GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül'ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:4
Birleşim:6
Tarih:15.10.2020

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, MHP Sayın Grup Başkan Vekili birkaç kez partimize yönelik ağır sataşmalarda bulundu, ithamlarda bulundu; kısa süre içinde birkaç tanesine cevap vermek istiyorum.

Birincisi; yani bu ülkede bir kardeş kavgası olmasın diye, böyle bir ortam yaratılmasın diye en fazla mücadele eden ve uğraşan partilerin başında Halkların Demokratik Partisi gelir, bu çok açık ve nettir. (MHP sıralarından gürültüler) Bakın, siz istediğiniz kadar sesinizi yükseltin bütün politikalarımızla, bütün uygulamalarımızla, bütün belgelerimizle, yaptığımız her konuşmayla bu ülkede kardeş kavgası yaşanmasın, bu ülkede yaşayan herkes; Türk'üyle, Kürt'üyle, Çerkez'iyle, Laz'ıyla, Arap'ıyla, Gürcü'süyle farklı inançlardan olan bütün halklarımız eşit koşullarda ve barış içinde bir arada yaşasınlar diye mücadele eden ve politika geliştiren parti, Halkların Demokratik Partisi'dir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayalım Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bu konuda hiçbir şekilde tartışmaya açık değiliz, tutumumuzdan ve kendimizden son derece eminiz, kendimize güveniyoruz, bu konudaki bütün sataşmaları da aynen iade ediyoruz.

İkincisi; ya "Etnik ayrımcılık yok." deyip konuşuyorsunuz. Bu ülkede yılarca inkâr inkâr politikaları sürdürüldü. Kürt yok dendi, Kürtçe yok dendi. Yıllarca, cumhuriyet tarihi boyunca Kürt vardır ve Kürtçe vardır diye mücadele edildi, uğraşıldı ve bugünkü noktaya böyle gelindi. Nasıl etnik ayrımcılık yokmuş? Türkiye'de etnik ayrımcılık basbayağı vardı. Şimdi, biz, etnik ayrımcılık olmasın, bu ülkede yaşayan herkes eşit yurttaş olarak bir arada, barış içinde yaşasın diye uğraşıyoruz; bunun için mücadele ediyoruz, bunu da söyleyeyim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Bitirelim artık.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - En az o sataşmalar kadar ben de konuşma hakkımı kullanmak istiyorum.

BAŞKAN - Onlar kadar veriyorum efendim, ona dikkat ediyorum.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Evet, üçüncüsü yani Sayın Grup Başkan Vekili, biz meşruiyetimizi sizden almıyoruz. Hiç kimseye de burada kendimizi meşru göstermek için uğraşmıyoruz. Biz, hukuk, adalet ve demokrasi mücadelesi veriyoruz. Hukuksuzlukları ve adaletsizlikleri ortaya çıkaralım diye tartışıyoruz, gelin araştıralım diyoruz. Biz meşruiyetimizi halktan alıyoruz, halktan, sizden değil ve asla da bu meşruiyetimizi tartışma konusu yaptırmayız. (HDP sıralarından alkışlar)

Bütün seçmenlerimiz gider, Türkiye'deki bütün eşit yurttaşlar gibi oylarını verirler ve 6,5-7 milyon seçmenimizle, aileleriyle birlikte 20 milyona yakın insanın meşru gördüğü bir siyasi partiyiz; bunu da tartıştırmayız, onu da söyleyelim.

Üçüncüsü çok açık...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) - Dörde geldik.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Dört olduysa dörde geleyim, olur.

Şunu da çok açık söyledik: Türkiye'deki mültecilere, sığınmacılara yönelik olarak iktidarın atmış olduğu doğru adımların hepsini biz destekledik. Kapıları kapatın, kimseyi almayın demedik. Kapılar açılsın, zorda olan bütün insanlar içeri gelsin. Kürt, Arap fark etmez; Süryani, Ezidi, Müslüman fark etmez. Herkes buraya gelsin, savaş çok acı bir şeydir ve kimse o acıdan dolayı hayatını, ailesini kaybetmesin dedik. Asla o politikaların karşısında tutum almadık ama yanlış yapıldığı zaman da eleştirdik. Yanlış yapıldığı zaman ne zamandı? Mürşitpınar Sınır Kapısı düşüyor, Kobani düşüyor, orası kapanırsa içeride katliam yaşanır dediğimizde, o dönemin Başbakanına, o dönemin iktidarına bunları ilettiğimizde; kapılar açılsın, insani koridor açılsın, insani yardım yapılsın dediğimizde bunun için mücadele ettik. Kobani için mücadele de aslında bu mücadeleydi esas itibarıyla.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bitiriyorum efendim.

Doğrulara doğru dedik, yanlışlara yanlış dedik. Biz hiçbir zaman doğru olana yanlış demedik, kayıtlara bakılabilir bu konuda, bu konuda da söylediklerimiz çok açık. Kimsenin talimatıyla politika oluşturmadık, kimsenin talimatıyla adım atmadık. Ne yaptıysak Halkların Demokratik Partisinin yöneticileri, milletvekilleri olarak hep birlikte yaptık. Dolayısıyla bu "Talimatla politika yapılıyor." "Talimatla adımlar atılıyor." hikâyelerinden de bir an evvel vazgeçin. Talimatla yapılıyorsa bu, kim talimat verdiyse gidin, onları yargılayın. Niye bizimle uğraşıyorsunuz o zaman? Biz kendi özgür irademizle, doğrusuyla, yanlışıyla politikalarımızı yaptık ve kararlarımızı verdik. Yanlışlarımız yok mudur, vardır elbette. Bu yanlışlarımızın da öz eleştirisini veririz, bunları açık yüreklilikle konuşuruz ama ne yaptıysak Halkların Demokratik Partisinin yöneticileri ve milletvekilleri olarak yaptık; bunu da çok açık bir şekilde bir kez daha vurgulamış olayım.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)