü ortadan kaldırmadıkça kadına yönelik şiddetle mücadele etmeniz mümkün falan değil. Başımızdaki belanın adını açık ve net koymak gerekir, bu belanın adı "mülkiyet aşkı"dır. (CHP sıralarından alkışlar) Bu hastalıklı aşktan kurtulmadan ne kadınlar ne toplumlar kurtulabilir. Çünkü ataerkil ve kapitalist toplumda "toplumsal cinsiyet şiddeti" münferit bir hadise değildir sevgili arkadaşlar, sistematiktir; bu düzenlerin sürdürülebilmesi için de hayatidir. Bunu anlamak işine gelmeyen ama kendilerince düzgün ve namuslu aile kadınları da ölmesin isteyenlerin tek bir hayali var o da şu: Kadınlar fıtratına uygun davransın; iyi bir anne, itaatkâr bir eş olsun; erkek de bir zahmet buna uygun davranan kadınları dövüp öldürmesin. Yani, bu hastalıklı toplumsal sözleşmenin ilk kısmından aslında hepiniz gayet memnunsunuz. Kadının erkeğe tabi olması sizin için bir problem değil, tam da bu nedenle işte bir arpa boyu yol ilerleyemiyorsunuz. Çünkü bu aidiyeti ya da kadının ve erkeğin doğası gereği bazı kişilik özellikleriyle doğduğunu kabul ettiğiniz anda erkeğin kadın üzerindeki tasarrufunu da aslında kabul etmiş oluyorsunuz. Çünkü zaten tüm rolleri bu sistematik üzerine kurmuş durumdasınız. Çünkü, bu anlayışın doğal bir sonucu olarak kadın erkeğe tabi bir mal, bir mülk en makyajlı tabirinizle evin süsü ve çiçeği olarak tanımlanıyor.

Yüzleşecek cesaretiniz varsa, eğer gerçekten samimiyseniz gelin şu erkek aklına, şu erkekliğe bir yakından bakalım, neler geçiyor aklından bu erkeklerin. "Sen benimsin." "Senden ben sorumluyum." "Senin için neyin en iyi olduğunu ben bilirim." "Sözümden çıkamazsın." "Ben okumanı istemezsem okuyamazsın." "Ben çalışmanı istemezsem çalışamazsın." "Çalışsan bile yine de bu evi tek başına geçindirmek, tek başına temizlemek, birlikte yaptığımız çocuklara tek başına bakmak zorundasın." "Benden ayrılmaya zinhar hakkın yok." "Bunları yapmazsan benim seni dövmeye ya da öldürmeye hakkım var çünkü sen benimsin." İşte sizin asıl istediğiniz şey tüm bu -tırnak içinde- kadınlık vazifelerini yerine getiren analarınıza ve bacılarınıza el kalkmaması. Yani zorla verdiğiniz öldürmeme sözünüz bile aslında çok aşağılık bir şarta bağlı arkadaşlar. Ya bu şekilde kadına yönelik şiddetle mücadele edilemeyeceğini anlayamayacak kadar geri bir seviyedeyiz şu anda ya da her gün 3 kadın ölüyor olmasına rağmen sırf işinize geldiği için bu düzende inadına diretecek kadar kötü insanlarsınız siz, bunun bir ortası yok.

