| Konu: | Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun, Pençe Kartal-2 Harekâtına ve Gara bölgesinde 13 vatandaşın terör örgütünce şehit edilmesine ilişkin Hükûmet adına gündem dışı açıklamaları nedeniyle HDP Grubu adına konuşması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 47 |
| Tarih: | 16.02.2021 |
HDP GRUBU ADINA HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın vekiller; öncelikle Gara'da savunmasız insanlara yönelik yapılan katliamı en sert biçimde kınıyoruz; ölenlere rahmet, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyoruz. Uluslararası insancıl hukukun ağır bir ihlali olarak değerlendiriyoruz bu durumu.
Şimdi, bu konuyu tartışırken ve konuşurken geçmişten kopuk olarak ele almak mümkün değil. Önce bir hatırlatma yapmak istiyorum: 1990 ile 2012 arasında -yani yirmi iki yıl boyunca- güvenlik güçlerinden, güvenlik kuvvetlerinden alıkonulmuş olan kişi sayısı 350 civarında ve bütün bu süre boyunca -yani yirmi iki yıl boyunca- bu alıkonulmuş olan asker, polis, koruculardan hiçbiri ölmeden ve hiçbirinin burnu kanamadan tekrar geri alınmışlar; bu bütün kayıtlarda vardır, tam sayıyı "350 civarında" diye hatırlıyorum. Neden böyle olmuştur, bu soruyu sormamız gerekiyor. Neden ve nasıl böyle olmuştur? Nedeninin cevabı şudur: Siyaset devreye girmiştir o yıllarda, devreye girmiştir ve heyetler oluşturulmuştur. Bu heyetler çeşitli siyasi partilerden, sivil toplum kuruluşlarından, tek tek aydınlardan oluşan heyetlerdir, üstelik farklı siyasi partilerden oluşan heyetlerdir ve bu heyetler gidip diyalogla, görüşerek, ikna ederek, konuşarak hiçbir kişinin burnunun kanamasına yol açmaksızın onların hepsini geri alıp gelmişlerdir. Çok örnek vardır, vaktim yetmeyeceği için tek tek anlatamam ama hepsi kayıtlı olarak elimizde vardır. Bu heyetlerin içinde sizin öncülünüz olan siyasi partiden insanlar da yer almıştır, Adalet ve Kalkınma Partisiyle aynı kulvarda mücadele etmiş ama sonra kapatılmış olan partilerden insanlar da yer almıştır.
Şimdi, bu çok önemli; bu sefer bu olmadı. Neden? Çünkü siz iktidar olarak siyasetin devreye girmesini engellediniz, siz engellediniz. Yaşanan bu ölümlerin siyasi sorumluluğu iktidardadır, maalesef iktidardadır. (HDP sıralarından alkışlar)
OYA ERONAT (Diyarbakır) - Yuh olsun! Yuh!
HAKKI SARUHAN OLUÇ (Devamla) - Şimdi, bakın, bunu örnekleriyle de anlatacağım. Güvenlikçi politikalar ve uygulamalara kendinizi o kadar kaptırdınız ki siyaseti devre dışı bıraktınız, diyalogu, diplomasiyi devre dışı bıraktınız, siyaseti eksik hâle getirdiniz çünkü derdiniz güvenlikçi politikalarla bir çözüm yaratmaktı. "Bu bir çözümsüzlüktür." dedik, anlatamadık size.
Şimdi, bakın, bu son durumla ilgili -Sayın Lütfü Türkkan da söyledi, burada yok şimdi ama dinlediğini umuyorum- ne olmuş, alıkonulmuş insanlarla ilgili partimiz ne yapmış bugüne kadar? 5 kez bu aileler Meclis grubumuzu ziyaret etmişler ve Grup Başkan Vekillerimizle kameraların önünde görüşme yapmışlar. Döneceğim, ne demiş Grup Başkan Vekillerimiz diye. 4 kez Genel Kurul konuşması yapılmış bu konuda partimiz tarafından, 3 basın toplantısı yapılmış, aileler grup toplantımıza katılmışlar, araştırma ve soru önergeleri verilmiş. Tarihlerini de söyleyeyim bunların hepsinin size.
