GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2 Mart 1994 tarihinde Kürt siyasetçiler Ahmet Türk, Leyla Zana, Orhan Doğan, Hatip Dicle, Sırrı Sakık ve Mahmut Alınak'ın dokunulmazlıkları kaldırılarak tutuklandıklarına, bu iktidarın da yirmi yıl sonra Kürt siyasi temsilcilerine bakışında ve yöneliminde hiçbir değişiklik olmadığını gördüklerine, kendilerinin de demokrasi, özgürlük ve eşitlik mücadelesine aynen Leyla Zana, Ahmet Türk, Orhan Doğan, Hatip Dicle, Sırrı Sakık ve Mahmut Alınak'tan gördükleri gibi devam ettiklerine, Erzurum ili Karaçoban Belediyesi Eş Başkanının gözaltına alındığına, bugüne kadar seçilmiş belediye eş başkanlarının birçoğunun yerine kayyum atandığına, TÜİK'e yeniden yeni bir başkan atandığına, iktidarın, ülkenin ekonomisiyle, sosyal hayatıyla ilgili verileri güvenilir bir şekilde üretmekle görevli bir devlet kurumunu pespaye bir hâle getirdiğine, TÜİK'in 2020 yılında ülkenin yüzde 1,8 büyüdüğünü açıkladığına, iktidarın "büyüme" dediğinden işçi, emekli, çiftçi, esnaf ve köylünün payını alamadığına, yandaş şi
Yasama Yılı:4
Birleşim:53
Tarih:02.03.2021

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, şimdi size çok kısa bir şey okuyacağım: "Türkiye'de toplumsal uzlaşmayı ve iç barışı istemeyen güçlerin başlattıkları psikolojik savaş kampanyalarıyla devletin resmî televizyonlarında günlerce teşhir edildik, inanılması mümkün olmayan komplo ve senaryolarla kamuoyuna suçlu olarak sunulduk, mitinglerde, meydanlarda linç edilmesi gereken insanlar olarak tanıtıldık, hedef gösterildik, yanı başımızda bombalar patladı, arkadaşlarımız öldürüldü, hakaretlere maruz kaldık. Düşüncelerimiz çok aykırı, çok uç ve ötesinde tahammül edilmez de olabilir ancak bunların doğruluğu ya da yanlışlığı ellere kelepçe vurularak değil, burada tartışılarak anlaşılabilir. Bizim Kürt sorununun çözümüne ilişkin görüş ve düşüncelerimiz farklı olduğu içindir ki sanık sandalyesine oturmak üzereyiz." İlginç değil mi bu sözler? Bu sözleri kim söylemiş, biliyor musunuz? Yirmi yedi yıl önce, 1994 yılında 2 Mart günü merhum DEP Milletvekili Orhan Doğan bu Meclis kürsüsünde söylemiş. Yani o gün, 2 Mart 1994 günü Meclisin 78'inci Birleşiminin ilk oturumunda bu sözleri söylemiş ve bu konuşmanın ardından Kürt siyasetçiler Ahmet Türk, Leyla Zana, Orhan Doğan, Hatip Dicle, Sırrı Sakık ve Mahmut Alınak'ın dokunulmazlıkları kaldırılarak tutuklanmışlar; yirmi yedi yıl önce 2 Martta. Şimdi bu sözleri bugün bir HDP milletvekili de söylemiş olabilirdi. Yirmi yedi yıl geçmiş aradan, hiçbir şey değişmemiş; böyle bir durumla karşı karşıyayız maalesef. Yani bu iktidarın da yirmi yedi yıl sonra Kürt halkına, Kürt siyasi temsilcilerine bakışında ve yöneliminde hiçbir değişiklik olmadığını görüyoruz.

"2 Mart 1994 darbesini yapmış olanları hatırlıyor musunuz?" diye sorsam buradaki, Meclisteki Grup Başkan Vekillerine, hiçbirinin ismini hatırlamazlar; tarihten silinip gittiler. O parmaklar kalktı, indi ama onlar tarihten silinip gittiler. Unutulmayanlar kimler? Ahmet Türk unutulmadı, Sırrı Sakık unutulmadı, Orhan Doğan -rahmetli- unutulmadı, Leyla Zana unutulmadı, Hatip Dicle unutulmadı, Mahmut Alınak unutulmadı; onlar eşitlik, demokrasi, barış ve özgürlük mücadelelerine devam ettiler.

