GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Diyarbakır ilinde 2017 yılında Nevruz olayları sırasında öldürülen Kemal Kurkut'la ilgili davada sanık polisin beraatiyle cezasızlık politikasına bir örnek daha eklendiğine, Kemal Kurkut'u rahmetle andıklarına, bu olayın hesabını hukuk yoluyla soracaklarına söz verdiklerine, 9 Kasım 2020'de tutuklanan Halkların Demokratik Partisi Osmaniye İl Eş Başkanı Ali Coşkun'un oğlunun cenazesine katılma talebinin Coronavirüs gerekçe gösterilerek reddedildiğine, pandemi sürecinde 63'ü hekim toplam 153 sağlık çalışanının hayatını kaybettiğine, Dicle Üniversitesi Hastanesi ile Ankara Üniversitesi Cebeci Araştırma ve Uygulama Hastanesi Başhekimliklerince PCR testi pozitif çıkan çalışanların test yapıldıktan on gün sonra maskeyle çalışmaya devam edebilecekleri yönünde genelge yayımlandığına, Soma madencilerinin Hükûmet ve kurum yöneticileriyle görüşmeleri sonrasında taleplerinin 15 Ocak 2021 tarihine kadar yerine getirilmesi konusunda söz verildiğini açıkladıklarına, verilen sözlerin takipçisi olacak
Yasama Yılı:4
Birleşim:16
Tarih:17.11.2020

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, yine bir mahkeme felaketinden söz etmek istiyorum, sözlerime öyle başlayacağım. Kemal Kurkut Diyarbakır'da 2017 Nevruzuna katılırken öldürülen bir üniversite öğrencisi. 2017'den bugüne kadar 12 duruşma yapıldı katil zanlısı polis hakkında ve bugün Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi bu polisin hakkında beraat kararı verdi. Ayrıca olası şüphelinin tespiti için de 72 polis hakkında suç duyurusunda bulunulmasını kararlaştırdı. Şaka gibi bir karar aslında çünkü "Neden?" diyeceksiniz. Kemal Kurkut öldürülürken ortada fotoğraflar var nasıl öldürüldüğüne, nasıl vurulduğuna dair, üstü çıplak bir şekilde nasıl ateş edildiğine dair, videolar var, görgü tanıkları var, otopsi raporları var ama mahkeme bu delillerin hiçbir tanesini görmedi ve böylelikle cezasızlık politikasına yani "Kürt'ü öldür, cezasız kal." politikasına bir örnek daha eklendi, "Kürt'e adalet yok." politikasına bir örnek daha eklendi. Şimdi, zulme uğramamayı Kemal Kurkut'un ailesine, kardeşlerine nasıl anlatacaksınız? Aleni işlenmiş olan açık bir cinayetin sonucunda ceza verilmemiş olmasını nasıl anlatacaksınız? Mahkeme heyetinin tüm detay ve delillere rağmen bir türlü cinayeti görememesini nasıl anlatacaksınız? Bunların hiçbirisi anlatılamaz.

Şimdi, bir tek saat bile tutuklu kalmadı yargılanan polis memuru ve sonunda da beraat etti. Geçen gün Adalet Bakanı dedi ki: "Adalet yerini bulsun, kıyamet kopsun." Evet, adalet yerini bulsa, gerçekten Kürt'e yönelik haksızlıkların, hukuksuzlukların, zulmün sonucunda adalet yerini bulsa kıyamet kopacak bu ülkede; onu biz anlıyoruz şimdi. "Yargıçlar yasalara bakıp karar vermeli." dedi Adalet Bakanı. Çok merak ediyoruz, bu yargıçlar neye bakarak karar verdiler, hangi yasalara bakıp karar verdiler? Anayasa Mahkemesinin ya da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin aldığı kararları tanımayan yargıçlar nereye bakarak karar veriyorlar acaba? Bunların hepsini tartışmaya devam edeceğiz. Bu ülkede mahkemeler hukuksuzluğun resmî adresi hâline gelmiştir. Adaletsizliğin en fazla yaşandığı yerler adliye binalarıdır bundan sonra.

Şimdi, Kemal Kurkut'u bir kez daha rahmetle anıyoruz, ailesine başsağlığı diliyoruz ama bu cinayetin, bu açıkça herkesin önünde işlenmiş olan cinayetin hesabını hukuk yoluyla soracağımızın da sözünü bir kez daha veriyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Şimdi, yani "hukuk" diyoruz da biraz da insanlığa bakmak lazım.

