| Konu: | 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 3'üncü Tur Görüşmeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 27 |
| Tarih: | 10.12.2020 |
CHP GRUBU ADINA SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Bakan, size birkaç kelam etmek istiyorum. Pandemi döneminde önemi artan 3 hayati konuyu yani aile, çalışma ve sosyal hizmetleri görev ve yetki alanında barındıran bir Bakanlığın başındasınız. Sorum şu: Pandemiyle mücadele kapsamında kapatılan iş yerlerinden çıkarılan işçilerimiz, 1.177 lira işsizlik ödeneğiyle ailesini nasıl geçindirir; kirasını, elektrik, su, doğal gaz faturalarını, mutfak harcamalarını nasıl karşılar? Biz düşündük, kafa yorduk, bu işin içinden çıkamadık Sayın Bakan. Sonunda, Hükûmetin vardır herhâlde bir bildiği, bir çözüm formülü yoksa "İş yerlerini kapatın." diyerek esnafa ve çalışanlara sırtlarını dönecek kadar kafalarını kuma gömmemişlerdir dedik. Sayın Cumhurbaşkanı "Salgın nedeniyle bazı ülkelere bütçe desteği veriyoruz." dediğine göre para da yok değil anlaşılan. Şimdi size sormak istiyorum: Nedir bu insanların geçinebilmesi için sizin bilip de bizim bilmediğimiz formül Sayın Bakan? (CHP sıralarından alkışlar) Ya da diğer ülkelere bütçe desteği verecek kadar zenginsek neden bu destek esnafımızdan, işçimizden esirgeniyor? Gerçi şunu da çok iyi biliyoruz Sayın Bakan: Bu sorunun sizde de bir cevabı yok. Sizin de bu soruyu zaman zaman kendinize sorduğunuzu tahmin edebiliyoruz. "Göreve geleli iki sene oldu. Ben göreve geldiğimde, zaten kamu kaynakları Hazine garantili projelerle birilerinin cebine bağlanmıştı. Ben göreve geldiğimde, Varlık Fonu kurulalı iki yıl olmuştu. Ben göreve geldiğimde, devletin kasası zaten boşalmıştı." diye düşündüğünüzü de biliyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)
TURAN AYDOĞAN (İstanbul) - Şehit paraları nerede, şehit paraları?
SÜLEYMAN GİRGİN (Devamla) - "Ekonomi uçuyor." masallarının yalan olduğunu, TÜİK'in enflasyon verilerinin kandırmacadan ibaret olduğunu düşündüğünüzü de biliyoruz. Sayın Bakan, sizin de Beştepe'deki saltanat kayığının artık su almaya başladığını gördüğünüzü de biliyoruz. Sizin de Türkiye'deki her kurum gibi, tek adamdan direktif beklediğinizi de biliyoruz.
Değerli arkadaşlar, on sekiz yılda çok bakan geldi geçti ama bir kişi hiç değişmedi. On sekiz yıldır ekonomiyi yöneten o kişi, şimdi çıkıp diyor ki: "Ekonomide diriliş başladı." Değerli arkadaşlar, Allah kimseyi on sekiz yıldır yönettiği ekonomiyi on sekiz yıl sonra "Ekonomide diriliş başladı." diye müjdelemek zorunda bırakmasın. (CHP sıralarından alkışlar) Yine, bu lafı ettikten sonra acı reçeteyi gündeme getirmek zorunda da bırakmasın. Ekonominin bugün içine düştüğü durumdan birinci sorumlu, partili Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan'dır. Vatandaşlarımız pazara her çıktığında, evine her fatura geldiğinde, akaryakıt almaya her gittiğinde ekonominin hâliyle yüzleşiyorsa buraya gelip bütçesini savunamayan Sayın Erdoğan da bu gerçekle yüzleşmek zorundadır. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Şu anda sorumsuz bir ana babanın erken olgunlaşmak zorunda kalmış çocuğu gibi vatandaş; tüm yük omzunda, iktidardan ise hayır yok. Düze çıkmamız yine halkın feraseti sayesinde olacaktır.
