GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: İzmir ilinde meydana gelen depremde hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet dilediğine, Hakkâri ili Yüksekova ilçesine bağlı Esendere beldesi Duranlar köyünde 29 Ekim günü Şerali Dereli'nin ölümüyle ilgili valiliğin yaptığı açıklamaya, Viyana'da meydana gelen olayda hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı dilediklerine, bu olayın arkasında IŞİD'in olduğuna, bu IŞİD saldırıları karşısında hassas davranmanın, bu örgüt karşısında uyanık durmanın ve mücadeleyi sürdürmenin büyük önem taşıdığını vurgulamak istediğine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:4
Birleşim:11
Tarih:03.11.2020

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, biraz sonra da üzerinde konuşma yapacağız ama ben, İzmir Seferihisar'da meydana gelen deprem sonucunda yaşamını yitirmiş -şu ana kadar belli olan 107- yurttaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum. Son derece üzücü bir olay yaşandı, yaralılara da acil şifa diliyorum. Dediğim gibi, biraz sonra konuyu daha detaylı tartışacağımız için şu anda üzerinde çok durmak istemedim.

Değerli milletvekilleri, bakın, buraya zaman zaman böyle konuları getiriyoruz fakat bunların cevaplarını alamıyoruz. Yine böyle bir konu var, ona değinmek istiyorum.

Hakkâri'nin Yüksekova ilçesine bağlı Esendere beldesi Duranlar köyünde 29 Ekimde bir cinayet işlendi. Evinin 50 metre ilerisinde bulunan ahırda at ve tayına bakmaya giden Şerali Dereli -61 yaşında- köyün çevresinde bulunan askerlerin açtığı ateş sonucu atlarıyla birlikte katledildi. Oğlu Sultan Ali Dereli, babasının olay günü köyün 50 metre ilerisindeki ahıra atları götürmeye gittiğini, orada darbedildiğini ve sonra da öldürüldüğünü anlattı. Ortada bir video var çekilmiş olan. Şerali Dereli'ye akrabalarının yardım etmesine izin verilmedi. Olay yerinde yaşamını yitirmiş olan Dereli'nin cenazesi, görgü tanıklarının ve yakınlarının ifadelerine göre, olay yerinde altı saat bekletildi. Daha sonra olayla ilgili 5 askerin ifadesi alındıktan sonra onlar serbest bırakıldı ve Hakkâri Valiliği, bu tür olayların ve cinayetlerin ardından yapılan valilik açıklamaları gibi, yalan dolan bir açıklama yaptı.

Şimdi, Şerali Dereli'nin oğlu "Babam ne yaptı?" diye soruyor. Biz de bu çok basit sorunun cevabını istiyoruz. "Şerali Dereli ne yaptı?" sorusunun cevabını gerçekten öğrenmek istiyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin.

Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Valiliğin yaptığı açıklama ve cinayeti meşrulaştırma çabası, dedim ya, külliyen yalan. Bu açıklama bize biraz Roboski sonrasında yapılan açıklamaları hatırlatıyor. Bir açıklamayı daha hatırlatıyor: Van'da geçtiğimiz ay bir işkence, kötü muamele meselesi yaşanmıştı hatırlarsanız, Servet Turgut ve Osman Şiban meselesi ve sonunda Servet Turgut hayatını kaybetmişti bu helikopterden atılmayla gerçekleşmiş olan işkence ve kötü muamele sonucunda. Van Valisinin o zaman bir açıklaması vardı, onu hatırlatmak istiyorum. Bu valilik açıklamaları gittikçe daha ciddi bir sorun hâline geliyor. O zaman demişti ki Van Valisi: "Usule uygun muhafaza altına alındı." "Usule uygun muhafaza altına alındı." dedi bu 2 kişi için. Birisi yoğun bakımdaydı, diğeri hastanelik olmuştu; birisi yoğun bakımda öldü, Servet Turgut; diğeri hafıza kaybına uğramıştı. Daha hafızası yeni yerine geldi ve nasıl bir işkenceye uğradığını anlattı Osman Şiban.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sözlerinizi tamamlayın lütfen.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Yine, Valilik o zaman demişti ki "Kayalıklardan düştü." Bunun da yalan olduğu ortaya çıktı. Yani Valiliğin açıklamaları külliyen yalan bu konularda. Şimdi "Soruşturma açılmayacak mı?" diye sormuştuk o zaman, cevabı hâlâ yok; soruşturma açıldı mı, kimler hakkında açıldı? Ya, o helikopterin hangi helikopter olduğu belli, hangi askerlerin o helikopterin içine bindiği belli, o askerlerin helikopteri nereye götürdüğü ve götürülen yerde nasıl bir linç gerçekleştirildiği belli. Dolayısıyla her şey belliyken hâlâ bu soruşturma neden açılmıyor, adli soruşturma neden yürümüyor, bir tek bu belli değil. Üstelik de bu haberi yapmış olan gazeteciler de hâlâ cezaevinde tutuklu vaziyette tutuluyorlar.