Bakın, 26 Kasım 2015'te İdris Baluken -şimdi cezaevinde, sizin rehineniz olan İdris Baluken- ailelerle görüşmüş, 26 Kasım 2015'te açıklama yapmış, Meclis Genel Kurulunda konuşma yapmış, ailelerin yanında açıklama yapmış "Bu sorun acilen çözülmelidir." diye; video ve Meclis kayıtları var, bakarsınız. 15 Aralık 2015'te yine İdris Baluken Mecliste, Genel Kurulda konuşma yapmış. 17 Aralık 2015'te İdris Baluken araştırma önergesi vermiş, sizin oylarınızla reddedilmiş. 23 Aralık 2015'te yine İdris Baluken'i aileler ziyaret etmiş, listesi var kimlerin geldiğinin.
Devam ediyorum, 23 Şubat 2016'da yine ziyaret var ailelerden, 23 Şubat 2016'da ayrıca grup toplantımıza katılmışlar. 23 Aralık 2016'da Ahmet Yıldırım'ı -o zaman Grup Başkan Vekilimiz- ziyaret etmişler. Aradan üç yıl geçmiş, 29 Mayıs 2019'da Fatma Kurtulan ve ben, Grup Başkan Vekili olarak ailelerle buluşmuşuz grup salonumuzda ve kameralar eşliğinde konuşmuşuz. Sonra 29 Mayıs 2019'da Fatma Kurtulan bunu Meclis Genel Kuruluna getirmiş. 12 Haziran 2019'da Nimetullah Erdoğmuş Meclis Başkan Vekilimiz, Genel Kurul konuşmasında gündeme getirmiş meseleyi. 6 Eylül 2019'da ben basın toplantısı yapmışım, Mecliste gündeme getirmişim. 11 Eylül 2019'da Eş Genel Başkanımız Mithat Sancar İHD ziyaretinde gündeme getirmiş meseleyi. 6 Kasım 2019'da ben Genel Kurulda konuşma yapmışım bu konuda.
Şimdi bu örnekleri size söylüyorum, daha başka örnekler de var. Ne demişiz bu konuşmalarda; mesela, ben ne anlatmışım? Burada, tutanaklarda, açın, Meclis tutanaklarında; bakın, demişim ki ailelere: "Sizin alıkonulan çocuklarınızla ilgili biz üzerimize düşen ne varsa yapmaya hazırız. Mecliste bulunan diğer partiler de eğer bu konuda bir anlayış birliğine sahipse bu konuda gereken adımları birlikte atalım. Hem partiler olarak hem sivil toplum kuruluşları olarak, insan hakları dernekleri olarak, alıkonulan asker ve polis çocuklarının hepsini ailelerine geri getirecek adımları hep birlikte atalım. Bir tek önemli şey var, iktidarın bu konuda bir güvence vermesi gerekiyor." "Bu konuda hâlâ aynı şeyi söylüyoruz." demişim, "Defalarca söyledik." demişim, bunların hepsini ben burada, Genel Kurulda konuşmuşum. Siz bunların hiçbirini duymamışsınız, bunların hiçbirine cevap vermemişsiniz. Şimdi ben size onun için diyorum "Siyasi sorumlusu sizsiniz bu işin, biz değiliz" diye.
Ama buradan bir iş çıkarmaya çalışıyorsunuz. Nedir çıkarmaya çalıştığınız şey? "Acaba HDP'yi kriminalize edebilir miyiz? Acaba HDP'nin üstüne bazı şeyleri yıkabilir miyiz? Acaba HDP'yi bu toplumda yeniden tartıştırıp kapatma mapatma meselelerini gündeme getirebilir miyiz?" Yapamazsınız bunları çünkü biz bu ailelere de söz vermişiz, üzerimize düşen neyse yapacağız diye, sizin de önünüzde bu lafları etmişiz; bunu da size hatırlatayım.