Değerli milletvekilleri, önümüzdeki yıl işçinin hangi parayla geçinemeyeceğinin pazarlığına başlandı. 2.324 liradan bahsediyoruz. Peki, ülkedeki açlık sınırı ne? TÜRK-İŞ kasım ayında 4 kişilik bir ailenin açlık sınırını 2.517 lira, yoksulluk sınırını da 8.198 lira olarak açıkladı. Yani şu anda asgari ücretli zaten açlık sınırının altında yaşıyor. Pandemi günlerinde asgari ücreti bile lükse çevirdiniz "39 TL'yle geçinin." dediniz insanlara. Üstelik utanmadan IBAN numarası verdiniz bu millete. (CHP sıralarından alkışlar) Ne yapılmalı? Asgari ücret insan onuruna yakışır bir yaşam sürecek seviyeye çıkartılmalı, vergi kapsamı dışında bırakılmalı ve Asgari Ücret Komisyonu bütün sendikaların katılımına açık olmalı. Sayın Bakan "Asgari ücrete ne kadar zam yapmalı?" diye düşünüyorsanız, sorun yanınızdaki Sayın Enerji Bakanına, son bir yılda elektriğe ve doğal gaza ne kadar zam yapmış öğrenin, siz de asgari ücrete o kadar zam yapın. (CHP sıralarından alkışlar) Ben söyleyeyim: Son bir yılda elektriğe yüzde 32,5; doğal gazın fiyatına yüzde 35 zam geldi arkadaşlar. Demek ki asgari ücret -altını çiziyorum- en az yüzde 35 zamlanmalıdır.
Değerli milletvekilleri, günlerdir konuşuyoruz yollar, köprüler, havalimanları ve hastanelerdeki kamu-özel iş birliği vurgunlarını. Enerjide yok mu sanıyorsunuz? Enerjideki vurgunun yanında hepsi devede kulak kalır, kulak! Bu vurgundan halkın payına ise giderek yükselen faturalar, kuruyan dereler, çöle dönen tarım arazileri düşüyor. İktidar diyor ki: "Döviz artınca ithal kömürün ve doğal gazın maliyeti de arttığı için elektrik fiyatları artıyor." Kısmen doğru ama gerçek hikâye bu değil. Bilindiği üzere ülkenin elektrik dağıtımını özel şirketler üstleniyor. Bu şirketler dağıttıkları elektriğin yaklaşık üçte 1'ini kamuya ait olan Elektrik Üretim AŞ'den temin ediyor. Bu nedenle EÜAŞ'ın dağıtım şirketlerine sattığı elektrik zamlanınca dağıtım şirketlerinin de halka sattığı elektrik zamlanıyor. Ancak -dikkatinizi çekmek istiyorum- 2020'de EÜAŞ, şirketlere sattığı elektriğe indirim yapıyor. Peki, şirketler faturalarda indirim yapıyor mu? Mümkün mü? Zam yapıyor, zam arkadaşlar. Bakın, şu tablo: Enerji vurgunu. Bu tabloya göre Ekim 2019'da EÜAŞ, özel şirketlere 34 kuruştan sattığı elektriği bir yıl sonra 15 kuruşa indiriyor; yarıdan da fazla. Bu şirketler ne yapıyor peki? 2019'da 34 kuruşa aldığı elektriği 71 kuruşa halka satarken, bir yıl sonra yani 15 kuruşa aldığı elektriği şu anda 75 kuruşa satıyor. Böylece kamu şirketlerinin üzerinden birkaç özel şirketin cebine milyarlar sokulmuş oluyor arkadaşlar. Burada en az 9 milyar liralık vurgun var. Sorum şu: Sayın Enerji Bakanımız, esnaf iş yerlerini kapatmak zorunda bırakılıp devletten hiçbir destek göremiyorken, çiftçinin Tarım Kredi Kooperatifine borcu nedeniyle traktörüne, büyükbaş hayvanına haciz konuluyorken tüyü bitmemiş yetimin hakkını nasıl peşkeş çekersiniz? (CHP sıralarından alkışlar) Hiç mi vicdanınız sızlamıyor? Başınızı yastığa koyup nasıl uyuyorsunuz?
