GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:40
Tarih:26.12.2020

ABDULKADİR KARADUMAN (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Aslında, görüşmekte olduğumuz teklifin içeriğine baktığımızda, Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenlik ve güvenlik hakkını Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine devretmesine dair kanun teklifi desek daha doğru olur kanaatindeyim. Düzenlemenin dayanak ve içeriğine baktığımızda, Güvenlik Konseyine ülkemizdeki kamu ve sivil kuruluşlar hakkında tasarrufta bulunma hakkı tanımak uzun vadede ülkemiz için ciddi bir güvenlik sorunu oluşturacağından, bu teklif kesinlikle kanunlaştırılmamalıdır.

Değerli milletvekilleri, sizlerin de malumudur ki bütün devletlerin mutabık kaldığı bir terör tanımı ve terörle mücadele yöntemi yoktur. Dünyayı baskı altına alan, farklı ülkelerdeki çeşitli grupları silahlandırarak ülkeleri çatışma ve kaosa sürükleyen 5 ülkenin tahakkümü vardır. Ülkemizi, insanlığı tehdit eden yapıları terör listesine almayan ve üstelik bu örgütleri finanse eden Birleşmiş Milletlerin daimî üyesi 5 ülkenin tensipleriyle adım atmaya mahkûm etmek hangi aklın ürünüdür?

Hep birlikte hatırlayalım, yıl 2003. Amerika, Saddam'ın elinde kitle imha silahı olduğunu iddia ederek Irak Özgürleştirme Operasyonu adıyla Irak'ı işgal etti. Sözde özgürlüğün maliyeti olarak Irak'ta 1 milyondan fazla insan katledildi, 500 binden fazla kadına tecavüz edildi ancak ortada ne nükleer ne de kitle imha silahı vardı. Şimdi, soruyorum: Bu katliam gerçekleşirken siz kimin tarafındaydınız? Kitle imha silahı algısıyla Irak işgal edilirken kendi STK'lerimizi karşınıza almak uğruna kanun teklifi getirdiğiniz Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kimin tarafındaydı? Güvenlik Konseyinin kitle imha silahlarının yayılmasını engellemek gibi bir amacı varsa önce, dünyanın en çok silah satan 5 daimî üye ülkesini denetlemesi gerekir. Bu açık çifte standart varken kendi kurum ve kuruluşlarımızı 5'li çetenin tasarrufuna açacak bir düzenleme getiriyorsanız -iyimser bir şekilde ifade ediyorum ki- siz ülkenize değil küresel çetelere hizmet ediyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar) Bu düzenlemeyle ülkemiz, terörü finanse etmek bahanesiyle her türlü müdahaleye açık hâle getirilecektir. Bu teklif ASELSAN, BAYKAR, ROKETSAN ve TUSAŞ'ın çalışmalarının kısıtlanacağı hatta tamamen durdurulacağı bir zemin oluşturacaktır. Şimdi siz "ASELSAN, BAYKAR ve ROKETSAN ile kitle imha silahının ne alakası var?" diyeceksiniz. O hâlde, bunu bize değil, günü geldiğinde Güvenlik Konseyine anlatırsınız.

Öte yandan, sivil toplum kuruluşlarımız, gücünü özgür çalışma ortamından ve sivil oluşundan alır ve bu kimliği muhafaza ettiği sürece varlık gösterebilir. Derneklere kayyum atamak, sivil toplum kuruluşlarını ortadan kaldırmak, siyasi gücün malzemesi yapmak hâline gelir. Her konuda olduğu gibi STK'ler konusunda da idari müdahaleler ve tehditler yerine, hukukun üstünlüğü ve hukuk karşısında eşitlik ilkesine uygun bir şekilde yargı yolu tercih edilmelidir. Bakınız, insani yardım çalışması yapan sivil toplum kuruluşlarımızın işleyişini, yapısını ve faaliyetlerini olumsuz şekilde etkileyecek bu düzenleme, Güvenlik Konseyi ve Amerika'nın mali jandarması olan FATF gibi faaliyetleri şaibeli kuruluşların kararlarını mutlaklaştıracaktır. Bu düzenleme, Türkiye'nin dünyada yüz akı olan uluslararası insani yardım kuruluşlarını hareket edemeyecek şekilde engelleyecek, bu kuruluşlarımızın faaliyet alanlarında Türkiye'yi değil FATF'ı söz sahibi kılacaktır. Aslında, bu düzenlemeyle Güvenlik Konseyi size şunu soruyor: "Dünya 5'ten büyük mü yoksa küçük mü?" "Bunun hesabını verin." diyor. Bu kanun teklifinin yasalaşmasıyla dünyanın 5'ten küçük olduğunu kabul etmiş olacaksınız. Eğer ülkenize hizmet etmeye yemin ettiyseniz -ki bu kürsüden ettiniz- bu yanlıştan bir an önce vazgeçmeniz gerekir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)