Bakın, bir tane daha, İçişleri Bakanı söyledi Eş Genel Başkanımız Pervin Buldan'la ilgili; hatırlatayım, 2014, Pervin Buldan, Sırrı Süreyya Önder ve Selahattin Demirtaş, üçü bizzat Lice'ye, dağlara çıktılar, 3 uzman çavuşu sağ salim aldılar getirdiler, bunları unuttunuz mu? Siz unutmadınız, kayıtlarınızda vardır, açıp bakın bunların hepsine.
Niye bunların hepsini söylüyorum? Bakın, sayın iktidar, bu tutumu değiştirmenin ve açık tartışmanın gereği vardır, çok açık. Çünkü biz dün ne söylüyorsak bugün de söylüyoruz, ben dün bu Meclisin kürsüsünde ne söylediysem bugün de bunu söylüyorum, yarın da bunu söyleyeceğim. Biz, barış olsun, bir tek ocağa ateş düşmesin, bir tek gencimiz...
ZEHRA TAŞKESENLİOĞLU BAN (Erzurum) - Yalancısınız, yalancısınız, yalancısınız!
HAKKI SARUHAN OLUÇ (Devamla) - ...kim olursa olsun bir tek gencimiz daha yaşamını yitirmesin, ister Türk ister Kürt olsun, hiçbir gencimiz ölmesin diye mücadele ediyoruz ve bu mücadelede her zaman diyoruz ki: "Kürt sorununda demokratik ve barışçı çözümü gerçekleştirmek için bizler adım atmaya hazırız, üzerimize düşen varsa yapmaya hazırız, her türlü fedakârlığı yapmaya hazırız. Türkiye'nin hiçbir sorununu şiddet yoluyla çözemeyiz, şiddet uygulayarak sonuç alamayız. Şiddetsiz bir şekilde, müzakere ederek, diyalog yoluyla, konuşarak, tartışarak bütün sorunlarımızı çözebiliriz Kürt sorunu başta olmak üzere." "Hiçbir sorunumuz yoktur ki konuşarak çözemeyelim." diyoruz. Bunu size bir kez daha hatırlatıyorum ve bunun gerçekleşebilmesi için üzerimize düşenleri yapmaktan da sizin bütün politik ve fiilî saldırılarınıza rağmen vazgeçmiyoruz; inatla barış elini uzatmaya devam ediyoruz. Demokratik çözümü, barışı, şiddetsiz çözümü hep birlikte gerçekleştirebilmek için bu Meclisteki bütün partilere sesleniyoruz, sadece iktidar partilerine değil, muhalefete de sesleniyoruz "Ancak hep birlikte bu sorunu çözebiliriz, hep birlikte sorumluluk üstlenirsek bu sorunun şiddetsiz çözümünü sağlayabiliriz. Türkiye'ye barış gelir, Türkiye'ye huzur gelir, Türkiye'ye refah gelir." diyoruz ama bunu nedense bir türlü anlatamıyoruz. Neden?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
HAKKI SARUHAN OLUÇ (Devamla) - Bitiriyorum efendim.
BAŞKAN - Buyurun toparlayın.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (Devamla) - Çünkü sizin içinizdeki birileri güvenlikçi politikalarla, yıllardan beri uygulananların tekrar edilmesiyle bir sonuç alınacağını düşünerek bu politikaları ve uygulamaları sürdürüyorlar. Yanlış yapıyorlar. Bir kez daha vurgulayalım: Yanlış yapıyorlar ve bu yanlışın neresinden dönülürse hepimiz için, bütün toplum için bu kârdır, bunu bir kez daha vurgulayalım. O zaman bir tek kişinin bile artık canı yanmadan, bir tek ocağa bile ateş düşmeden ve Türkiye sadece içeride değil, dışarıda, Orta Doğu'da bir bölge gücü olacaksa eğer, demokrasisiyle, barışıyla, Türk ve Kürt halklarının birlikte, el ele mücadele etmesiyle ve Türkiye'nin refahını ve huzurunu birlikte sağlamalarıyla olabilir, bunu da bir kez daha vurguluyoruz ve bu teklifimizi bütün kamuoyu önünde halklarımıza bir kez daha iletiyoruz.
Teşekkür ediyorum dinlediğiniz için. (HDP sıralarından alkışlar)