GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Gıda, Tarım ve Orman Alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:10
Tarih:27.10.2020

CHP GRUBA ADINA OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ünlü vatan şairi Nazım Hikmet bir gün ressam Abidin Dino'ya "Bana mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?" demişti, ben de şimdi size çiftçinin nasıl mutsuzlaştırıldığının resmini yapmak istiyorum, daha doğrusu anlatmak istiyorum.

Öyle bir çiftçi kitlesi yarattınız ki mutsuz, umutsuz, gelecekten endişeli, çocuklarını çiftçi yapmak istemeyen bir çiftçi kitlesi; üretim potansiyeli çok yüksek ama sizin uyguladığınız ithalat politikasıyla, yüksek girdi politikasıyla, düşük ürün fiyatları politikasıyla tarlaya gitmek istemiyor, traktöre binmek istemiyor, ahıra girmek istemiyor; kısacası, üretim yapmak istemiyor.

Bir zamanlar ilkokulda ne öğrenmiştik? Türkiye, kendi kendine yeten 7 ülkeden 1'iydi ama sayenizde neredeyse hiçbir üründe artık kendimize yeterli değiliz. Şimdi, hemen savunmalarınız var: "İşte dünyada 7'nci sıradayız, Avrupa'da 1'inci sıradayız, çok üretiyoruz." Ya, arkadaşlar, bu kadar fazla tarım toprağımız varsa tabii ki 1'inci oluruz. Bakın bakalım biraz coğrafyaya, karşılaştırın ülkelerin toprak varlıklarını; bizimki kadar güzel topraklar, bizimki kadar tarıma elverişli topraklar nerede var? O yüzden Türkiye coğrafyası her zaman emperyalizmin hedefi olmuştur. Ya kamu kuruluşlarını özelleştirerek, onların içini boşaltarak emperyalistler siyasi iş birlikçileriyle başarılı olmuşlardır ya da şimdi, özel sektörün içine girerek, üreten özel sektörü de yanına çekerek şirket evlilikleriyle, şununla, bununla hep ortak olmuşlardır.

Çiftçi sizin sayenizde borçlanmıştır arkadaş. Siz diyorsunuz ki: "Çiftçi borcunu ödüyor." Evet, ödüyor ama sadece faizini ödüyor. Ben beklerdim ki tarım torba yasasında "Biz çiftçinin borcunu nasıl yapılandıracağız?" bunu konuşalım. Her birimiz illerimize gittiğimizde, tarlalara girdiğimizde, köylere gittiğimizde -giriyor musunuz onu da bilmiyorum ama ben giriyorum- hep şunu soruyorlar: "Yapılandırma var mı, borçlara bir af var mı, faizi indirecekler mi biliyor musun?" Ya, daha bugün en az 10 tane telefon aldım. Gazeteleri okuyoruz, böyle bir şey yok; soruyoruz, "Var." diyorsunuz. Hani nerede? Nasıl bir yapılandırma? Var mı yok mu? Ondan sonra, "Çiftçi borcunu ödüyor." Nasıl ödüyor arkadaşlar? Traktörü ipotekli, ahırı ipotekli yani böyle bir çiftçi kitlesi yarattınız. Bakın bakalım yaş ortalaması kaç oldu? Gençler tarıma giriyorlar mı? Güzel bir projeniz vardı -biz de destekledik- Genç Çiftçi Projesi; bu proje bitti diye hemen rafa kaldırdınız, köyden kente göç aşırı derecede arttı.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) - Yaşlandı diye kaldırdık.

OKAN GAYTANCIOĞLU (Devamla) - Yaşlandı tabii ki ama siz bunun önlemini...

