| Konu: | 22 Temmuz Kemal Türkler'i öldürülmesinin 40'ıncı yıl dönümünde saygıyla andığına, Yozgat ili Çekerek ilçesine çalışmak için giden Mardin ili Deriklili işçilerin yaşadığı mağduriyete, İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi bünyesinde Psikoloji Lisans Programı'nın açılmasına meslek örgütlerinin itirazlarının dikkate alınması gerektiğine, pandemi sonrası yeni normalde esnafın ihtiyaçlarının karşılanması, vergi indirimi, borç silme, ihtiyaç dâhilinde koşulsuz nakit hibe desteği gibi konuların değerlendirilmesi gerektiğine, ülkedeki dar gelirli yurttaşların, ücretli çalışanların, işçilerin, emekçilerin, işsizlerin, çiftçilerin, köylülerin, esnafın, kadınların, gençlerin başta işsizlik ve hayat pahalılığı olmak üzere ciddi ekonomik sorunları olduğuna, iktidarın politikalarıyla yurttaşların her gün biraz daha mağdur olduğuna ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 116 |
| Tarih: | 22.07.2020 |
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, sayın vekiller; bundan kırk yıl önce Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Genel Başkanı ve aynı zamanda Türkiye İşçi Partisi kurucusu ve yönetim kurulu üyesi olan Kemal Türkler, evinden çıkıp sendikaya giderken bir pusu kurularak katledildi. Kemal Türkler, sendikal harekette kararlı duruşu, çalışkanlığıyla çok önemli deneyimler kazandıran bir kişi olmuştu. 22 Temmuz 1980'de evinin önünde katledilmesinin 40'ıncı yılında kendisini saygıyla anıyoruz.
Yozgat'ın Çekerek ilçesinde orman işinde çalışmaya giden Mardin Derikli işçiler var. Onlardan ayakbastı parası almak isteyen muhtarların isteklerini yerine getirmeyince muhtarların organize ettiği bir kalabalığın saldırısına uğruyor Mardin Derikli işçiler. İşçilerden aldığımız bilgilere göre, toplamda 13 aile üç aydır orada çalışıyorlar, muhtarlar da kendilerinden ayakbastı parası olarak hane başına bin Türk lirası istiyor. İddialara göre, Çekerek Kaymakamlığı, işçilere "Can güvenliğinizi sağlayamayız." diyerek ilçeden çıkmaları gerektiğini bildiriyor. Bu yapılan saldırıdan sonra 3 aile, Jandarma eşliğinde işlerinden alınıp Mardin'e gönderiliyorlar, Maraş'a kadar Jandarma eşlik ediyor, 10 aile ise hâlâ orada ve şu anda can güvenlikleri olmadan çalışmak durumunda kalıyorlar.
Tabii ki saldırı, anlaşılmaz bir durum. Tabii ki Kaymakamlığın "Can güvenliğinizi sağlayamayız." demesi, anlaşılmaz bir durum. Hani biz bunların hepsini anlıyoruz da hani hukuk devleti açısından, insanlık açısından baktığımızda anlaşılmaz diyoruz.
Yani bir kez daha buradan sesleniyoruz hem Kaymakama hem Çekerek ilçesindeki bu saldırıyı yapmış olanlara: Bu insanlık dışı tutumunuzdan vazgeçin. İnsanlar aş için, iş için, çocuklarının geleceğini sağlamak için, çalışmak için oraya geliyorlar. Bu ülkenin yurttaşlarıdır, hiç kimsenin onlara kötü davranmaya, onları horlamaya, onlara saldırmaya ya da onlardan haraç isteme hakkına sahip değildir; bunu bir kez daha vurgulayalım.
