GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Denizli Milletvekili Cahit Özkan'ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:3
Birleşim:117
Tarih:23.07.2020

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, şimdi, ben Diyanet İşleri Başkanlığının davetiye göndermemesiyle ilgili konuşmamı yaptım, duydunuz. Tabii, bir cevap bekliyordum. Neden cevap bekliyordum? Sayın Cahit Özkan'ın, hani, iyi niyetle bir cevap vereceğini beklediğimden değil. Diyanet İşleri Başkanlığı Cumhurbaşkanlığına bağlı, yani yürütmeye bağlı. Adalet ve Kalkınma Partisi yürütmenin her icraatını burada canla başla savunurken, bütün yanlış icraatlarını savunurken, bu konuda ses yok. Neden? Neden ses yok, bunun cevabı var mı?

OSMAN AŞKIN (Rize) - Siz düşünün ya.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Çünkü siz de biliyorsunuz ayıp yaptıklarını, siz de biliyorsunuz suç işlediklerini.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) - Acaba Diyanet İşleri Başkanına, hutbesine, Kur'an-ı Kerim'e hakaret edenlere ilişkin yaklaşımınız belirleyici olmuş mudur?

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Hiç alakası yok, alakası yok. Sizin yaptığınız din istismarcılığıdır şimdi Cahit Özkan, din istismarcılığı yapıyorsunuz. Ben, hukukla ilgili bir şey söyledim burada.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Diyanet İşleri Başkanlığı anayasal bir kurum olarak Anayasa'yı çiğneyip ayrımcılık yapma hakkına sahip midir diye soruyorum. Mesele inançla, dinle alakalı bir konu değil, ben bunu sormuyorum size. Ben diyorum ki: Diyanet İşleri Başkanlığı, Meclisteki partiler arasında ayrımcılık yapma hakkını ve hukukunu nereden alıyor? Cumhurbaşkanlığına bağlı, yürütmeye bağlı yani siz cevap vermek zorundasınız. Yürütmenin her yanlışını savunuyorsunuz, çıkın bunu da savunun, "Doğru yapmıştır Diyanet İşleri Başkanlığı." deyin; diyemiyorsunuz.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) - Acaba Diyanet İşleri Başkanının hutbesiyle ilgili yaklaşımınız nedir? Hutbesiyle ilgili, Diyanet İşleri Başkanına hakaret edenlere niçin payanda oldunuz?

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Öyle aradan laf atmakla olmuyor, stenograflara işaret vermekle olmuyor. Bak, milletin kürsüsünde çatır çatır cevap verin. Veremiyorsunuz çünkü...

CAHİT ÖZKAN (Denizli) - Kayda geçti.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Evet, kayda geçmek... Bu usul, yani kusura bakmayın, siyasi bir usul değil, yandan dolaşma usulü. Stenograflar...

CAHİT ÖZKAN (Denizli) - Kayda geçti.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Ben kürsüden konuşuyorum, ben mikrofondan konuşuyorum; siyasi cesaretiniz varsa siz de mikrofondan cevap vereceksiniz. Öyle tutanaklara...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Oluç, konu anlaşılmıştır, bitirelim lütfen.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Toparlıyorum efendim. Bu da tutanaklara girsin.

BAŞKAN - Bitirelim lütfen.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - Siz düşünün, niye davet edilmediniz? Kendiniz düşünün.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Öyle tutanaklara girsin diye aradan stenograflara laf iletmekle ve tutanaklara girmesini sağlamakla değil, cesaretiniz varsa mikrofondan cevap vereceksiniz. Yok işte, ortaya çıkmıştır.

BAŞKAN - Sayın Özel...

CAHİT ÖZKAN (Denizli) - Siz düşünün, onun sebebini biliyorsunuz.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - Siz düşünün ya, siz düşünün.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Neyi düşüneceğim?

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - Düşünün ya "Niye davet edilmedik?" diye.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Ya, sen düşün! Yahu, yürütmenin sahibi sen değil misin, sen yürütme adına konuşmuyor musun?