Bakın, kapitalizm bir yandan kadın emeğini hem işte hem evde sömürüyor dedik, diğer yandan iş hayatında etinden sütünden faydalanıp patronundan arta kalan kırıntıları önüne atarak yaşamasını beklediği erkeklere de bu ataerki tek bir havuç veriyor aslında. Hayatta, işte, sokakta olmasa da tek bir alanda, evin içinde mutlak otoriteyi ona sunuyor ve bu şekilde gönlünü hoş eylemeye çalışıyor. Her alanda hayatının kontrolünü çoktan egemenlere kaybetmiş erkeğimiz de bu anlaşmaya gönüllü razı geliyor, bu nedenle bu toplum yapımız "gelenek göreneklerimiz, kutsal ailemiz" masalına dört kolla sarılıyor çünkü sarılacak başka hiçbir şey kalmadı sayenizde. (CHP sıralarından alkışlar) Eşi ve çocuğu üzerindeki hâkimiyetini de eğer bu erkek kaybederse sizin düzeninizde erkekliğini ispatlayacak hiçbir donesi kalmıyor; bu yüzden işte her kadın katili çıkıp "Erkeklik onurumla oynadı Hâkim Bey." diyor ve tam da bu yüzden her erkek hâkim "Haklısın be kardeşim." diyor. Yani, özetle, arkadaşlar, erkeklik egolarınızı öyle bir şişiriyorsunuz ki en küçük bir iğnede patlayıveriyor, sonra da kendinizi haklı sanıyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

Bakın, özetlemem gerekirse, bugün günde 3 kadın ölüyorsa, 2 milyon 800 bin kadın okuma yazma bile bilmiyorsa, 3 milyon kadının elinde bir ilkokul diploması bile yoksa, her 4 kadından yalnızca 1'i istihdam hayatına katılabiliyorsa, çocuklar vesair hastalar, yaşlılar tamamen kadının sırtına yüklenmiş durumdaysa bilin ki ataerkinin ve kapitalizmin yılmaz neferi olan muktedir bıyıklılar kulübünüz bunu böyle istediği için oluyor. (CHP sıralarından alkışlar)

Bunları sadece ben uydurmuyorum, ben söylemiyorum; GREVIO diye bir tane kuruluş var, bir tane rapor hazırladı; azimle resmî çevirisini yapmıyorsunuz, azimle buraya getirmiyorsunuz çünkü GREVIO raporu da tam olarak bunu söylüyor. Çünkü aklın yolu bir, çünkü GREVIO da diyor ki: "Kardeşim, sen toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamadan bir arpa boyu yol alamazsın, kadın cinayetleriyle mücadele falan edemezsin."

Peki, gerçekten kadına yönelik şiddetle mücadele etmek istiyor olsaydınız ne yapardınız ya da ne yaptınız geçtiğimiz on sekiz yılda? Az zamanım kaldı ama özetleyeceğim: Mesela bu Meclisin emeklerine, bu Meclisin yasamasına bir parça saygı duyardınız, imzaladığımız uluslararası sözleşmeleri tartışmaya açmak yerine nasıl uygulayacağımızı tartışırdınız. Mesela, toplumsal cinsiyet eşitliği programlarını üç beş gerici yobaz saldırdı diye liselerin, üniversitelerin müfredatlarından çıkarmaya tenezzül etmezdiniz. (CHP sıralarından alkışlar) Mesela, erkek yargının katil erkeklere mavi boncuk dağıtır gibi dağıttığı haksız tahrik ve iyi hâl indirimlerini kaldırır, bizim sadece 3 tane önergemiz var, tenezzül edip bunları bir görüşürdünüz. Mesela, analar başınızın tacı ya, gerçekten analar sizin başınızın tacı olsaydı eğer, analık ödeneğine göz dikmezdiniz patronların sesini dinleyip, anaların sesini dinlerdiniz. "Kadınlar iş aradığı için işsizlik artıyor." diyebilen Bakanınızı aynı gün kapının önüne koyardınız arkadaşlar.

Çocuk bakımı tek başına kadının sırtında olmasın, ekonomik bir eşitlik olsun istiyor olsaydınız, tarikat yurtları açmak yerine ücretsiz ve güvenilir kreşler açardınız arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar) İş yerlerinde kanuni yükümlülük var ya hani "Kreşler açılması lazım." diyor, bir iki müfettiş gönderirdiniz, patronlar 3 kuruş az kazanırdı ama kadınlar güven içinde çocuklarını bırakacak bir yer bulurdu mesela.

Köy ilkokullarını kapatmazdınız mesela. 4+4+4 diye bir garabet getirip kız çocuklarını eğitimden hepten uzaklaştırmazdınız mesela.

