| Konu: | Covid-19 pandemisiyle ilgili genel görüşme önergelerinin görüşülmesinin iktidar oylarıyla reddedildiği gün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yeni tedbir paketi açıklandığına, pandemi sürecinin iyi yönetilebilmesi için Meclisin devreye girmesi gerektiğine, bu kısıtlamalardan etkilenecek emekçilerin nasıl geçineceklerinin muamma olduğuna, ilk kısıtlama döneminde vatandaşın kredi çekerek hayata tutunabildiğine, partilerine yönelik sindirme politikalarının sürdüğüne, Cizre Belediye Eş Başkanı Berivan Kutlu hakkında 50 farklı soruşturma başlatıldığına, Cizre'de evlere telefon edilerek çeşitli sorular sorulmak üzere İçişleri Bakanlığı bünyesinde bir birimin kurulup kurulmadığını öğrenmek istediğine, bu tür baskıların HDP'nin üye ve yöneticilerini mücadeleden vazgeçiremeyeceğine, 2020 yılının ilk on ayında 1.736 işçinin çalışırken hayatını kaybettiğine, Covid-19'un sağlık emekçileri için meslek hastalığı diğer iş kolları için iş kazası olarak tanınması gerektiğine ilişkin açıklam |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 17 |
| Tarih: | 18.11.2020 |
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, sayın vekiller; Covid-19 pandemisi ve gelişmelerle ilgili dün, bir genel görüşme yapalım diye bir önerge verdik, iktidar oylarıyla reddedildi bu önerge. Aynı gün, dört saat sonra, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan bir tedbirler paketi açıkladı. Yetersiz, anlamsız, hatta anlaşılamayan tedbirler paketiyle karşı karşıya kaldık.
Şimdi, bu tedbirlerin başarılı olmayacağını şimdiden söylemek mümkün, üzülerek söylüyoruz bunu. Çünkü sorun, son derece büyük bir sorun ve hepimizi ilgilendiren bir sorun yani sadece iktidar partilerini ilgilendiren bir sorun değil, bütün toplumu ilgilendiren bir sorun ve maalesef, bu tedbirler başarılı olamayacak çünkü çok düşünülmemiş, iş olsun diye tedbirler açıklanmış.
Şimdi, öyle görünüyor ki saray, Bakanlar Kurulu ve Sağlık Bakanı bu krizi yönetemiyor. Meclisin devreye girmesi gerekiyor; Meclisin bu konuda tartışması, konuşması, meseleyi enine boyuna değerlendirmesi, araştırması ve gerçekten meseleye el koyması gerekiyor ama dün reddettiniz. Peki, o zaman neden Meclis bu çalışmayı yapmıyor? Bunu da açıklamıyorsunuz.
Şimdi, muhalefetin dediklerini yapmama gibi bir siyaset kurgusu var bu iktidarın; bu, yanlış yani bunun üzerinde çok durmayacağım, çok açık yanlış olduğu, kendileri de farkında aslında ama tekrar söylüyorum: Pandemi meselesi sadece iktidarı ilgilendiren bir konu değil; halk sağlığı ve toplum sağlığı konusu. O nedenle bu konu hafife alınabilecek bir mesele değil.
Şimdi, "tedbir" diye açıklanan hem can güvenliği hem sağlık hem de ekonomik geçim açısından tedbirsizliklerle dolu bir paket izledik, gerçekten tedbirsizliklerle dolu. Şimdi, herkes bin odalı saraylarda yaşamıyor. Alışveriş merkezleri, marketler ve restoranlarda çalışanlar, berberler, kuaförler, bunlar birer sarayda yaşamıyor ve buralarda çalışan insanların, esnafın geçim sorunu var; atölyelerde, fabrikalarda çalışan insanların geçim sorunları var, işsizlik sorunları var. Siz, bunları ya unutuyorsunuz ya umursamıyorsunuz.
