| Konu: | 27 Ocak Uluslararası Yahudi Soykırımı Kurbanlarını Anma Günü'nün 76'ncı yılında acıları paylaştıklarına, TÜİK'in ortaya koyduğu 2019 yılı gayrisafi yurt içi hasıla açısından il bazlı istatistiklerine göre İstanbul ilinin en yüksek gayrisafi yurt içi hasılaya ulaştığına, son on, on beş ilin Siirt, Diyarbakır, Batman, Mardin, Şırnak, Gaziantep, Hakkâri, Bitlis, Muş, Ağrı, Urfa, Van, Bingöl illeri olduğuna, 1960 yılı, 1980 yılı, 2004 yılı verilerine bakıldığında da aynı tabloyla karşı karşıya kalındığına, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının da bu tabloda herhangi bir değişiklik yaratamadığını vurgulamak istediğine, bu eşitsizliklerin azaltılabilmesi ve ortadan kaldırılabilmesi için bölgesel ekonomi modelinin gündeme gelmesi, yerel yönetimlerin demokratikleştirilmesi ve güçlendirilmesi gerektiğine, Ticaret Bakanlığının gıda ve temel ihtiyaç maddeleriyle ilgili 81 ilde yaptığı fahiş fiyat denetlemeleri sonucunda son bir haftada 1.674 işletmeye ceza kestiğine, iktidarın yanlış ekonomi po |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 42 |
| Tarih: | 27.01.2021 |
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın vekiller, bugün 27 Ocak Uluslararası Yahudi Soykırımı Kurbanlarını Anma Günü. 76'ncı yılında bu insanlık utancıyla bir kez daha yüzleşiyoruz, acıları ve yası paylaşıyoruz.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 2005 yılında kabul edilen bir kararla 27 Ocak "Holokost Kurbanlarını Anma Günü" olarak ilan edilmişti. Bütün bu holokost sırasında 6 milyon Yahudi, 800 bin civarında Roman katledildi ve soykırıma uğradı. Dünya tarihi açısından baktığımızda son derece vahim bir durumdu.
İkinci Dünya Savaşı sırasında yaşanan bu acıların bir daha yaşanmaması, dünyanın herhangi bir yerinde yaşanmaması ancak gerçeklerle ve geçmişle yüzleşmekle mümkündür. Soykırımların nedenleri ve yol açtığı faciaların herkes tarafından anlaşılıp tekrar böyle bir felaketin yaşanmaması için insanlığa katkı sunacak barış politikalarının yürütülmesi, nefret söyleminden uzak durulması son derece önemli bir görev olarak hepimizin önünde duruyor.
Katliamlar, soykırımlar yaşanmış olan bu coğrafyada da işlenen nefret suçlarıyla yüzleşerek bu acıların anılmasıyla ancak sahici olarak "bir daha asla" demek mümkün olabilir. Soykırımları kabul ederek mağdur halklardan ve inançlardan özür dilemek, onarıcı adalet yollarına başvurarak sorumluları ve failleri ifşa etmek, birbirini anlamak, yaraları samimi bir yaklaşımla sarmak için atılması gereken ilk adımlardır. Bir kez daha, 76'ncı yılında, Yahudi Soykırımı Kurbanlarını Anma Günü'nde bu büyük insanlık utancıyla yüzleşiyoruz, acıları ve yası paylaşıyoruz, o süreçte yaşamını yitirenleri hüzün ve saygıyla anıyoruz.
TÜİK'i hep eleştiriyoruz fakat açıkladığı verileri de bazı gerçekleri ortaya koyması açısından kullanıyoruz. TÜİK veriler açıkladı ve 2019 yılı gayrisafi yurt içi hasıla açısından il bazlı istatistikleri ortaya koydu. İl düzeyinde cari fiyatlarla gayrisafi yurt içi hasıla hesaplamalarına göre 2019 yılında İstanbul 1 trilyon 327 milyar 452 milyon Türk lirasıyla en yüksek gayrisafi yurt içi hasılaya ulaştı ve toplam gayrisafi yurt içi hasıladan yüzde 30,7 pay aldı. Ankara'ya baktığımızda, bu, yüzde 9,2 pay olarak görünüyor, İzmir yüzde 6,1 pay olarak gözüküyor. Bunlar tablonun bir kısmı. Şimdi ben tablonun diğer kısmından da söz etmek istiyorum. Yine TÜİK verilerine, oradaki son 15 il sıralamasına baktığımızda hangi illeri görüyoruz? Siirt, Diyarbakır, Batman, Mardin, Şırnak, Antep, Hakkâri, Bitlis, Muş, Ağrı, Urfa, Van, Bingöl yani şu harita.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN -Buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bu harita, aslında Cumhuriyet Dönemi boyunca değişmemiş olan harita. Yani ülkenin bir kısmında -şu kısmını görüyorsunuz- farklı renklerle ortaya çıkıyor, bu kısmındaki gayrisafi yurt içi hasıla değerleri, payları ülkenin en düşüğü yani bölgesel eşitsizlik her konuda net bir biçimde ortaya çıkıyor. Cumhuriyet tarihi boyunca da bu bölgesel eşitsizlik anlamında değişen hiçbir şey yok. Yani, 1960 yılı verilerine baktım ben acaba o zaman nasıldı diye, 2004 yılı verilerine baktım, 1980 yılı verilerine baktım; aynı tabloyla karşı karşıyayız. Yani Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı da aslında bu tabloda herhangi bir değişiklik yaratabilmiş değil, özellikle onu vurgulamak istiyorum.