Bizler de Halkların Demokratik Partisi milletvekilleri olarak, bu köhnemiş, darbeci anlayış karşısındaki mücadelemize, demokrasi, özgürlük ve eşitlik mücadelesine aynen Leyla Zana, Ahmet Türk, Orhan Doğan, Hatip Dicle, Sırrı Sakık ve Mahmut Alınak'tan gördüğümüz gibi devam ediyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Demokrasinin ve barışın kazanılabilmesi için, haklarımızı elde edebilmek için mücadelemizi sürdürüyoruz. Bir kez daha arkadaşlarımızı saygıyla yâd ediyoruz, saygıyla kendilerinden söz ediyoruz ve bu mücadelede onlara verdiğimiz sözü de tutacağımızı bir kez daha vurguluyoruz. (HDP sıralarından alkışlar)

Şimdi, bu darbeci zihniyetin devamında yani lanetlediğimiz 28 Şubat darbesi ile 2 Mart 1994 darbesini yaşadığımız hafta içinde bugün ne oldu? Sabah, Erzurum Karaçoban Belediyesi Eş Başkanımız gözaltına alındı, büyük ihtimalle kayyum atanacak. Yani bugüne kadar seçilmiş belediye eş başkanlarımızın bir çoğunun yerine kayyum atandı, belediye meclisleri işlemez hâle getirildi ve halkın iradesi yok sayıldı, Kürt halkının siyasi iradesi ortadan kaldırılmaya çalışıldı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bu sabah, işte, Erzurum Karaçoban'da da aynı şeyin yaşandığını görüyoruz. Yani bu iktidar da darbeci zihniyeti sürdürme kararlılığında olduğunu, ne yazık ki halkın iradesini gasbetme kararlılığında olduğunu bir kez daha göstermiş oluyor. Bunu da tarihe not olarak düşelim, bu konuları konuşmaya elbette ki devam edeceğiz.

Diğer değinmek istediğim konu, hani şöyle bir laf vardır "Gün geçmiyor ki şu olmasın." diye; gerçekten bu TÜİK Başkanlığına atama yapılması neredeyse bu lafı haklı hâle getirdi. "Gün geçmiyor ki TÜİK'te başkan değişmesin." diyeceğiz neredeyse. İki hafta önce ben, yine burada, TÜİK'e yeni bir başkan atandı, diye konuşma yapmıştım, şimdi yeniden yeni bir başkan atandı. Ya, iki yılda TÜİK'e 4 tane başkan atadı bu iktidar. Neden? Bu sorunun cevabı var mı?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayım lütfen.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Yani TÜİK'i (Türkiye İstatistik Kurumu) Türkiye'nin ekonomisiyle, sosyal hayatıyla ilgili verileri inanılır ve güvenilir bir şekilde üretmek durumunda olan bir devlet kurumunu pespaye bir duruma getirdi bu iktidar; ikide bir başkan atıyor. Her bakan geldiğinde yeni başkan; yetmiyor -başkanlar dayanamıyor tabii- düzmece veri üretiminin de bir sınırı var oradaki insanlar için, onlar dayanamayınca yenisi geliyor. Yani TÜİK'i bitirdiniz. Yalan verilerle, toplumu kandırmaya çalışmakla ekonomiyi sürdürmek mümkün olmayacaktır, bunu söyleyelim.

Daha geçen gün TÜİK, yine açıkladı "2020 yılında Türkiye, yüzde 1,8 büyüdü." diye, 2020'nin son çeyreğinde de büyüme 5,9 olmuş. Ya, bakıyoruz kişi başı gelir yıllık 8.599 dolara gerilemiş. Hangi yıla denk geliyor, hangi yılın değerlerine denk geliyor bu? 2004 yılının. Yani 2020 yılında 2004 yılının verilerine, değerlerine geri döndürmüş iktidar ekonomiyi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Son kez açıyorum Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bitiriyorum efendim.

Teşekkür ederim.

Gayrisafi yurt içi hasıla 760 milyar dolardan 717 milyar dolara düşmüş; durum bu. Şimdi, bakıyoruz, bu büyüme denen şeyde vatandaş "Ya, bu büyüme olduysa ben mi büyüdüm?" diye soruyor. Bakın, öyle bir şey yok. 2019'da iş gücünün büyüme içindeki payı yüzde 34,8'miş, 2020'de yüzde 33'e düşmüş, 2020'nin son çeyreğinde yüzde 29'a düşmüş. Yani, sizin büyüme dediğinizden işçi, emekçi, emekli, çiftçi, esnaf, köylü payını almıyor; düşüyor. Kim pay alıyor o büyümeden? İktidarın yandaş şirketleri pay alıyor, iktidarın yandaş holdingleri pay alıyor. Esas itibarıyla "büyüme" dediğiniz şey, saraya yakın olan şirketlerin büyümesidir, yandaş sermayenin büyümesidir; halkın ise küçülmesidir. Esas itibarıyla yaşanan budur ve vatandaş da bunu görüyor.

Teşekkür ederim.