| Konu: | 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 1'inci Tur Görüşmeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 25 |
| Tarih: | 08.12.2020 |
CHP GRUBU ADINA SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Her sene olduğu gibi bu sene de Kültür Bakanlığı bütçesi üzerinde söz aldım. Sayın Bakan, öncelikle hoş geldiniz.
Size aslında biraz daha keyifli bir konuşma hazırlamıştım. Birkaç sene içinde Kültür Bakanı olduğumda neler yapacağımı anlatacaktım Genel Kurulda. (CHP sıralarından alkışlar) Ama başka bir konuşma yapmak zorundayım Sayın Bakan çünkü çok üzgün ve çok öfkeliyim. Çünkü geçtiğimiz hafta öyle bir cinayet yaşandı ki Devlet Tiyatrosu Müdürlüğünde, öyle bir cinayet izledik ki biz perde perde, başka hiçbir şeyden bahsedesim gelmiyor. Size ben bugün bir cinayetin anatomisini anlatacağım, Ali Cem Köroğlu cinayetinin anatomisi bu.
Ali Cem Köroğlu, DT'nin yetiştirdiği en kıymetli tasarımcılardan biriydi. Bir tek öyle de değildi, en sevilen insanlardan da biriydi emin olun. Yani anlatacağım ben bunu çünkü bütün detaylarını bildiğinizi inanın düşünmüyorum ve sizden şunu istiyorum Sayın Bakan: Bu konuşma bittiğinde, bu detaylar bittiğinde telefonu kaldırmanızı ve İzmir Devlet Tiyatrosu Müdürünüzü, Devlet Tiyatroları Genel Müdürünüzü ve bunlardan sorumlu Bakan Yardımcınızı görevden almanızı rica ediyorum. Bu konuşmayı bunun için yapıyorum Sayın Bakanım. (CHP sıralarından alkışlar)
Şimdi, dediğim gibi Ali Cem Köroğlu... Bu hikâyeyi anlatmam için ilk önce size Devlet Tiyatroları Genel Müdürünün oğlundan bahsetmem gerekiyor ki bunu söylemek yani bunu anlatmak benim için çok acı. Mustafa ağabey benim "ağabey" dediğim biri. Yani bunu da bilmenizi istiyorum. Sadece bir Kültür Bakanlığı bürokratı, bence AKP'ye yakın biri olduğu için değil, "ağabey" dediğim bir insanın görevden alınmasını istiyorum sizden şu anda. Çünkü... İki sene önce mezun olmuş bir oğlu var Mustafa ağabeyin, ismi Akın. Dediğim gibi iki sene önce mezun olmuş. Ülkenin çeşitli yerlerinde meslektaşları garson olarak bile henüz iş bulamazken bu genç arkadaşımız 3 oyunda birden başrol kapacak kadar yetenekli, ne güzel, İzmir Devlet Tiyatrolarında görevli. Son oyunu var "Karıncalar/Bir Savaş Vardı" Bu oyun geçen salı günü prömiyer yaptı. Meğer bu başrolümüz, yetenekli bay Kurt'umuz Covid'miş. Sonra ekipten 1 değil, 5 değil, bakın, 19 kişi Covid oldu, durumu çok ağır olanlar var ve dediğim gibi Ali Cem Hocayı da ne yazık ki geçtiğimiz cumartesi günü kaybettik. Hayatta tek kardeşi var, tek yakını; o da hâlâ hastanede.
