GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 3'üncü Tur Görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:27
Tarih:10.12.2020

CHP GRUBU ADINA CANDAN YÜCEER (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanun Teklifi'ndeki, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bütçesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubum adına söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu ve ekranları başında bizleri izleyen değerli yurttaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü. 10 Aralık 1948 yılında, Birleşmiş Milletler, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'yle ırkı, dili, dini, rengi, cinsiyeti, serveti, siyaseti ne olursa olsun herkesin doğuştan eşit haklara sahip olduğunu kabul etmiş ve bu hakları tüm halklara ve milletlere ortak ideal olarak ilan etmiştir. İşte bizler de tam olarak bugün, en yaygın insan hakkı ihlali olan kadına yönelik şiddetin önlenmesinden sorumlu olan, yolsuzlukla, işsizlikle, adaletsizlikle, eşitsizlikle, ayrımcılıkla mücadele etmesi gereken ve çalışanların ve ayrımcılığa uğrayan dezavantajlı grupların, bireylerin hakkını gözetmesi gereken Bakanlığın bütçesini görüşüyoruz. Yetmiş bir yıl sonra bugün kadınların kör bir şiddete kurban gittiği, sokaklarda acımasızca, vahşi bir şekilde katledildiği ülkemizde bugünlerde yaşam hakkından söz edilemiyor.

"Vergi" "fon" "prim" "kamu hizmeti" adı altında çalışanların kursaklarından kesilen gelirlerin bir avuç yandaşa gittiği yerde bizler adil paylaşımdan bahsedemeyiz. İşsiz sayısının 10 milyonu geçtiği, her 4 kadından ancak 1'nin istihdam edilebildiği, her 4 gençten ancak 1'nin istihdam edilebildiği, işsizler için kullanılması gereken fonda biriken paraların çarçur edildiği yerde çalışma, iş ve aş bulma hakkından bahsedemeyiz. Devriiktidarınızda 30 bini aşan iş cinayetlerinin olduğu, işçinin alın terinin, emeğinin gasbedilmeye çalışıldığı, grev hakkının gasbedildiği, her emeğini, hakkını arayan kişinin karşısında polisi bulduğu yerde çalışma güvencesinden bahsedemeyiz. (CHP sıralarından alkışlar)

32,8 milyon insanın bankalara borçlu olduğu yerde, insanların çöp kutularından, insanların pazar artıklarından beslenmek zorunda kaldığı ve salgın günlerinde 39 lirayla sefalet ücretine mahkûm olduğu, "Açlık mı yoksa hastalık mı?" ikilemi arasında bırakılan yurttaşların olduğu yerde sosyal devletten de bahsedemeyiz.

Geçtiğimiz sene 28.360 çocuğa cinsel istismar suçunun olduğu, 1 milyona yakın çocuk işçiliğinin olduğu yerde çocuk haklarından, çocukları koruduğumuzdan da bahsedemeyiz.

Bakın, belki yetmiş bir yıl değil ama on beş yıldır kanunlarımızda var olan, yürürlükte olan bir madde var: Bu, kadına karşı şiddeti, sistematik şiddeti işkence olarak kabul etmiş TCK 96'ncı madde. Bu maddeye göre, bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunuyor. Bu suçu işleyen insanlara yani işkence suçunu, kadına şiddet suçunu işleyen kişilere bu maddeyi neden kullanmıyoruz, niçin kullanmıyoruz 96'ncı maddeyi? "Bu madde bizde var." dediği için Sayın Bakan, sizler müdahil olduğunuz davalarda bunu talep etmiyorsunuz. Niye uygulanmasını talep etmiyorsunuz? (CHP sıralarından alkışlar) Sayın Bakan birazdan belki kürsüye çıkacak, selefleri gibi kadına yönelik şiddete "algıda seçicilik" diyecek ya da "Daha görünür oldu." diyecek ama "Önledik." diyemeyecek ya da "Sivil toplum kuruluşlarının iddia ettiği gibi her kadın cinayeti aslında bu kadar fazla değil." diyecek ama "Kadın cinayeti yoktur." diyemeyecek.

Şimdi, öldürülen kadın kardeşlerimiz 400 değil de 100 kişi olsa ne söyleyecektik? "Ülkemizde sırf kadın olduğu için insanlar öldürülmüyor." mu diyecektik? Sayın Bakan o koltuğa oturduğundan bugüne 1.229 kadın eceliyle değil, erkek şiddetiyle katledildi; gencecik hayatında, gencecik günlerinde toprağa gitti. Ve hâlâ şu gerçek ki değerli arkadaşlar: Türkiye hâlâ OECD ortalamalarında, yaşam boyu kadına şiddet istatistiklerinde en üstte. Yani İstanbul Sözleşmesi yok yere yazılmadı, onaylanmadı; en temel hak olan yaşam hakkını savunmak için, bir insan hakkı ihlali olan kadına yönelik şiddeti önlemek için yazıldı, onaylandı. O yüzden, bizim, İstanbul Sözleşmesi'ni, 6284'ü tartışmaya açmak yerine, bir an önce uygulamamız lazım.

Peki, bu bütçede kadınlar için ne var? Koca bir hiç.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın efendim.

CANDAN YÜCEER (Devamla) - Aslında hiç şaşırmadım çünkü On Birinci Kalkınma Planı'ndan toplumsal cinsiyete duyarlı bütçelemeyi kaldıran, toplumsal cinsiyet eşitliğini yok sayan anlayışı bu bütçede görmek zaten iyimserlik olurdu ama bu ülkenin insanlarının eşitliğe ihtiyacı var. Sarayın milyonluk harcamalarını itibardan tasarruf olarak savunanlar, ihtişamı itibar diye satanlar, söz konusu kadınlar olunca, emekçiler olunca türlü türlü tasarruflar ediyorlar.

Biz bu bütçenin daha adil olmasını isterdik, eşitlikçi olmasını isterdik çünkü bu bütçe, Sayın Bakan, sadece erkeklerin vergisiyle oluşmuyor, bu bütçede kadınların vergisi de var. (CHP sıralarından alkışlar) Ve o yüzden bu bütçe adil bir bütçe değil, bu bütçe vicdanlı bir bütçe değil ve bizler vicdansız bu bütçeyi kabul etmediğimizi buradan söylüyoruz. Adil olmayan, vicdansız olan bu bütçeye "hayır" oyu vereceğiz. Buna Emine Bulut için, buna Güleda Cankel için, tüm mağdur insanlarımız için, emeği gasbedilen, hakkı yenen Somalı, Ermenekli işçiler, maden işçileri için ve en önemlisi de açlığa, sefalete mahkûm edilen tüm yurttaşlarımız ve vatandaşlarımız için bu bütçeye "hayır" diyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CANDAN YÜCEER (Devamla) - İnşallah, değerli arkadaşlarımın da söylediği gibi, bu bütçe sizin veda bütçeniz olacak ve inşallah, bizim iktidarımızda daha adil, daha eşitlikçi, daha özgürlükçü bütçeleri hep beraber yapacağız diyorum.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)