GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 8'inci Tur Görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:32
Tarih:15.12.2020

CHP GRUBU ADINA BÜLENT TEZCAN (Aydın) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tek adam rejiminin 3'üncü bütçesini yapıyoruz. O zaman, hep beraber, bir, saray fotoğrafına bakmamız elzem. Bir bakalım, nasıl bir tablo var.

Bakın, Cumhurbaşkanlığı makamı, devletin organlarının uyum içerisinde, düzenli bir biçimde çalışmasını gözetmekle görevli, öyle tarif edilmiş. Devletin uyum ve düzenli bir şekilde çalışmasını gözetmekle görevli olan Cumhurbaşkanlığı makamı bugün ne yazık ki bir husumet makamına dönüşmüştür, husumet makamı. Kendinden olmayan herkesi, her kurumu, her şeyi hasım gören bir Cumhurbaşkanlığı makamıyla karşı karşıyayız, onun bütçesini yapıyoruz. Cumhurbaşkanının tarafsız olması lazım, herkes bunu söylüyor, Anayasa da bunu yazıyor. Peki, durum ne? Şeklen tarafsızlık yemini etmiş ama aslen husumet andı içmiş bir Cumhurbaşkanıyla karşı karşıyayız. (CHP sıralarından alkışlar) Öyle değil mi arkadaşlar?

Bakın, değerli arkadaşlar, bu Parlamentoda, uzun zaman, siyaset kurumu "Darbe hukukundan nasıl arınırız?" diye kafa yordu. "Darbe hukukundan arınalım." diyorduk, ne oldu? 20 Temmuz sivil darbesiyle Türkiye'de yeni bir darbe hukuku inşa ettiniz. 20 Temmuz darbesiyle Türkiye'de, kurumları çalışan bir demokrasi değil, bütün yetkilerin tek kişiye verildiği, tek adamın elinde bütün yetkilerin toplandığı bir Türkiye yaratıldı. Yeni bir darbe kültürüyle, yeni bir darbe hukukuyla şu anda hesaplaşmak durumundayız.

Değerli arkadaşlar, kuvvetler bir kişinin elinde toplanmış. Dönüyorsunuz, devletin her kurumunun, Türkiye Büyük Millet Meclisinin itibarı ayaklar altında, milletvekillerinin itibarı ayaklar altında. Cumhurbaşkanlığı bütçesi görüşülüyor, Cumhurbaşkanının, sarayın önünde temenna etmek için sıraya girmeye çalışan iktidar milletvekillerinin sıraları boş. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, yargı bağımsızlığı ayaklar altında. Bugün hâkimler ve savcılar karar verirken sarayın hışmından korkuları ya da saraya yaranma telaşları adalet duygusunun önüne geçmiş. Adliye koridorlarında adalet duygusu yok, sarayın hışmı ve saraya yalakalık yapma yarışı var; böyle bir Türkiye yaratıldı. (CHP sıralarından alkışlar) Düşünebiliyor musunuz, Cumhurbaşkanı danışmanına danışan mahkeme başkanları var. Heyet duruşmaya çıkacak, mahkeme başkanı odada Cumhurbaşkanı danışmanıyla konuşuyor; bunu da mahkeme üyeleri ikrar ediyor, böyle bir adliye düzeni. Bugün Anayasa Mahkemesi kararına uymayan hâkimler var. Nereden türedi bunlar, tombaladan mı çıktı? Kim cesaret verdi bunlara? "Anayasa Mahkemesi kararına uymuyorum, saygı da duymuyorum." diyen Recep Tayyip Erdoğan cesaret vermedi mi bu adaletsizliğe, bu hukuksuzluğa? (CHP sıralarından alkışlar)

Bakın, bu tek adam rejiminin maliyeti sadece hukukun, adaletin, demokrasinin kaybedilmesi değil. Bu tek adam rejiminin maliyetini saydı arkadaşlarımız, sadece iki şey daha söyleyeceğim: İki buçuk yıl olmadan bu tek adam rejiminin maliyeti 156 milyar dolar millî gelirin eksilmesi, 12,5 milyon işsiz vatandaşımız, 30 milyona dayanan yoksul vatandaşımız; bunun maliyeti bu. Bu, sıradan bir demokrasi, adalet söylemi değil; romantik bir demokrasi, adalet söylemi değil; bu, ekmek meselesi; bu, çocuğuna ekmek götüremeyen vatandaşın açlıkla imtihanına karşı itiraz etme meselesi. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, yeni bir vesayet düzeni kuruldu. Bu saray düzeni yeni bir vesayet düzeni kurdu, sandığa saygısı olmayan bir vesayet düzeni. İstanbul seçimlerini -13.500 oy olmazmış- kaybetmeyi kabul etmediler. Ondan sonra Yüksek Seçim Kurulunun tepesine çöktüler, İstanbul seçimlerini iptal ettirdiler, millet bu sefer 806 bin tekme vurarak sandığı kafalarına geçirdi. (CHP sıralarından alkışlar)