Şimdi, bu, dün açıklanmış olan sokağa çıkma kısıtlamaları "Pandemiden vatandaşı korumayalım ama korumuş görünelim." mantığıyla hayata geçirilmiş ve açıklanmış olan tedbirler yani pandeminin yaygınlığı karşısında derman üretmeyecek bir kısıtlama devreye konuldu; çok açık ve net bir şekilde bunu söylemek gerekiyor. Bu kısıtlamalardan da etkilenecek milyonlarca emekçi var. Bu emekçilerin nasıl geçinecekleri, yaşamlarını nasıl idare edecekleri bir muamma.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - 1.170 liralık kısa çalışma ödeneğiyle 5 kişilik bir aile her gün 3 öğün simit yemeye razı olsa yetmeyecek bir ödenek olduğunu hepiniz biliyorsunuz. 10 milyon geniş tanımlı işsize milyonlarca yeni işsiz eklenecek.
İlk kısıtlama döneminde hem esnaflar hem de vatandaşlar yüksek miktarda kredi çekerek hayata tutunabildi çünkü devlet güvence sağlamadı insanlar için. 3 Haziran 2020 tarihi itibarıyla 627.352 esnaf toplam 15 milyar 550 milyon kredi çekmiş, bu esnafların 137.329'u kefaretle kredi çekmiş. Ayrıca, Mayıs 2020 itibarıyla 32 milyon kişi de kredi borcuna bulaşmak zorunda kalmış. 1 Nisan 2020 tarihi itibarıyla kırk gün içerisinde 4,5 milyon kişiye 27 milyar kredi borçlaması yapılmış. Nasıl ödeyecek insanlar bu kredileri? Şimdi, altı ay ödememe vadesi tam dolmuşken tekrar kısıtlamalarla karşı karşıya kalındı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Kredilerin geri ödenememesi ve arka arkaya iflaslarla yüz yüze kalınacağı çok açık. Esnafın ve yurttaşların kredi ödemelerinin, faizleri de silinmek suretiyle bir yıl ertelenmesi acil bir taleptir ve pandeminin seyri ve aşı bulunma durumuna göre kredi geri ödemeleri tekrar değerlendirilmelidir, ele alınmalıdır. Vatandaşları salgına karşı korumaktan uzak tedbirlere, kısıtlamalardan etkilenecek emekçi ve esnafı koruyamayan Adalet ve Kalkınma Partisi gerçeği de eklenince gerçekten ortada tedbir-güvence denklemi adına hiçbir şey kalmamış oluyor. Sizin tedbir-güvence denkleminiz, ölçünüz yok; ölçüsüzsünüz, bunu söylemek istiyoruz. Gerçekten bu vahim durumu değiştirmek için Meclisin inisiyatif alması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun efendim.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim efendim.
İkinci değinmek istediğim konu: Partimize yönelik gözaltı, tutuklama, sindirme politikaları, ajanlaştırma politikaları her gün sürüyor. Özellikle son dönemde Şırnak'ta yoğunlaşmış bu faaliyetleri görüyoruz, Şırnak'ın Cizre ilçesinde görüyoruz.
Son olarak Cizre Belediye Eş Başkanımız Berivan Kutlu gözaltındayken polisler tarafından kendisine "Devlet büyüktür, siz kadınlar hiçbir şey yapamazsınız ve mücadeleniz boş." denilerek bir psikolojik şiddet uygulanmış. Hadi bunu da bıraktım, demişler ki: "Mücadeleden vazgeçip ülkeyi terk et." Yani yaptıkları baskı bu "Mücadeleden vazgeç, ülkeyi terk et." Şimdi Berivan Kutlu, bugüne kadar yürüttüğü siyasi faaliyetler gerekçe gösterilerek 15 defa gözaltına alınmış, hakkında 50 farklı soruşturma başlatılmış yani demokratik siyaset alanında çok uzun yıllardır mücadele eden bir arkadaşımız, ona diyorlar ki: "Ülkeyi terk et."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Oluç.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - "Ülkeyi terk et." demiş olanlara iki çift lafım var: Bakın, bir tek Kürt yurttaşı bile, bu iktidara karşı mücadele eden Türkiye demokrasi güçlerinden bir tek kişi bile ülkesini terk etmeden size karşı, zulme karşı, baskıya karşı, demokrasisizliğe ve hukuksuzluğa karşı mücadelesini sürdürecek; asla ülkeyi terk etmek diye bir şey söz konusu olmayacak.