Şimdi, özellikle iktidara sesleniyoruz. Bakın, şunu normalleştirmeye çalışıyorsanız, bu normalleşmeyecek, bundan haberiniz olsun: "Kürt'ü vurmak serbesttir, Kürt'e işkence yapmak serbesttir, Kürt'e kötü muamele serbesttir."i normalleştirmeye çalışıyorsanız buna asla bu halk izin vermeyecektir, bunun bilincine varın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi lütfen.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Toparlıyorum efendim.

Şimdi, ikinci olarak değinmek istediğim konu: Viyana'da dün akşam saatlerinde birden fazla saldırgan, etrafa rastgele ateş ederek en az 2 kişiyi katletti ve 15'ten fazla da yaralı var. Katledilmiş olanların ailelerine, yakınlarına başsağlığı diliyoruz, yaralılara da acil şifa diliyoruz. Kimlerin saldırgan olduğuna bakıldığında ne çıktı arkasından? Aynı Fransa'daki son cinayetlerde olduğu gibi IŞİD tabii. Yani son verilen bilgilere göre saldırıyı gerçekleştirenlerden biri IŞİD sempatizanı ve temmuz ayında IŞİD'in karanlık ordusuna katılmak amacıyla Suriye'ye gitmeye çalışırken de yakalanmış o dönemde. Yani bu vesileyle bir kez daha bu insanlık düşmanı örgütün bu vahşi saldırısını, bu saldırıya destek verenleri, bu saldırıyı kınamayıp lanetlemeyenleri de çok ağır şekilde eleştiriyoruz, bunu vurgulamış olalım. Biz, bu IŞİD örgütünün en fazla acısını çekmiş olan partiyiz ve halkız. "Neden?" derseniz, bakın, Adana ve Mersin il binalarımıza bombayı IŞİD koydu, Ankara'da Gar katliamında 103 insanımızı katleden IŞİD'lilerdi, Suruç'ta 33 insanımızı, gencimizi katleden IŞİD'lilerdi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Oluç, son kez söz veriyorum, tamamlayın.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Antep'te ve Diyarbakır'da, mitingimize 5 Haziranda bombayı yerleştirenler IŞİD'lilerdi. Dolayısıyla "IŞİD'in en fazla zarar verdiği neresi?" diye sorduğumuzda, gördüğümüz Kürt halkıdır ve HDP'dir esas itibarıyla bu ülke sınırları açısından baktığımızda, Irak ve Suriye'yi elbette ki kastetmiyorum.

Dolayısıyla, bu IŞİD saldırıları karşısında hassas davranmak, bu uyuyan hücreleri hem Avrupa'da hem Türkiye'de harekete geçirmeye başlamış olan bu örgüt karşısında uyanık durmak ve bu örgüt karşısında bir mücadeleyi sürdürmek büyük önem taşıyor. Bunları özellikle vurgulamak istedim.

Teşekkür ediyorum.