Vatandaş belediye başkanı seçer, belediye başkanını görevden alırsınız, yerine valiyi, kaymakamı atarsınız; kayyumlarla belediyeleri idare etmeye kalkarsınız. Bu tek adam rejimi on sekiz yıl önce sandıkla geldi, sandıkla bugüne kadar devam etti. Şimdi, sandıkla gideceği gün gelmeye başlayınca sandığa saygı göstermeyip kalmanın peşinde ama kimse o hesabı yapmasın, saygı göstermediğiniz bu sandık, inşallah sizi gönderecek yeniden. Yeniden, bu saygı göstermediğiniz sandıkla gideceksiniz. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, liyakat düzeni yok edildi. Şimdi, düşünebiliyor musunuz; rüşvet zanlısı, mahkemede aklanmamış, büyükelçi tayin ediyorsunuz. Fotoğrafa bir bakın, Türkiye Cumhuriyeti devletini temsil ediyor; bir elinde ayakkabı kutusu, bir elinde çikolata kutusu, altında devletin arabası, Türkiye Cumhuriyetinin Bayrağı'nı takmış, büyükelçilik arabasıyla geziyor; dünyaya verdiğiniz fotoğraf bu.

Ya başka bir şey... Cumhurbaşkanlığında bir şahsiyet var, en ziyade müsaadeye mazhar şahsiyet, Bakanların üstünde -Sayın Cumhurbaşkanından bahsetmiyorum- propaganda başkanı, (CHP sıralarından "Goebbels" sesleri) propaganda başkanı Goebbels. Şimdi, bu beyefendi her şeyin üstünde, 5 maaş alıyor, ya, ortaya çıkınca büyük bir pişkinlikle çıkmış, diyor ki: "Ben bunu hayır hasenata harcadım." Vay anasını! Ya, beyler, bu devletin parası sizin cennetinizin teminatı mı? Devletin parasıyla mı cennete gireceksiniz? (CHP sıralarından alkışlar) Haram paradan hayır hasenat olur mu? Beytülmal, sizin, cennetin kapılarını açacak aracınız mı? Beytülmalin üzerinden kurduğunuz köprüden mi gireceksiniz cennete? Bu nasıl bir iş, bu nasıl bir anlayış? Haram parayla hayır hasenat olmaz. Hayır hasenat yapacaksanız gelin, ayda 1.168 liraya, günde 39 liraya geçinmek zorunda bıraktığınız; sefalete, açlığa, yoksulluğa mahkûm ettiğiniz 2 milyon 200 bin vatandaşımıza insanca yaşayacağı bir yaşam, bir ücret, bir para, bir gelir garanti edin. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, başka bir şey daha var liyakat deyince; Kartal İmam Hatip mezunları devlette çok itibarlı bir yere geldi. Önce şunu söyleyeyim: Kartal İmam Hatip mezunları devlette bir yere gelmesin demiyorum, haşa. Hak eden nerenin mezunu olursa olsun gelsin ama Kartal İmam Hatip mezunu olmak, özellikle, Sayın Cumhurbaşkanının mahdumuyla beraber aynı devre olup da Kartal İmam Hatip mezunu olmak devlette bütün kapıları açan anahtar hâline geldi, liyakat hak getire. Yani İbrahim Tatlıses'in kulakları çınlasın, hani, bir ara derdi ya: "Urfa'da Oxford vardı da biz mi gitmedik?" diye; şimdi sorsalar İbrahim Tatlıses'e "Urfa'da Kartal İmam Hatip vardı da biz mi gitmedik?" diyecek. Bu hâle getirdiniz, bu hâle. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, bir Bakanın istifasını 1.780 televizyon kanalından 5 tanesi ancak verebildi, böyle bir, medya üzerinde vesayet düzeni kuruldu. Cumhuriyet gazetesine 55 ilan cezası ve sarayın propaganda bakanıyla ilgili haber yaptı diye hapis cezası; mahkemede yargılanıyor, ceza davası açıldı. Basın İlan Kurumu olmuş basın infaz kurumu ve son noktada, şimdi, İstanbul İl Başkanımız hakkında beyefendinin kaçak yapılarını takip etti diye on buçuk yıl hapis cezası isteniyor. Bakın, buradan bütün Türkiye'ye sesleniyorum, saray rejimine sesleniyorum: Değil İstanbul İl Başkanımıza, 81 il başkanımıza, seksen bir bin yıl ceza isteseniz de konuşmaya devam edeceğiz, söylemeye devam edeceğiz. (CHP sıralarından alkışlar) Bu bütçe, şımarıkların bütçesidir ve biz, bu şımarıklığın ortağı olmayacağız.

Hepinize teşekkür ediyorum, sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)