Peki, bunun neresi cinayet? Başkasından kapmış olamaz mı? Ve ben bu konuşma bittiğinde bu insanların neden görevden alınmasını istiyorum? Anlatayım: Kısacık bir zaman aralığı vereceğim -özellikle hukukçular dikkatle dinlerse- 18 Kasım Çarşamba günü DT Genel Müdürünün eşi, oğlunun prömiyeri için Ankara'dan çıkıyor İzmir'e gidiyor. 21 Kasım Cumartesi DT Genel Müdürünün corona testi pozitif çıkıyor. 24 Kasım Salı Müdürün oğlunun "Karıncalar" isimli tek kişilik oyununun prömiyeri ısrarla yapılıyor. 25 Kasım Çarşamba başrol oyuncusu sabah ilk iş koşa koşa corona testine gidiyor, pozitif çıkıyor. Ertesi gün Ali Cem Köroğlu ve diğer bu oyunda çalışan tüm insanlar kendi imkânlarıyla -DT falan yaptırmıyor- hastaneye gidiyorlar, Ali Cem Hocada Covid çıkıyor. 5 Aralık Cumartesi Ali Cem Hoca vefat ediyor. 6 Aralık Pazar sabah 6, Allah razı olsun, Devlet Tiyatrolarımız tüm personeline bu mesajı atıyor, sabah 6. Bir gece önce ölmüş Ali Cem Hoca, anca şimdi akıllarına gelmiş, Devlet Tiyatroları tarama testi için bütün personelini davet ediyor. Ya, soruyorum, şu mesajı gerçekten, akıl edip bu insan ölmeden atsaydınız ne olurdu, ne eksilirdi hayatımızdan? Bunu ben gerçekten merak ediyorum. Bu kadar basit mi, sormak istiyorum. Bir insanın öldürülmesi bu kadar basit olabilir mi yani? Hadi diyelim tesadüf, hadi diyelim başka birinden kaptı; birinizin çıkıp bana şu soruların cevabını vermesini çok istiyorum: Genel Müdür, Covid pozitif çıkar çıkmaz niye hem eşini hem İzmir'i arayıp bilgilendirmiyor? Ya da neden "Daha üç gün önce görüştük, git sen de bir test yaptır; oğlanın da yanına gittin, aynı evde kalıyorsunuz, bu oğlan prömiyere çıkacak." demiyor? Ya da diyor ama İzmir Devlet Tiyatroları Müdürü mü ciddiye almıyor, umursamıyor? Neden oğlu ve eşi aynı evde yaşamalarına rağmen "Biz temaslıyız." deyip evde oturmuyorlar? Neden DT Genel Müdürü filyasyon ekiplerine eşin temaslı olduğunu bildirmiyor? Daha vahimi, bildirdiyse niye gereği yapılmıyor? Niye Covid temaslısı bir insan çıkıp orada oyun oynuyor? Buna kim, nasıl müsaade ediyor? Yani şunu da söylemek isterim ben: Gencecik bir oyuncunun bile isteye gidip meslektaşlarına Covid bulaştırdığını falan düşünmüyorum ama buna kim izin verdi? Devlet Tiyatrosu buna nasıl izin verdi? Bu soruların cevabını bana vermek zorundasınız Sayın Bakan. (CHP sıralarından alkışlar) İzmir DT Müdürü çıkıp afili afili röportaj vermeyi biliyor, buna nasıl izin verdi? Sizin arkanızda oturan Bakan Yardımcınız bu kurumlardan sorumlu, buna nasıl izin verdi? Siz nasıl izin verdiniz Sayın Bakan? Yani sinirliyim, kusura bakmayın. Yetmiş yıllık sanat kurumlarını sanatçılar değil, ben yöneteceğim diye diye saçma sapan genelgeleri yollayıp bir aydır bu kurumları hareketsiz bıraktınız, bu basiretsizlik bundan mı kaynaklanıyor, gerçekten çok merak ediyorum. Yani inanın, emin olun, iki üç gündür benim içim içimi yiyor ya! 2 Kasımda bütçe görüştük, değil mi? Karşılıklı ben size meramımı anlattım. Üç gündür diyorum ki: Bütçede ben özel tiyatroları konuşmak yerine Devlet Tiyatrolarını konuşsaydım acaba Ali Cem Hoca şu anda hayatta olur muydu? Özür dilerim. Yani gerçi söylesem ne oluyor, inanın, onu da bilmiyorum. (CHP sıralarından alkışlar) Özür dilerim. Yani rahat uyuyamıyorum ben Sayın Bakan.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım Sayın Kadıgil.