Avrupa Birliği ne yapıyor? Beş yıl erken emekli yapıyor, yedi yıllık tarım politikası yapıyor. E, hani biz de Avrupa Birliğine adaydık, politikalarımızı buna göre yapsak ya. Siz, günübirlik politikalarla günü geçiştirmeye çalışıyorsunuz. Ya, daha bugün bakın -bir yıldır süt fiyatları artmıyor- TÜİK ne açıkladı? Takip ediyorsanız bilirsiniz, etmiyorsanız söyleyeyim: Süt tozu ithalatı yüzde 9.217 artmış. Ya süt tozu ithalatı niye artar? Demek ki sanayici ucuz bulmuş, "buzağı maması" adı altında süt tozu sokmuş, yoğurtları onunla yapıyor, üreticiden de düşük fiyatla süt alıyor. Demek ki bir yerde bir sorun var. Peynir altı suyu, o da yüzde 6.000'lerde artmış. Binlerden bahsediyorum; yüzde 10-20, yüzde 100 demiyorum. Bunlar bizde üretilen ürünler, niye ithal ediyorsunuz? Pandemi var, dünya önlemini alıyor "Aman, olur da limanlar kapanır, sınır kapıları kapanırsa biz önce kendi gıdamızı bir kenara koyalım." diyor. Siz ne yaptınız? 65 yaşındaki çiftçileri neredeyse tarlaya göndermiyordunuz, sonradan aklınız başınıza geldi, "Aman, çoğu bunların yaşlı bari tarlaya gitsinler." dediniz, belge aldılar.

Dünya her şeyi stoklamaya çalışıyor. Bakın, dünyada üretici ülkeler artık ihracat bile yapmıyor, "Durun, ne olur ne gider, ileride sıkıntı olur." diyorlar. Siz, ne yapıyorsunuz? Daha hasat yeni bitti, çoğu yerde daha hasat bitmeden ithalat kararnameleri peş peşe... Gümrük vergilerini sıfırlıyorsunuz. Ya, gümrük vergilerini niye sıfırlıyorsunuz? Gümrük vergileri sıfırlanmaz, gümrük vergisi koruma duvarıdır. Siz, gümrük vergilerini yükselteceksiniz ki ürünler girmesin; siz, tam tersine sıfırlıyorsunuz ürünler girsin diye. Hadi, diyelim dünyadan ucuza alıyorsunuz, olabilir ama pahalı alıyorsunuz. Kendi çiftçinizden 1.600 liraya buğday alıyorsunuz, dışarıdan 2.200 liraya buğday alıyorsunuz. Böyle bir hesap nerede var arkadaşlar? Ondan sonra "Türk tarımı çökmüş." Tabii ki çöker yani hiç mi hesap kitap yapmıyorsunuz? Katma değeri yüksek ürün tarımda vardır. Bunlara lütfen biraz göz gezdirin.

Projelerin çoğu hayalî. Bakın, şimdi Edirne'de bir proje var: "Köyümde Yaşamak İçin Bir Sürü Nedenim Var." Bunu da güzel buldunuz, birçok ilinizde yapılıyor. Ben de aradım, araştırdım, projenin adını şöyle değiştiriyorum: "Köyümde yaşatmamak için bir sürü neden ortaya çıkartıyorsunuz." Neden? Ya, adam köyde proje yapmak istiyor, koyun bakmak istiyor, güzel; 100 tane koyun veriyorsunuz, bu da güzel; 100 bin lira, 150 bin lira da veriyorsunuz, bu da güzel. E, 2 kefil; kefiller temiz olacak, sicilleri temiz olacak. Krediyi alacak kişi zaten zar zor krediyi alabiliyor, kefiller de temiz değil; bir de ipotek istiyorsunuz. Ya, bunları sağlayabilen çiftçi yok ki. Hiç mi görmüyorsunuz? Boşuna biz size söylemiyoruz sicil affı sicil affı, borçları yapılandırın diye. Bunları söylüyoruz arkadaşlar.

Süt ve yemle ilgili bir parite vardır, bütün dünyada bu geçerlidir -bakarsınız istatistiklere- süt fiyatı, yem fiyatının 2 katı olması lazım. Siz eşitlediniz. O zaman çiftçilik yapılmaz ki. "Enflasyon olur" mantığıyla her şeyin fiyatını sabitliyorsunuz. Bu yanlış arkadaşlar, enflasyon olmaz. Verin, çiftçiye destek verin; vermediniz. Yasa çıktı, ilk defa burada muhalefetiyle iktidarıyla yasa üzerinde uzlaşma sağlandı, "Gayrisafi millî hasılanın yüzde 1'i çiftçiye destek olarak verilir." dendi, siz hiçbir zaman vermediniz. Bir ara kıvırmaya gittiniz, dediniz ki: "Ya, veriyoruz, siz hesaplama bilmiyorsunuz." Biz size rakamlarıyla hesapladık, mantıklı bir şekilde açıkladık; çiftçiye tam 175 milyar lira borcunuz var, alacağınız da aşağı yukarı 160 milyar lira kredi borcu. Gelin, burada bunu silin, madem bir torba yasa çıkartıyorsunuz amacına ulaşsın. Çiftçiler de desin ki: "Ya, beni seviyorlar, galiba yeniden beni efendi yapacaklar. Ben de bu hızla, bu gazla üretmeye başlayayım; tarlaya gireyim, ahıra gireyim, traktöre bineyim, gideyim sabah erkenden tarlada sürüm yapayım, ekim yapayım, dikim yapayım." Hani diyorsunuz ya "Ekilmeyecek saksı bile kalmayacak." Nerede? Ekilmeyen alan 50 milyon dekara ulaştı arkadaşlar. Lütfen bunları görün.