Sayın vekiller, bundan beş sene önce de gündeme getirilmiş olan bir konuydu. Şimdi bu alandaki meslek örgütlerinin, sivil toplum kuruluşlarının itirazları var, onu dile getirmek için bir kez daha belirtmek istiyoruz biz de. Psikoloji bölümü, açık öğretime dâhil edildi ve tercih listesinin açıklanmasıyla bu durum netleşti. Bütün meslek örgütlerinin buna itirazları var çünkü psikoloji eğitiminin ve mesleğinin sorunlarını değiştireceğini, bilimsel ve pedagojik formata aykırı olduğunu söylüyorlar. Psikoloji bilimini vasıf gerektirmeyen teknik bir işe indirgeme riskini barındırdığını söylüyorlar; konu, insan sağlığıyla ilgili.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Tıp bilimi nasıl uzaktan eğitimle ya da açık öğretimle yapılamıyorsa psikoloji bilimi eğitiminin de böyle ele alınması gerekiyor. Bir an önce bu karardan dönülmelidir ve üniversite yönetimleri, bu kararı tekrar değerlendirmelidir. Konuyla ilgili, sivil toplum örgütlerinin ciddi itirazları var; bunlar dikkate alınmalı, kendileriyle konuşulmalı ve değerlendirmeye dâhil edilmelidirler.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, haziran ayına ilişkin, kurulan ve kapanan şirket istatistiklerini açıkladı. Buna göre haziranda kapanan şirket sayısı yüzde 116 artmış, 1.112'ye varmış. Aynı dönemde kapanan kooperatif sayısı yüzde 350, kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısı da yüzde 16 oranında artmış. Bunlar son derece ciddi veriler, alarm işaretleri çok açık bir biçimde. Devren kiralık iş yerlerine baktığımızda, yine haziran ve temmuz verilerine baktığımızda çok ciddi artışlar olduğunu görüyoruz, yüzde 51 artış var devren kiralık iş yerlerinde.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen Sayın Oluç.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bu oran temmuzdaki oran, haziranda ise yüzde 77 olarak gerçekleşmiş vaziyette.
Pandemi sonrası, esnaf iş yapamadı, bunun olumsuz ekonomik sonuçları hızla yükseliyor. Sadece dükkânların, iş yerlerinin kapanması değil, burada istihdam edilen insanların -binlerce, on binlerce insanın- durumu da son derece ciddi bir mağduriyet yaratıldığını gösteriyor. Bugün, esnaflar bankalardan kredi kullanarak günü kurtarma derdine düşmüş durumda ama bu, sorunun çözümü açısından bir adım sayılmamalıdır. Dolayısıyla, esnafın ihtiyaçlarının karşılanması; bu konudaki vergi indirimi, borç silme, ihtiyaç dâhilinde esnaflara koşulsuz nakit, hibe desteği gibi konular mutlaka değerlendirilmelidir.
Son olarak değinmek istediğim konu, bireysel borçlanmayla ilgili.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Toparlıyorum efendim.
Son derece birbiriyle bağlantılı bir konu olduğu için söylemek istiyorum: Son verilere göre tüketici kredileri ve kredi kartı harcamalarında 700 milyar Türk liralık bir artışa ulaşılmış vaziyette ve kullanılan kredilere baktığımızda, bunun millî gelire, gayrisafi yurt içi hasılaya oranı ise son altı ayda yüzde 38'den yüzde 47'e ulaşmış vaziyette yani aslında borçlanmada, kredi alma oranında ciddi bir artış var. Özellikle pandemi dönemine baktığımız zaman, hem şirketlerin hem vatandaşların daha fazla borçlanma yoluyla bu krizi atlatmaya çalıştıklarını görüyoruz. İktidarın da borçlu toplum, borçlu yurttaş yaratma ekonomisini teşvik ettiğini görüyoruz. Yılın ilk yarısında bütçe açığının geçen yıla göre yüzde 40 civarında daha yüksek olduğu belli; cari açık büyüyor, bütçe açığı büyüyor, enflasyon artışı sürüyor, işsizlik artışı sürüyor ve iktidar hâlâ ekonomi konusunda pembe tablolar çizmeye, hiçbir sorun yokmuş gibi davranmaya devam ediyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen Sayın Oluç.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Özellikle, bu ülkedeki dar gelirli yurttaşların, ücretli çalışanların, işçilerin, emekçilerin, işsizlerin, çiftçilerin, köylülerin, esnafın, kadınların, gençlerin son derece ciddi ekonomik sorunları olduğunu hepimiz biliyoruz, görüyoruz; işsizlik, hayat pahalılığı bunun başında geliyor. İktidarın bu politikalarıyla yurttaşlar ne yazık ki her gün biraz daha fazla mağdur oluyorlar, her gün biraz daha fazla zulümle karşı karşıya kalıyorlar. Bunu bir kez daha belirtmiş olalım.
Teşekkür ediyorum.