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (Devamla) - Teşekkürler.
Gerçekten ben rahat uyuyamıyorum, sizin de rahat uyumamanızı istiyorum, uyumadığınızı tahayyül etmek istiyorum. Peki, ben bu zaman aralıklarını nereden aldım? Kulaktan dolma bilgiyle konuşmak istemem. Ben burada milletvekiliyim ama hepsinden önce bir avukatım. Allah razı olsun, o bürokratınız var ya -İzmir Devlet Tiyatrosu Genel Müdürü- gitmiş can havliyle bir röportaj vermiş yandaş bir gazeteye, bu bütün her şeyi zaten itiraf ediyor. Ve orada diyor ki: "Akın Kurt'un yani başrol oyuncusunun testi pozitif çıktıktan sonra sorumluluğu alarak tüm oyunları durdurduk." Allah razı olsun, yok bir de durdurmasaydınız. "25 Kasımdan sonra sahnelerimiz kapalı, Genel Müdürümüzün oğlu olduğu için linç etmeye çalışıyorlar." Ya, utanmadan... İki yıllık mezun 3 oyunda nasıl başrol almış, bunun utancıyla olsun susacağı yerde, bir de çıkmış bunu sorgulayan insanlara cahil diye, vicdansız diye saldıran bir müdür yönetiyor İzmir Devlet Tiyatrosunu. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar) "Kalabalık kadrolu oyunlarımız olduğu hâlde pandemi nedeniyle oynatmadık." diyor. Görevden almak için aradığınızda sorun kendisine: Ekim sonuna kadar oynayan Yıldızların Altında oyununda acaba kaç kişi çalışıyor? "Seyirci içeri girerken HES kodu sorgulaması yaptık." diyor. Bu daha büyük bir vahamet.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Selamlayalım.
SALİHA SERA KADIGÜL SÜTLÜ (Devamla) - Son, bitiriyorum Sayın Başkan.
O HES kodunu sorguladınız da ne oldu? O seyircilerden birine bile haber vermiyorlar. En ön sırada maskesiz, Covid'li bir oyuncu tarafından oyun izliyor seyirci, bir Allah'ın kulunu arayıp sormuyorlar. Bu arada "Coronavirüs testi pozitif çıkan çalışanlarımızı karantinaya aldık, temaslılarını bildirdik." diyor, yalan söylüyor. Kimseyi karantinaya falan almadı, oyuncular teknik ekip gidip kendi imkânlarıyla test yaptırdı. Ve hatta teknik ekip diyor ki, iki gün sonra da yollayıp dekorculara dekor söktürmüşler. Yani her şeyi bir şekilde itiraf ettiği bir röportajla bir de utanmadan Alpay Antmen'den hesap sormuş. Cevabını veriyorum: Cahil de sensin, vicdansız da sensin, sorumsuz da sensin İzmir DT'nin müdürü. Ve o koltuğu terk edeceksin. (CHP sıralarından alkışlar) Ne yapmanız lazım? Derhâl, hemen, bugün DT'nin ve DOB'un bütün provalarını, bütün oyunlarını durdurmanız lazım. Ali Cem Köroğlu'nun öldürülmesinde ihmal var mı, bunu sorgulamak için derhâl bu insanları görevden almanız lazım ki adil bir soruşturma yürütülebilsin. Ve hepsinden önemlisi, dediğim gibi, bu söylediklerime biraz olsun üzülüyorsanız, Devlet Tiyatroları sanatçılarının size biraz olsun saygı duymasını bekliyorsanız bu yangını söndürmekle...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SALİHA SERA KADIGÜL SÜTLÜ (Devamla) - ...ve bugün bitmeden bana ve bütün Devlet Tiyatroları sanatçılarına bu müjdeyi vermekle yükümlüsünüz Sayın Bakan diyorum.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)