| Konu: | İslam dünyasının Mevlit Kandili'ni kutladıklarına, Hatay ili İskenderun ilçesinde meydana gelen canlı bomba saldırı girişimini en sert biçimde kınadıklarına ve İskenderun halkına geçmiş olsun dileğinde bulunduklarına, DİSK-AR'ın yayınladığı "Türkiye'de Emeklilerin Durumu ve Emeklilikte Yaşa Takılanlar Gerçeği" başlıklı rapora, TÜRK-İŞ'in açıkladığı açlık ve yoksulluk sınırına, Türkiye İnsan Hakları Vakfının 1 Ocak ile 31 Ağustos 2020 tarihlerini kapsayan ifade, toplanma ve örgütlenme özgürlükleri ihlallerine yönelik raporuna, İstanbul Kadıköy'de basın açıklaması yapmak isteyen gençlere müdahale edilirken İstanbul Aksaray'da sokağa çıkan Suriyelilere müdahale edilmediğine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 10 |
| Tarih: | 27.10.2020 |
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın vekiller, yarın Hazreti Muhammed'in doğum günü olan Mevlit Kandili'ni idrak edeceğiz. İnsanlık değerlerinin en başında gelen güvenilir olmak, adalet ve merhamet anlayışına sahip olmak ve yaşatmak en önemli mirastır. Bu mirasa fazlasıyla ihtiyaç duyduğumuz bugünlerde İslam dünyasının Mevlit Kandili'ni kutluyoruz.
İskenderun'da dün meydana gelen canlı bomba saldırı girişimini en sert biçimde kınıyoruz. Sivil yurttaşlarımızın bulunduğu yerlerde, her gün ve saatte insanların işine gittiği, alışveriş yaptığı mahallerde bu yaşananlar asla kabul edilemez. İskenderun halkına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
Sayın vekiller, Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR), Türkiye İstatistik Kurumu, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Avrupa İstatistik Ofisi verilerinden yararlanarak Türkiye'de emeklilerin durumu ve emeklilikte yaşa takılanlar gerçeği araştırmasını yayınladı. Yaşamlarının büyük bölümünde çalışan, emek harcayan insanların yaşlılıklarında insanca bir emeklilik yaşamaları en büyük haklarıdır. Türkiye'de 13,2 milyon emekli ve hak sahibinin yaşadığı bir toplumla karşı karşıyayız ama hem emeklilerin insanca yaşam sürmesi gittikçe zorlaşıyor hem de emekliliğe hazırlananların umutları tükeniyor. En düşük dilimdeki 2,6 milyon emekli ve hak sahibi ayda 763 lira alıyor. İkinci dilimdeki 2,6 milyon emekli ve hak sahibi ayda 1.252 TL'yle yaşıyor. Yani 13,2 milyon emekli ve hak sahibinin 7,9 milyonu asgari ücretin altında aylık ve gelire mahkûm edilmiş vaziyette. Emekli aylık ve gelirleri de giderek düşüyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Oluç.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Türkiye'de en düşük emekli aylık ve geliri alan emeklilerin ilk dilimi ile en yüksek emekli aylık ve geliri alanlar arasındaki fark 7,5 kat olmuş vaziyette. Avrupa Birliği ortalaması 4,2 kattır. Yaygın bir emekli yoksulluğu tırmanıyor. Öte yandan, düşük gelirler nedeniyle emeklilerin neredeyse yarısı ya çalışıyor ya da iş arıyor.
Öte yandan, toplumsal cinsiyet eşitsizliği emeklilikte de sürüyor. Kadınlar emeklilik hakkına daha zor erişiyor. İstihdam edilenlerin yüzde 32'si kadınlardan oluşurken emeklilerin sadece yüzde 19'u kadınlar oluyor.
Emeklilerin yüzde 80'ine yakınını 55 ve yukarı yaştakiler oluşturuyor. Dolayısıyla, Türkiye'nin genç emekliler ülkesi olduğu iddiası da doğru olarak ortaya çıkmıyor.
