GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Çin Halk Cumhuriyeti'nin Doğu Türkistan'daki uygulamalarına ilişkin gündem dışı konuşması
Yasama Yılı:4
Birleşim:55
Tarih:04.03.2021

ABDULKADİR KARADUMAN (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özellikle, ülkemizde adaletin tesisinin olmazsa olmaz olduğunu her fırsatta dile getiriyoruz. Biz Saadet Partisi olarak, yargının bağımsız olduğu, kimsenin hakkının gasbedilmediği, çoğunluk olmanın veya iktidar olmanın bir hak sebebi olarak görülmediği, 99'a karşı 1'in hakkının korunduğu, adil ve yaşanabilir bir Türkiye istiyoruz. Bu çerçevede, İnsan Hakları Eylem Planı'yla açıklanan hususların aslında önemli olduğunu düşünüyoruz ve açıklanan cümleleri destekliyoruz ancak ifade edilen haklar hâlihazırda zaten bir yasal güvence altındadır. Nitekim, yasalarca belirlenmiş bu haklar keyfî uygulamalarla gasbedilmektedir. Türkiye'de temel hakların teslim edilmesi konusunda yeni bir içerikten ziyade, mevcut yasaları uygulamaya ihtiyaç vardır. Hukuku rafa kaldırırsanız, mahkemelere talimat verirseniz, emellerinize uygun karar vermeyen yargı mensuplarını cezalandırırsanız... Öncelikle bu anlayışınızı değiştirme noktasında bir irade ortaya koymanız gerekir. Açıkça söylemeliyim ki süslü cümleler bu tahribatı görünmez kılmaya yetmiyor, eylemlerinizle çelişki içerisinde olan söylemleriniz artık umut olmuyor. Bu çelişki, adaletle birlikte, adalete duyulan güveni de açıkça ortadan kaldırıyor. Şunu sormak mecburiyetindeyiz: Hangi yasayı düzeltir, hangi yasayı çıkarırsak ve hangi eylem planını ortaya koyarsak adil olacağız? Eğer bu soruya cevap bulamıyorsanız, buradan çıkarılması gereken asıl mesele, adaleti tesis edecek bir anlayışa olan ihtiyacın varlığıdır. Zihniyetimizi değiştirmediğimiz sürece, adil bir yönetim uygulamasını tatbik etmediğimiz sürece, eylem planı olarak açıklanan şeyler, söylem planı olmaktan öteye gitmeyecektir.

Kıymetli arkadaşlar, "insan hakları" demişken, bütün bir dünyanın gözü önünde cereyan eden bir zulmü buradan duyurmayı bir mesuliyet olarak görüyorum. Sizi özellikle insan hakları konusunda hassas olduğunuz bir zamanda yakalamışken bir konunun altını çizmek istiyorum. Doğu Türkistan diye bir yer var. Bildiniz değil mi? "Uygur Türkleri" "Çin" "toplama kampları" bunlar bir şeyler hatırlatıyor değil mi? Çin, Doğu Türkistan'da yıllardır soykırım yapıyor. Çin devleti, akla hayale gelmeyecek zulümleri uyguladığı toplama kamplarını dünyaya eğitim merkezî olarak tanıtıyor ve bu kamplarda 3 milyon Uygur Türkünü esir tutuyor. Katliamlar, yargısız infazlar, keyfî tutuklamalar ve keyfî gözaltı işlemleri ve bunlarla birlikte gerçekleşen ölümler sistematik olarak yıllardır devam ediyor. Uygur dilinin yasaklanmasıyla birlikte, kültürel asimilasyon sonucunda Doğu Türkistan âdeta Çinlileştiriliyor. Demografik yapının değişmesi, insanların zorla göçe tabi tutulması gibi politikalar sonucunda bölgede insanlar yerinden ediliyor ve bölgeye Çinlilerin yerleştirilmesiyle işgal açıkça gerçekleştiriliyor. Zorunlu kürtaj uygulamaları, genç kızların zorunlu işçi olarak çalıştırılması ve üzülerek ifade ediyorum ki kadınların fuhşa zorlanması gibi çok ciddi sorunlarla karşı karşıyayız ve bütün bu zulümler yıllardır sistematik bir şekilde devam ediyor. Bu zulümleri bütün dünya görüyor ve geçtiğimiz aylarda konuyla ilgili ortak bir bildiri yayımlandı; 39 farklı ülkenin imzası varken Türkiye'yi bu mezalim karşısında sessizliğe mahkûm eden bu anlayışı reddediyoruz.

Üstelik kamplardaki annesinden, babasından, çocuklarından haber alamayan Doğu Türkistanlıların Türkiye'de büyükelçilik önündeki eylemleri neticesinde gözaltına alınması ülkemiz açısından büyük bir utançtır. Burada Çin'den sorulması gereken hesap ne yazık ki Doğu Türkistanlıların kendisinden soruluyor. Bizim inancımızda mazlumu korumak vardır, zulme sessiz kalmak bizim inancımızda yoktur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

ABDULKADİR KARADUMAN (Devamla) - Biz inanıyoruz ki zulme rıza ancak ve ancak zulümdür. Ünlü düşünür Gandi der ki: "Altın prangalar demir prangalardan daha da kötüdür." Allah aşkına, ayağınıza vurulan hangi pranga sizi bu denli hissiz ve hareketsiz bıraktı? Bu zulüm karşısında daha ne kadar sessiz kalmayı tercih edeceksiniz? Hiçbir pazarlık Doğu Türkistan'da yaşanan soykırıma sessiz kalmanın bir gerekçesi olamaz. Bugün sussanız da Türkiye size rağmen mazlumlara umut ve zalimlere korku olmaya devam edecektir. Bizler bu zulme hiçbir zaman sessiz kalmayacağız, her platformda Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin sesini ve feryadını en güçlü şekilde haykıracağız. Bu zulüm karşısında bugün takınılan tavır, bugünkü sessizlik elbette ki tarihe düşülen bir nottur.

Tekrar ediyorum: Susmayın, Çin'den değil Allah'tan korkun!

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)