Bu farklı renklerin ortaya çıktığı tablo, iktisadi eşitlik açısından da bu farklılıkları gösteriyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Demokratik hak ve özgürlüklerin kullanılması açısından da bu farklılıkları gösteriyor, eşitsizlikleri gösteriyor, özgürlükler açısından da bu eşitsizlikleri ve farklılıkları gösteriyor. Yani, cumhuriyet tarihinin kadim bir sorunuyla karşı karşıya olduğumuz TÜİK verileriyle de bir kez daha ortaya çıktı. Bu politikaların değiştirilmesi, ekonomi politikalarının değiştirilmesi, bölgesel eşitsizliklerin ortadan kaldırılabilmesi için elbette ki çok ciddi çalışmaya ihtiyaç var. İki açıdan değinmek istiyorum: Bir taraftan, bölgesel ekonomi modelinin gündeme gelmesi ve bunun tartışılması gerekiyor bu eşitsizliklerin azaltılabilmesi ve ortadan kaldırılabilmesi için. İkincisi, yerel yönetimlerin demokratikleştirilmesi ve güçlendirilmesi gerekiyor yani bugünkü iktidarın sürdürdüğü kayyum atama politikasının tam tersinin yapılması gerekiyor. Buna da, bir kez daha bu eşitsizliklere değinmek istedik.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Tamamlıyorum efendim.
Son bir konuya daha değinmek istiyorum. Şimdi, Ticaret Bakanlığı -geçtiğimiz günlerde de açıklandı- gıda ve temel ihtiyaç maddeleriyle ilgili 81 ilde yaptığı fahiş fiyat denetlemeleri sonucunda, son bir haftada 1.674 işletmeye ceza kesmiş ve bu cezalar oldukça yüksek meblağlarda. Elbette ki fahiş fiyat uygulamaları son derece üzerine gidilmesi gereken bir konu, bu konuyu tartışmıyoruz ama mesele başka bir mesele, işin arkasında yatan ekonomik gerçekleri konuşmamız gerekiyor. Yani, fahiş fiyat artışları yaşanıyor ama ülkedeki zam politikalarına, ekonomi politikalarına, özellikle pandemi döneminde yaşananlara baktığımızda, yönetilemeyen ekonominin yarattığı sorunlara baktığımızda, çiftçinin, üreticinin, köylünün, emekçinin, işçinin, emeklinin yaşadığı sorunlara baktığımızda, esas bunları konuşmadan, sadece "Fahiş fiyat denetimleri yapıyoruz, fahiş fiyat uygulamaları denetimi yapıyoruz, böylece halkı koruyoruz." derse iktidar, aslında halkı yanıltmış olur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Evet, son cümlelerinizi alayım.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Yani iktidarın başarısız ekonomi politikaları konuşulmasın diye, onun yerine günah keçileri yaratılıyor ve bu tür denetimlerle esas gerçekler saklanıyor ve idari para cezalarıyla bu meselelerin üstesinden gelinebileceği düşünülüyor. Zamlara baktığımız zaman, bunların hepsini çok net olarak görmemiz mümkün. Aslında, zam politikalarına ve açıklanan, TÜİK'in gerçek olmayan enflasyon rakamlarına baktığımızda, aradaki farkları gördüğümüzde; nasıl bir durumla karşı karşıya olduğumuzu ve bu iktidarın yanlış ekonomi politikalarının yarattığı tahribatı ve yarattığı büyük eşitsizlikleri, toplumsal adaletsizlikleri gördüğümüzde sorunun nereden kaynaklandığını çok açık bir şekilde de anlamak mümkün oluyor.
Teşekkür ediyorum.