| Konu: | 21 Şubat Uluslararası Ana Dili Günü'nü kutladığına, ülkede çok dilli bir yaşamın birlik duygusunu pekiştireceğini düşündüğüne, son zamanlarda belli çevrelerin akademi, hukuk ve insan hakları dünyasından insanları hedef hâline getirdiğine ve bu zihniyetin bugün ülkede yürütme görevinde bulunduğuna, yürütmenin çeşitli mensupları tarafından akademi, insan hakları ve hukuk dünyasına yönelik yapılan saldırıları kınadıklarına, Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkan Vekili Mehmet Uçum'un, "Hiç kimse bu ülkede İletişim Başkanlığı kurumundan hesap soramaz." derken kendilerini kastettiğine, devletin eleştirilemez, hesap vermez ve kutsal olduğunun ilan edildiğine, devletin görevinin hesap vermek olduğuna, bu iktidarın yaklaşımını kınadıklarını bir kez daha ifade ettiğine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 50 |
| Tarih: | 23.02.2021 |
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın vekiller, 21 Şubat Dünya Ana Dili Günü'ydü, biraz gecikmeli de olsa Dünya Ana Dili Günü kutlu olsun demek istiyorum ve bunu dilim döndüğünce birkaç dilde söylemek istiyorum.
Zazacada "..."(x) demek istiyorum.
Ermenicede "..."(x) demek istiyorum.
Arapçada "..."(x) demek istiyorum ve Kürtçede, Kurmanci lehçesinde "..."(x) demek istiyorum.
Çok dilli, çok kültürlü bir ülkede ana dillerin özgürce kullanılması, ana dilinde eğitim ve öğretimin yapılabilmesi toplumu bölmez, tam tersine birleştirir ve bir araya getirir, güzelliktir ve zenginliktir, bunu hiç unutmayalım.
"Dilini kaybeden bir millet hafızasını kaybeder hatta hatta inancını kaybeder. Ana diliyle bağları zayıflayan toplumların zamanla sürüleşmesi, sömürgeleşmesi, kimliksizleşmesi kaçınılmazdır." diyor. Kim diyor? Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan. Gerçekten katılmamak mümkün değil. "35 ayrı ülkede Türkçe, ana dil, ikinci veya yabancı dil olarak iletişim sağlıyor." diyor Recep Tayyip Erdoğan ve baktığımızda, bu 35 ülkede Türkçenin konuşulması ve kullanılması bu toplumları, bu ülkeleri bölmüyor. Türkiye'de de çok dilli, çok kültürlü bir yaşam bölmez; tam tersine birleştirir, özgürleştirir, insanları bir araya getirir ve birlik duygusunu pekiştirir diye düşünüyorum.
İkinci değinmek istediğim konu: Son zamanlarda, belli çevreler, hem akademi dünyasından hem hukuk dünyasından hem de insan hakları dünyasından insanları hedef hâline getiriyorlar ve ne yazık ki bu zihniyet bugün Türkiye'de yürütme görevinde bulunuyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edin.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Profesör Ayşe Buğra bunlardan biriydi, Eren Keskin, Şebnem Korur Fincancı ve en son Profesör Üstün Ergüder de bunlardan biri oldu. Üstün Ergüder'in arkadaşları, öğrencileri, dostları bir imza kampanyası başlattılar ve "Her zaman demokrasiden, özgürlükten, eşitlikten, hukuktan, üniversite özerkliğinden yana olan ve tüm bu değerleri bütün yaşamı boyunca sorumluluk aldığı alanlarda etkili kılan bilim insanı, uluslararası akademi dünyasında büyük bir saygınlık kazanmış Boğaziçi Üniversitesi eski Rektörü çok kıymetli Profesör Doktor Üstün Ergüder'in meslektaşı, öğrencisi, dostu, arkadaşı olmaktan onur duyuyoruz." dediler. Bu yürütmenin çeşitli mensupları tarafından akademi dünyasına, insan hakları ve hukuk dünyasına yönelik bu saldırıları en sert biçimde kınıyoruz ve protesto ediyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Tamamlıyorum efendim.
Son olarak değinmek istediğim bir konu: Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkan Vekili gibi iki sıfat taşıyan Mehmet Uçum geçen gün dedi ki "Hiç kimse bu ülkede İletişim Başkanlığı kurumundan hesap soramaz." Bizi kastetti bunu söylerken. "İletişim Başkanına 'Hesap verecek.' demek devletten hesap sormaktır; devlet hesap vermez." dedi. Çok tuhaf bulduk, çok tuhaf bulduk. Yani "Devletten hesap soramazsınız." diyor. Daha 90'larda devlete her türlü eleştiriyi yapıp birçok suçlamada bulunup "Hesap soracağız." diyenlerin iktidarında, devlet birdenbire eleştirilemez oluyor, kutsal ilan ediliyor. E, devlet kutsalsa biz yöneticiler de kutsalız demek isteniyor yani devlet eleştirilemez, hesap vermez; yöneticiler de eleştirilemez, hesap vermez demek istiyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Tamamlıyorum efendim.
Biz çok açıkça şunu vurgulayalım: Devlet kutsal değildir ve devletin görevi zaten hesap vermektir, toplumdaki muhalif olanların da iktidarda olmayanların da birinci görevi hesap sormaktır. Antik Çağ'da bile bu konu böyle tartışılmadı yani Mehmet Uçum, maalesef, Aristo'dan Jean Bodin'e, Machiavelli'den Hobbes'a, Rousseau'dan postmodern düşünürlere kadar hepsinin gerisinde olan bir akılla konuşuyor ve düşünüyor. Yani Sümer tabletlerinde bile basit kaideler, kurallar Mehmet Uçum'dan daha ileri bir içeriğe sahip. Yani belli ki iktidar o kadar kör etmiş ki kendilerini kutsal sayıyorlar. Biz bu düşünceye katılmıyoruz, İletişim Başkanını eleştiriyoruz, eleştiririz, hesap da sorarız çünkü kendisi devlet de değildir üstelik. Firavun da kutsal ilan etmişti kendini "Hesap soramazsınız." diyordu ama tarihe geçen bütün firavunlardan hesap soruldu. Türkiye'de de hesap sorulan biri vardı, onu hatırlatmak istiyorum. 12 Eylül 1980 askerî darbesini yapmış olan...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Oluç, son kez açıyorum.
Buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Son cümlelerim...
Teşekkür ediyorum.
...cunta şefi Kenan Evren "Her şeyi devlet adına yapıyorum." diyordu ama sonunda yargılandı, mahkûm oldu ve devlet adına yaptığı her şeyden mahkûm olmuş oldu. Dolayısıyla, hesap vermek, hesap sormak demokrasilerde, devletlerde, iktidarın ve muhalefetin olduğu bütün toplumlarda ve sistemlerde çok doğal, olması gereken bir şeydir. "Bunu yapamazsınız." diyen anlayışın demokrasiyle alakası yoktur; otokrattır, diktatördür. Bu "Her şeyi ben belirlerim." anlayışıyla bu işler yürümez, bunu bir kez daha söyleyelim. Bu iktidarın yaklaşımını da bu açıdan sert biçimde kınadığımızı bir kez daha ifade edelim.
Teşekkür ederim.