Türkiye'de emeklilikte ortalama ömür beklentisi on yedi buçuk yıl. OECD ve Avrupa ortalamasının oldukça altında. Emeklilikte ortalama ömür beklentisi Fransa'da yirmi beş yıl, Yunanistan'da yirmi dört yıldır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Oluç.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Emeklilikte yaşa takılanları hep konuşuyoruz, çok büyük bir toplumsal sorun ancak iktidar bu konuda herhangi bir çözüm bulmamak için direniyor.
TÜRK-İŞ geçtiğimiz günlerde bir son araştırmasını yayınladı ve 4 kişilik ailenin açlık sınırı 2.482 TL olarak belirlendi yani asgari ücretten daha fazla. Yoksulluk sınırıysa 8.086 Türk lirası olarak belirlendi. Dolayısıyla, sadece emekliler değil, aynı zamanda emekçilerin, işçilerin de son derece ağır koşullarda, insanca olmayan koşullarda yaşadıkları bu araştırmalar ve raporlarda da bir kez daha ortaya çıkmış oluyor.
Son olarak, Türkiye İnsan Hakları Vakfının hazırladığı, 1 Ocak ile 31 Ağustos 2020 Tarihleri Arasında İfade, Toplanma ve Örgütlenme Özgürlükleri İhlal Raporu'na değinmek istiyorum. Bu ihlal raporuna baktığımızda, çeşitli alanlardaki ihlaller sıralanmış vaziyette.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım Sayın Oluç.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Toparlıyorum efendim.
Birkaç tanesine kısaca değinmek istiyorum. Örneğin, basılı medyada gazetecilerin ve yazarların gözaltına alınması ve tutuklanması, sayılar ortada.
Sosyal ve dijital medyada çok ağır bir baskı ortamı yaratıldığı çok net olarak görünüyor. 53 habere, 75 internet sitesine, 2 internet sayfasına, 5 sosyal medya hesabına, 59 internet içeriğine, 143 internet adresine erişim mahkeme kararlarıyla engelleniyor. En az 637 barışçıl toplantı ve gösteriye kolluk güçlerinin müdahalesi sonucunda, 1.346 kişinin kötü muamele niteliğinde uygulamalara maruz kalarak gözaltına alındığı görünüyor. Valilikler tarafından 33 ilde -en kısası iki, en uzunu otuz gün olmak üzere- 89 kez tüm eylem ve etkinliklerin yasaklandığı görünüyor. Bu liste öyle devam ederken dernek, vakıf, sendika ve meslek örgütlerinin üye ve yöneticisi olanlara gözaltı ve tutuklamalar ortaya çıkıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım Sayın Oluç.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bitiriyorum efendim.
Ve tabii ki ocak-ağustos aylarına baktığımızda 2'si il, 11'i ilçe ve 2'si belde olmak üzere toplam 14 belediye başkanının daha İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırılarak yerlerine kayyum atandığı görünüyor. Uzun bir liste. Türkiye İnsan Hakları Vakfının hazırladığı rapora göre, durum, insan hakları ihlalleri açısından vahim gerçekten. Son örneğini de cumartesi günü İstanbul'da gördük. İstanbul Kadıköy'de aralarında HDP Gençlik Meclisi üyelerinin de bulunduğu gençler bir basın açıklaması yapmak istediler, polis müdahale etti, 61 kişi gözaltına alındı. Ne tuhaf bir durum ki aynı saatlerde Suriyeliler -Özgür Suriye Ordusu bayrakları açarak sokağa çıkanlar- İstanbul Aksaray'da sokağa çıkanlar bayrak açtılar, Covid önlemlerini dinlemediler, polis müdahale etmedi, herkes izledi. Dolayısıyla, Türkiye'de demokrasi güçleri, barış güçleri açıklama yapamaz ama Suriyeliler istediklerini, istedikleri biçimde yapabilirler, bu da çifte standardın bir başka örneği olarak karşımıza çıktı.
Teşekkür ediyorum.