| Konu: | Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 39 |
| Tarih: | 25.12.2020 |
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Sarayın Meclise dayattığı sözde yasanın 12'nci maddesi üzerine söz almış bulunuyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Bu sadece bizim bulunduğumuz 27'nci Dönemde bize dayattığınız 3 değil, 13 değil, 33'üncü torba yasa. Bu yüce çatıyı sarayın noterliğine dönüştürme çabanızı üzüntüyle falan değil, gün geçtikçe büyüyen bir öfkeyle izliyoruz. Bugün de yasal süreleri bile takmadan geçirmeye çalıştığınız bu yasanın tek bir amacı var: Şahsım devletine yalakalık etmeyi reddeden demokratik kitle örgütlerini yok etmek. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar) Üzerine söz aldığım madde de bu ahlaksız teklifin diğer maddeleri gibi evlere şenlik. TCK'nin haklardan mahrumiyeti düzenleyen 53'üncü maddesindeki süreler geçmiş veya affa uğramış olsa dahi kişiyi dernek yönetimlerinde bulunmaktan menetme maddesi. Bir kişi hakkında kısıtlama yoksa bir haktan ömür boyu mahrum edilmesi Anayasa madde 13'e açıkça aykırıdır. Gerçi Anayasa'yı takmamayı marifet sanan bir cenaha bunları söyleyince benim artık biraz gülesim geliyor. Zira, malum, sizi bağlayan şey, ne AYM ne AİHM ne kanunlar ne Anayasa ne evrensel hukuk kuralları; varsa yoksa saray ve eşrafının hezeyanları. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)
Başka ne dayatıyorsunuz peki bu teklifte? Seçimle ve mertçe kazanamadığınız belediyelere kayyumlarla çöktüğünüz yetmemiş olacak, şimdi de derneklere kayyum atayarak çökme peşindesiniz. Saray yalakası olmayan her canlının terör soruşturmasını tadacağı güzel ülkemde, oldu da dernek yöneticilerinden biri hakkında bir soruşturma açılırsa hem kişi görevden alınacak, yetmezse kayyum atanacak, yetmezse jet hızıyla derneğin faaliyeti durdurulacak.
Başka neler yaptığınızı arkadaşlarım sabahtan beri anlatıyor. Şu an saat bir biz bu yasayı görüşürken çünkü malumunuz Türkiye'nin en önemli sorunu dernekleri nasıl susturacağınız. O yüzden ben, şimdi, biraz da neden yaptığınızı anlatmak istiyorum: Otoriter rejimler neden ille de düşmandır demokratik kitle örgütlerine? Aslında temel sorun, gördüğünüz gibi isimde başlıyor sevgili arkadaşlar "Demokratik" "Kitle" "Örgüt." Allah muhafaza yani sokakta 3 kişiyi görse üstüne gazla saldırma noktasına gelmiş "şahsım devleti" için bu 3 kelimenin yan yana gelmiş olması zaten başlı başına bir sorun çünkü demokratik kitle örgütleri kapitalist devletlerin ezdiği halklar için bir dayanışma, örgütlenme ve direnme yoludur. Bu nedenle otoriter rejimler kontrol edemedikleri her şey gibi, kendi kurdurdukları GONGO'lar dışında kalan örgütlerden nefret ederler. Biz bu nefretin en somut örneklerini 12 Eylülde faaliyetten menedilen 23.700 dernekte gördük, 20 Temmuz sivil darbesi sonrası kapısına kilit vurduğunuz 1.748 vakıf ve dernekte gördük; Gezi sonrası ipe sapa gelmez suçlamalarla kriminalize etmeye kalktığınız insan hakları örgütlerinde, bin yüz elli bir gündür esir tuttuğunuz Osman Kavala'ya yönelik bitmeyen hıncınızda gördük.
Şimdi bu sivil topluma darbe teklifiyle ne amaçladığınızı da inanın, çok iyi görüyoruz, "Biz varız, buradayız." diyen ve en temel insan hakları için onurla direnen LGBT+ derneklerine duyduğunuz nefrette görüyoruz; erkek egemenliği altına alamadığınız kadın derneklerine yönelik saldırılarınızda görüyoruz; yandaşlarınıza peşkeş çektiğiniz derelerimiz, ormanlarımız için direnen çevre örgütlerine ettiğiniz zulümlerde görüyoruz; tüm baskılarınıza rağmen, azimle insan haklarını savunan ve ne kadar kirli çamaşırınız varsa ortaya döken örgütlere yaşattıklarınızda görüyoruz; Türk Tabiplerini, baroları bile hain ilan eden faşist ve zehirli dilinizde görüyoruz. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)
Bir de bu örgütlerin binbir zorlukla buldukları fonlara, acil durumlarda dayanışmayla toplanan paralara bile göz dikmişsiniz sevgili arkadaşlar; yakışır, gerçekten yakışır. Bu arada bu teklifi dayatan saray aynı zamanda samimi dostlarının, bilumum yandaş ve akrabalarının -efendime söyleyeyim- kızlarının, oğullarının yönettiği vakıf ve derneklere vergi muafiyeti tanımaktan da hiç ar etmiyor nedense.
Şaşırmıyoruz dedik çünkü bu zihniyet için olması gereken tam da budur. Çünkü dayanışma yataydır, sözde "hayırseverlik" diye sattığınız bahşetme ise dikeydir. Siz istiyorsunuz ki yoksulluğa mahkûm ettiğiniz bu toplum, her zaman ve daima sizin elinize baksın. İstiyorsunuz ki halkın vergileriyle yediğiniz üçer beşer maaşlardan gönlünüzden kopanı hayır hasenat işlerine harcayın, ötesine de kimse karışamasın. (CHP sıralarından alkışlar) Toplumun dayanışarak güçlenmesini değil, el açıp size dilenmesini bekliyorsunuz ve bu egoyla ülke yönetmeye çalışıyorsunuz, yaşadığımız her şeyin sebebi de tam olarak budur. Demokratik kitle örgütlerinden korkuyorsunuz, korkun; gemi azıya aldınız, alın; giderayak "kime ne zulmetsek" diye yaptığınız acıklı planlar yalnızca ve sadece sonunuzu hazırlıyor. Demokratik kitle örgütleri savaşlarda, darbelerde susmadı, ne yapsanız susmayacak ve emin olun ki her baskıcı rejim gibi sizin de sonunuz tarihin çöplüğü olacak.
Teşekkür ediyorum. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)