Sulama destekleri... Ya, sulama için dünya kırılıyor, su fakiri bir ülkeyiz; Devlet Su İşlerinin bütçesini kısıyorsunuz. Ya, her şeyden kısın ama buralardan kısmayın.

1 milyon süt ineği kesildi. Bunu göremiyorsunuz; birkaç sene sonra kriz olacak. Et ve süt birliktedir, kombinedir.

Üretim planlaması hiç yok. Neyi ne kadar üretiyoruz; neyi ne zaman serbest bırakalım? Bir korktunuz pandemiden, limon ihracatını yasakladınız, sonradan aklınız başınıza geldi "Eh, biz, bunu zaten satıyorduk ya. Biz, bunu yasakladık ama çok da yasaklamışız, bir an önce açalım." E, alan yok. Patateste, soğanda bunları yaptınız. Yani, hiç piyasaları takip etmiyorsunuz. Edemezsiniz çünkü kurduğunuz ekip yanlış; içinde ziraat mühendisi yok, içinde veteriner yok; buluyorsunuz sektörün dışından kişileri getiriyorsunuz; tarlaya girmemiş, bahçeye girmemiş, ahıra girmemiş kişiler anlayamaz. Siz, hastalandığınızda doktora mı gidiyorsunuz ya da uzman doktoru mu tercih etmeye çalışıyorsunuz? Gözünüzde bir rahatsızlık varsa göz doktoruna gidiyorsunuz. E, bu da böyledir arkadaşlar.

O kadar çok konu var ki; bazı destekleri ödemediniz hâlâ. Ya, 2021'e giriyoruz, bakın, iki ay sonra 2021. 2019'un tohumluk desteğini ödemediniz, buzağı desteğini ödemediniz. Diyorsunuz ki insanlara: "Sertifikalı tohumluk ek, ben sana vereceğim." Dört yıldır desteği artırmıyorsunuz, ondan sonra...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, toparlayın.

OKAN GAYTANCIOĞLU (Devamla) - Destekleri artırmadığınız gibi, 2019'un desteklerini hâlâ ödemiyorsunuz. Girin, satılık sitelerine bakın, kaç tane satılık çiftlik, kaç tane satılık işletme göreceksiniz. Ben söyleyeyim: Neredeyse yüzde 10'u artık tarım arazisi, satılık çiftlik; satılık hayvan, satılık süt ineği dolu bu alışveriş sitelerinde.

Yeniden bir üreten Türkiye projesini hep beraber geliştirmek zorundayız. Türkiye'nin tarımsal potansiyeli çok yüksek arkadaşlar. Topraklara su götürdüğünüzde; ziraat mühendislerini, gıda mühendislerini, veterinerleri, su ürünleri mühendislerini sahaya sürdüğünüzde inanın, ciddi bir potansiyel var. Bu potansiyeli mantıklı bir şekilde, iyi bütçelerle desteklemek zorundasınız. Önümüzdeki günlerde bütçe gelecek, işte, bütçede biraz daha artış yapacaksınız, diyeceksiniz ki " Biz, biraz bütçeyi arttırdık." Arkadaşlar, artık, öyle enflasyon oranında arttırmakla ya da "Bir miktar oradan kıstık, buradan kıstık."la olmaz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OKAN GAYTANCIOĞLU (Devamla) - Son bir şey söyleyeyim Başkanım.

BAŞKAN - Vermiyoruz, bir dakika verdim ben size.

OKAN GAYTANCIOĞLU (Devamla) - Gerçek bir bütçe olmalı. Tarım tek üreten sektör arkadaşlar. Üreten sektöre gerçekten, destek verin. Hele, bu pandemi döneminde tarımdan başka üreten sektör yok. Tarıma dayalı sanayide güçlü bir ülkeyiz, bu potansiyelimizi kullanalım diyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)