| Konu: | 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 5'inci Tur Görüşmeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 29 |
| Tarih: | 12.12.2020 |
CHP GRUBU ADINA MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Üzülerek ifade etmeliyim ki, Sağlık Bakanlığımız ve dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti salgınla mücadelede sınıfta kalmıştır. Vaktimiz uzun olsa da konuşsak ama uluslararası hiçbir standarda göre, hiçbir rakam açısından, maalesef Bakanlığımız başarılı değildir. Ölüm sayıları söylenenin kat kat üstündedir, o ölüm sayılarıyla dünyada neredeyse 1'inciyiz. En son açıkladıkları -bize göre eksik olan ama bize yakalanınca açıkladıkları- hasta sayılarıyla da yine dünyada 4'üncüyüz, yukarıları zorluyoruz. Son derece başarısız bir pandemi yönetimi. Bir Bakanlık, pandemiyle mücadeleyi bırakıp rakamlarla mücadele eder mi, algı yaratmaya çalışır mı? Bir Sağlık Bakanı, kendisi başarılı Bakan olacak diye, Cumhurbaşkanına başarılı görünecek diye vatandaşların sağlığı üzerinden kumar oynar mı? Elbette oynamaz. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)
Sayın Bakan, uzatmayacağım, bir soru soracağım. Çok çalıştığınızı biliyorum, tahmin ediyorum, niyetinizin iyi olduğunu da fark ediyorum ama siz, yatağa yattığınız zaman -geç yatıyorsunuzdur- kendinize soruyor musunuz: Bugün pandemi şu seviyedeyse, bu kadar yaygınsa, bu kadar ölüm oluyorsa ve vatandaşlarımız gecikmiş mücadele dolayısıyla işinden, aşından oluyorsa, yoksullukla baş etmek zorunda kalıyorsa bunda sizin taksiratınız yok mu gerçekten?
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Erdoğan'ı aşamıyor! Erdoğan'ı aşamıyor!
MURAT EMİR (Devamla) - Bugünler geçecek, on yıl sonra da soracaklar bu soruyu, siz, bu sorudan kurtulamayacaksınız.
Vaktim kısa, size bir olay anlatacağım, Sayın Bakan iyi dinlesin, Sayın Bakan Yardımcısı da bunu çok iyi dinlesin: Değerli arkadaşlar, Sabahattin Aydın -Sayın Bakanın çok sevdiği ve Medipolden yeni transfer ettiği Bakan Yardımcısı- 2003'te Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı olur. O sırada eşi Sibel Aydın bir şirket kurar, şirketin adı Bilbest Bilişim Sağlık Limited Şirketi; güzel. Bu şirket, Sağlık Bakanlığının hastanelerinin on-line yazılım işlerini almaya başlar. O sırada bu gündeme gelince Sibel Aydın notere gider ve ortaklığını bitirir ve böylece de Sayın Müsteşar Yardımcısı -o sıradaki- üstündeki bu yükü atmış gibi görünür. Bize göre ahlaki açıdan uygun olmayan bir şey, o sırada bu işler yürür gider ve 2010'da Sayın Bakan Yardımcısı, müsteşarlığı bırakınca, aynı şirkete yani bu arada Sağlık Bakanlığının bütün kamu ihalelerini alan, milyon dolarları götüren şirkete bu sefer oğlu Muhammet İkbal Aydın tekrar ortak olur. Buradan ne anlıyoruz? Bu, bir hülleli işlemdir. Yani Müsteşar Yardımcısı, eşinin, kendisinin, oğlunun malı götürdüğü fark edilmesin diye hülle yapmış, birini atamış oraya, görevi bitince de oraya tekrar oğlunu getirmiştir. (CHP sıralarından alkışlar)
Şimdi, arkadaşlar, bu şirketin aldığı ihaleler saymakla bitmez. Sağlık Bakanlığının hasta yönetim sistemi, ICD kodu, hasta bilgilendirme sistemi, kamu ihaleleri, kamu bölge hastanelerinin ihaleleri, en son 2015'te e-nabız bu şirket tarafından yapılıyor. İhalelerin hepsi yağlı ballı. İhalelerin hiçbiri gerçek ihale değil, hepsi davet usulü, alıştığınız o 21/b.
Şimdi bu para helal para mı? Siz buraya çıkıp bu soruya cevap vermeyeceksiniz -ben biliyorum- birçok soruma cevap vermediğiniz gibi. Yargı bırakmadınız memlekette, adalete de hesap vermeyebilirsiniz ama Allah'a nasıl hesap vereceksiniz? (CHP sıralarından alkışlar) Burada tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyorsunuz ve tüyü bitmemiş yetimin hakkını oğlunuza yedirmek için de geldiniz, bizden bütçe istiyorsunuz Sağlık Bakanlığı için. Böyle bir bütçeyi bu Meclis vermemelidir bu Bakanlığa.
Ve değerli arkadaşlar, kayırmacılık, yakınını zengin etme, bu arada malı götürme, fark ederlerse sözü geçiştirme, cevap vermeme ama sonunda yine de yakalanıyorsunuz.
Değerli arkadaşlar, benim altı ay boyunca dilimde tüy bitti "Bu test kitlerini niye bir firmadan alıyorsunuz, kaç liraya alıyorsunuz?" diye; aynı şekilde, Sağlık Bakanı yine söylemedi, söylemedi, söylemedi ama biz biliyoruz orada yolsuzluk olduğunu, 4 kat olduğunu ve sonra, biz uyardık diye geriye dönük işlem yaptırdığını. Kendisi itiraf etti ama itiraf etmediği bir şey daha var: Üst düzey 4 yöneticisini o sırada görevden aldı. Niye biliyor musunuz? Çünkü oradaki yolsuzluk, 40 milyon dolarlık küçük bir yolsuzluktu, o seviyedeki kişilerin görevden alınmasıyla halledilebilirdi. Oysa Sayın Bakan, evet, görevden aldınız, teşekkür ederim; evet, gereğini yaptınız, doğruyu da söylediniz ama size düşen, siyasi sorumluluğu da almaktır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın.
MURAT EMİR (Devamla) - Bunun siyasi sorumluluğu nerede?
SAĞLIK BAKANI FAHRETTİN KOCA - Doğru konuşun, doğru.
MURAT EMİR (Devamla) - Bunu niye görevden aldığınızı niye söylemiyorsunuz?
SAĞLIK BAKANI FAHRETTİN KOCA - Yüzünüz biraz kızarsın.
MURAT EMİR (Devamla) - Peki, bir Bakanlığın bunu yapması uygun mudur?
Daha da önemlisini söyleyeyim değerli arkadaşlar: Şimdi, bir soru...
SAĞLIK BAKANI FAHRETTİN KOCA - 83 milyona doğru konuşun.
MURAT EMİR (Devamla) - Sayın Bakan, gelirsiniz, konuşuruz burada; aslında, sizinle yüz yüze konuşmayı da çok arzu ederim, çok uzun da konuşabiliriz.
SAĞLIK BAKANI FAHRETTİN KOCA - Ben anlattım size bunları. Komisyonda anlattım, herkes duydu orada. Hiç yüzünüz kızarmıyor mu!
MURAT EMİR (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bakınız, burada şunu söyleyerek sözlerimi tamamlayayım: E-nabız sistemini bu Sayın Bakan Yardımcısının oğlunun şirketi yapıyor. Dolayısıyla, bu aşı dağıtımında da ne kadar adil olacağınızı yakından takip edeceğimizi milletimize ve sizin de bilginize sunarım.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)