Şimdi, 9 Kasımda Osmaniye İl Eş Başkanımız Ali Coşkun tutuklandı. Halkların Demokratik Partisine yönelik çeşitli siyasi operasyonların bir parçası Osmaniye'deki tutuklama. Tutuklamadan beş gün sonra Osmaniye İl Eş Başkanımız Ali Coşkun'un oğlu bir rahatsızlanmayla yaşamını yitirdi. Osmaniye İl Eş Başkanımız tutuklu bulunduğu Osmaniye T Tipi Kapalı Cezaevi savcısına cenazeye katılma talebiyle başvuruda bulundu, bu başvurusu reddedildi. Ya, insanlık diye bir şey var; bak, ayıptır, günahtır, gerçekten zulümdür bu. Bir baba evladının cenazesine katılmak istiyor, reddediyor savcılık bunu. Gerekçe ne? Coronavirüs varmış. Yani bu Adalet ve Kalkınma Partisinin Genel Başkanının toplantılarında, kongrelerinde, yaptığı mitinglerde coronavirüs diye bir şey yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Nedense oralara bu coronavirüs tehlikesi hiç uğramıyor, orada her şey serbest, herkes serbest bir şekilde yan yana geliyor, bir araya geliyor, topluca çay dağıtım seansları yapılıyor ama HDP'nin bir il eş başkanının, oğlunun cenazesine katılması coronavirüs nedeniyle engelleniyor. Nedense bu coronavirüs hep HDP'lilerin etrafında geziyor sanki. Yani, insanlık dışı bir tutum, bunu kınıyoruz, protesto ediyoruz, ayıptır, günahtır, zulümdür diyoruz.

Şimdi, bugün konuşacağız, tartışacağız, pandemi meselesine, pandemi yönetimine ilişkin eleştirilerimizi bir kez daha dile getireceğiz. Fakat ben bir şeyi hayretle okudum önce inanamadım, sonra belgelerini de istedim, onlar da gelince yani inanmak durumunda kaldım. Sağlık çalışanları, sağlık emekçileri, biliyorsunuz, pandemiyle ilgili, insanların yaşamını kurtarmak için, çok ciddi bir çalışma içindeler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Toparlıyorum.

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - İnsanların sağlığına kavuşması için inanılmaz bir fedakârlıkla gerçekten çalışıyorlar, koşturuyorlar, hayatlarını tehlikeye atıyorlar ve çok sayıda sağlık çalışanı pandemiden etkileniyor, enfekte oluyor. Sayılar, rakamlar ortalıkta uçuşuyor, pandemiden enfekte olmuş 50 bine varan sağlık çalışanından söz ediliyor bugüne kadar ve 17 Kasım itibarıyla da 63 hekim, toplamda 153 sağlık çalışanı hayatını bu nedenle yitirdi.

Şimdi, Dicle Üniversitesi Hastanesi Başhekimliği ile Ankara Üniversitesi Cebeci Araştırma ve Uygulama Hastanesi Başhekimliği iki tane genelge yayınlamışlar bu sağlık çalışanlarıyla ilgili. İkisi de elimde şu anda, birinin altında hastanenin başhekimi bir profesörün imzası, diğerinin altında da yine hastane başhekimi profesörün imzası bulunuyor, ikisi de profesör sözde. Şimdi, bu genelgede deniyor ki yani Dicle Üniversitesinin genelgesinde: "PCR testi pozitif çıkan çalışanların PCR testi yapıldıktan on gün sonra maskeyle çalışmaya devam edebilecekleri..."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - "...ve kişilerde tat, koku, duyu kaybı ve öksürük semptomlarının olmasının çalışmaya ve izolasyonun sonlandırılmasına engel olmadığı, maskeyle çalışmaya devam etmeleri gerektiği." Aynı şekilde Ankara Üniversitesi Cebeci Araştırma ve Uygulama Hastanesi Başhekimliğinin genelgesinde de "İşe dönüşlerde ayakta tedavi görenler on gün, yatarak tedavi görenler on dört gün, yoğun bakımda yatarak tedavi görenler, yirmi gün sonra, PCR'ın negatifliğine bakılmaksızın göreve başlayabilirler." deniyor. Taammüden adam öldürmek, taammüden insan öldürmek. Ya, böyle bir şey olabilir mi? Bu sağlık çalışanları bu kadar uğraşsınlar, didinsinler, insanların hayatlarını kurtarmak için çabalasınlar, orada enfekte olsunlar ama enfekte olduktan sonra da eğer ölmedilerse bu şekilde de çalışmaya devam etsinler. Kabul edilebilir bir durum değil, bunu tartışmaya devam edeceğiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bitirdim efendim, son bir cümle.

Bugün madenciler yürüyorlardı, Soma madencileri, daha önce Mecliste çıkardığımız yasadan faydalanamamış Soma madencileri. Çok büyük zorluklarla karşı karşıya kalmışlardı ama dün itibarıyla hem bakanlarla hem de çeşitli düzeylerdeki kurum yöneticileriyle bir görüşme, toplantı yaptılar ve bir sonuca vardılar. Bugün bir basın toplantısıyla bu sonucu açıkladılar ve dediler ki: "Hükûmet yetkilileri ve kurum yetkilileri 15 Ocak tarihine kadar söz verdiler bize taleplerimizin yerine getirilmesi konusunda." Bizler, kendilerinin bu direnişlerini, bu mücadelelerini, yaptıkları yürüyüşün çok önemli olduğunu bir kez daha vurguluyoruz, saygıyla selamlıyoruz ve bu verilmiş olan sözlerin takipçisi olacağımızı bütün kamuoyuna da duyuruyoruz.

Teşekkür ediyorum.