Elektronik kelepçeler var ya, Boğaziçili öğrencilerin bileğine değil de belki Ayşe Tuba Arslan'ın şikâyet ettiği -23 kez şikâyet etmesine rağmen öldürüldü- o katilin bileğine takardınız mesela. (CHP sıralarından alkışlar)

Ve son olarak, bilin ki sevgili arkadaşlar, cinsiyetçilik her daim sömürüyle olduğu kadar ırkçılıkla da kol kola yürümüştür. Siz gerçekten eksiksiz bir şekilde bu ülkenin tüm kadınları için adalet istiyor olsaydınız 6 dil koyduğunuz KADES uygulamasına Kürtçeyi de eklemeyi akıl ederdiniz ve bu ülkede Kürtçenin kullanılabileceği tek yer Sayın Erdoğan'a aşkınızı itiraf ettiğiniz tabelalar olmazdı diye düşünüyorum. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

Eğer siz gerçekten de mutlak bir eşitlik istiyor olsaydınız bu ülkenin bir kısım yurttaşına sırf cinsel yöneliminden ötürü bu kadar saldırmazdınız, bu kadar zulmetmezdiniz; kendi Anayasa'nıza, kendi yargı içtihatlarınıza bir parça saygı gösterir, LGBTİ+ arkadaşlarımızı şeytanlaştırmaz, varoluşlarına saygı göstermeyi bilirdiniz.

Yani araştıralım, hadi gelin komisyon da kuralım ama biliyor musunuz alacağımız sonuçlar da, bu sonuçları ortadan kaldırmanın yolu da aslında çok belli ama bunu isteyen bir siyasi irade ne yazık ki yok. Yani ne yapmamız lazım? Tamam, araştıralım, konuşalım, GREVIO var orada, onun raporunu buraya getirmiyorsunuz, KEFEK'i çalıştırmıyorsunuz... Benden sonra Sayın Nergis konuşacak, gerçekten şu konuda da bir açıklama bekliyorum Sayın Nergis: "Kadınlardan daha çok erkekler öldürülüyor." diye bir beyanınızı gördüm, itimat etmek istemiyorum, sizden dinlemek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (Devamla) - Sayın Başkan, toparlıyorum.

Eğer bu samimi görüşünüzse bize lütfen şunu da açıklamanızı sizden istirham edeceğim: Bu erkeklerin mesela kaçı eve gece 12'de geldi diye karısı tarafından öldürüldü? Bu erkeklerin mesela kaçı "Sen nasıl eve ekmek getirmezsin!" diyen karısı ya da annesi tarafından öldürüldü? Ya bunu da açıklayın ya lütfen görevinizden istifa edin. Bunca yıllık teşrikimesaimiz var, ben çok kırıldım bu açıklamanıza, bunu bilmenizi isterim. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

Otuz saniyem var, ne yapmamız gerektiğini çok kısa açıklayacağım: Sömürünün, ırkçılığın ve cinsiyetçiliğin her türüyle aynı anda topyekûn mücadele etmemiz lazım. Ha, bu arada bilin ki sadece üst sınıf kadınlara göz kırpmak, onları tavlamak için uydurulan bu cam tavan kırma saçmalıklarına da düşmüş değiliz. Milyonlarca kız kardeşimiz yalnızca kırık camları temizlemeye layık görülürken bizim amacımız, o cam tavanları kırıp oralara yükselmek değil, o cam tavanlı ofislerden, bu dünyanın kadın-erkek demeden yüzde 99'unu sömüren egemenlerden kurtulmak olmalıdır. (CHP sıralarından alkışlar) Ve bunun için atacağımız ilk adım da ataerkinin ve kapitalizmin âdeta vücut bulmuş hâli olan AKP'yi ilk seçimde uğurlamaktır diyorum. Bulaşıklar bize kalacak, CHP olarak bize kalacak ama olsun diyorum.

Genel kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)