Bitti mi? Bitmedi arkadaşlar. Daha YEKDEM vurgunu var, YEKDEM. Nasıl mı? Anlatayım: YEKDEM aracılığıyla yenilenebilir enerji kaynağı kullanan santrallere on yıl boyunca dolar bazında özel fiyat tarifesi üzerinden elektrik alım garantisi sağlanıyor. Ancak aradan geçen zaman içinde hem teşviklerin miktarı dudak uçuklatan boyuta ulaştı hem de teşvik verilen şirketler, yapılan düzenlemeler nedeniyle büyük ölçekli şirketler olmaya başladı arkadaşlar. Artık, üretim için teşvike ihtiyaç duymayan, dahası, iktidarla olağan dışı ilişkileri olan şirketler YEKDEM pastasından da aslan payını almaya başladı. Durum böyle olunca, memleketin tarım arazilerine Muğla'da olduğu gibi JES'ler, derelerine HES'ler kurmak için, adı kamu-özel iş birliği projelerinde sıkça duyulan bir grup şirket âdeta birbirleriyle yarışmaya başladı bu ihaleleri almak için.
Peki, YEKDEM mekanizması nasıl çalışıyor da kamu kaynakları bir grup şirketin kasasına giriyor? Burada da görmeye alışkın olduğumuz vurgun yöntemi, Hazineden dövizle alım garantisi arkadaşlar. Şimdi, vurgunun rakamlarına bakalım, şu da YEKDEM vurgunu arkadaşlar: 1 Ocak 2018'den 30 Eylül 2020'ye dek -altını çiziyorum- piyasa fiyatının üzerinde yapılan ödeme yani teşvik tam 49 milyar lira arkadaşlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayınız efendim.
SÜLEYMAN GİRGİN (Devamla) - Tamamlıyorum Başkanım.
Peki, bu pastayı götürenler kim? EÜAŞ vurgununda, elektrik dağıtım ağında karşımıza çıkan sermaye grupları YEKDEM vurgununda da yine karşımızda. Bu kürsüden sesleniyorum: Bu ülke babanızın çiftliği değil, kamu kaynaklarını peşkeş çekmenizin hesabını er geç bu halk size soracaktır. (CHP sıralarından alkışlar)
Sayın Selçuk, Sayın Dönmez; pandemi döneminde "Sosyal Koruma Kalkanı'yla halkı koruyoruz." dediniz, bu programla 41 milyar lira dağıttınız; onun da çoğu işçinin cebinden yani İşsizlik Fonu'ndan.
Şimdi, EÜAŞ'ta 9 milyar, YEKDEM'de 49 milyar, toplam 58 milyar TL'yi bir avuç şirkete teşvik diye verdiniz. Bir yanda halkımıza 41 milyar, diğer yanda bir avuç şirkete 58 milyar. Bu, soygun değil de nedir; bu, vicdansızlık değil de nedir? Demek ki sizin gözünüzde 83 milyonun bir avuç şirket kadar değeri yok.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Selamlayınız efendim.
SÜLEYMAN GİRGİN (Devamla) - Selamlıyorum.
İster istemez Neyzen Tevfik'in sözleri geliyor akla: "Ekmek herkese yetecekti aslında; tarlaya karga dadandı, ambara fare, fırına hırsız, memlekete harami." Önce haramilerin iktidarına son vereceğiz, sonra da halkın bütçesini yapacağız. Az kaldı! (CHP sıralarından alkışlar)