Şimdi Cizre'de başka tür baskılar da yapılıyor yani telefonla Cizre'deki -sadece Cizre'de değil başka ilçelerde ve illerde de- çeşitli aileler aranıyor ve işte "HDP'li misiniz? Neden HDP'lisiniz? HDP'li olduğunuz için pişmanlık yasasından yararlanmak ister misiniz?" gibi saçma sapan, zırva sorular soruluyor. Kim yapıyor bunları? Diyor ki telefon edenler: "İçişleri Bakanlığı tarafından kurulan bir birimden arıyorum."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Şimdi, efendim, iktidara önce şunu sormak istiyorum: İçişleri Bakanlığında hakikaten böyle bir birim mi kurulmuştur? "HDP'lilerin evlerini arayalım, aileleri huzursuz edelim, insanları rahatsız edelim." diye böyle bir birim var mıdır? Bu birim, insanları evlerinden telefonla arıyor mudur? Birinci sorumuz bu.
İkincisi: Eğer böyle bir şey yapıyorsanız bu telefon paralarını kimin vergileriyle ödüyorsunuz?
Üçüncüsü: "Neden üyesiniz?" sorusuna, bizim insanlarımızın hepsi şu cevabı veriyor: "Üyeyiz çünkü HDP'ye üye olmak, HDP'ye oy vermek, HDP için mücadele etmek onurdur." diyorlar. İşte, cevap budur o İçişleri Bakanlığı tarafından kurulan birime ve iktidara. Yani "Hakikatin yanında, zulme ve baskıya karşı mücadele ettiğimiz için HDP'liyiz ve HDP'ye oy veriyoruz." diyor insanlar. Cevabınızı alıyorsunuz ama insanların ödediği vergilerden böyle saçma sapan telefon harcamaları yaparak insanları huzursuz etmekten vazgeçin.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Oluç.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bu tür baskılar ile bu tür işlerle bizim üyelerimizi, yöneticilerimizi, seçmenlerimizi mücadeleden vazgeçiremezsiniz; bundan da haberiniz olsun. Hani, her türlü faşizan uygulamayı, baskıyı yapıyorsunuz; sonra zaman zaman oraya buraya bakıp "Faşizm acaba nerede?" diye dolaşıyorsunuz, konuşuyorsunuz. Yani bir aynaya baksanız aslında iyi olacak diye doğrusu düşünüyoruz.
Son olarak bir konuya daha değinmek istiyorum. Ekim ayında, tespit edilebildiği kadarıyla en az 207 işçi ve 2020 yılının ilk on ayında ise en az 1.736 işçi çalışırken hayatını kaybetti yani iş cinayetleri devam ediyor. Bu iş cinayetlerine baktığımız zaman en çok ölüm sebepleri -ekim ayı açısından söylüyorum- şöyle: 51 işçi Covid-19'dan hayatını kaybetmiş, 36 işçi ezilme, göçük ve sayılar devam ediyor; vaktimiz kısa. En çok meydana gelen iş kolları da belli; inşaat, tarım, sağlık, ticaret, büro çalışanları ve taşımacılıkta olmuş iş cinayetleri.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı.)
BAŞKAN - Buyurun efendim.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Şimdi, bir kez daha işçilerin bir talebini, emekçilerin bir talebini çok açıkça dile getirmek istiyorum: Covid-19, sağlık emekçileri için meslek hastalığı, diğer iş kollarında çalışan işçiler için ise iş kazası olarak tanınmalıdır. Bu konuda Meclisteki partiler gereken çalışmayı yapmalı ve bir yasa hazırlığını tamamlamalıdır. Gerçekten bu pandemi döneminde bütün zorluklara rağmen çalışan sağlık emekçileri ve fabrikalarında, atölyelerinde çalışan işçiler ve emekçilerin bu hakları vardır. Covid-19'un meslek hastalığı ve iş kazası olarak tanımlanma hakları vardır. Bu hakkın verilmesi gerekir, bunu da son olarak belirtmiş olayım.
Teşekkür ediyorum.