GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, 20 Temmuz Suruç katliamının 5'inci yıl dönümüne, farklı kesimlerden gelen gazeteci, yazar, akademisyen, siyasetçi, oyuncu ve insan hakları savunucusundan oluşan ve kendilerine "Ak Saçlılar" diyen 101 ismin yayınladığı ortak bildiriye, DEDAŞ'ın Urfa, Mardin ve bölge illerinde mağduriyete yol açan politikalarına son vermesi gerektiğine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:3
Birleşim:115
Tarih:21.07.2020

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle, sizi yeni görevinizde kutlarım, başarılar dilerim.

Dün, 20 Temmuzdu, Suruç katliamının beşinci yıl dönümüydü. IŞİD'in yerle bir ettiği Kobani'yi yeniden inşa etmek için, oradaki çocuklara oyuncak götürmek için Urfa'nın Suruç ilçesindeki Amara Kültür Merkezinde bir araya gelen gençlere yönelik gerçekleştirilen bir IŞİD katliamının üzerinden beş yıl geçti ve o Suruç katliamında 33 pırıl pırıl genç insanımız yaşamını yitirdi, 100'ü aşkın kişi de yaralandı.

Suruç katliamıyla birlikte karanlık bir dönem başlatıldı Türkiye'de, hâlâ da o karanlık dönemin içerisindeyiz. 20 Temmuz 2015'ten sonra katliamlar, patlamalar peş peşe geldi. Suruç katliamı demek, IŞİD demektir. Bu katliamın üstünü örtmeye çalışan, bugüne kadar adalet mekanizmasında gereken adımların atılmasını engelleyen iktidara bunu bir kez daha hatırlatıyoruz. Suruç'un üstünü örtmenin sonucu, IŞİD'in katliamının üstünü örtmektir diyoruz.

Şimdi, geçtiğimiz günlerde 101 "ak saçlı" bir ortak bildiri yayınladı. Farklı kesimlerden, farklı geçmişlerden, farklı siyasetlerden gelen gazeteci, yazar, akademisyen, siyasetçi, oyuncu ve insan hakları savunucusu 101 isimden iktidarı uyaran, gençlere çağrı yapan ortak bir bildiri hazırlandı. İktidarı uyaran ve kendilerine "ak saçlı" diyen 101 isim, gençlere seslenerek "Ülkemiz bugüne kadar böylesine koyu bir karanlık, haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik, toplumsal doku çürümesi, dünyada yalnızlaşma, itibarsızlaşma yaşamamıştı." ifadelerini kullandılar. Ortak bildiride "Hepimiz tehdit altındayız." denilerek "Kimse, 'bana dokunmaz, beni ilgilendirmez' rehavetine kapılmasın, hepimiz tehdit altındayız. Bizler ekonomik güçlüklerle, aşımız işimiz için mücadele ederken, iktidardakilerin attığı her adım havamızı biraz daha zehirliyor, toplumu nefes alamaz hâle getiriyor. Bizi etkilemez sandığımız yasal kısıtlama ve uygulamalar sadece özgürlüğümüzü değil aşımızı, işimizi de tehdit ediyor." uyarısında bulundular ve iktidarı uyararak dediler ki "Elinizde iktidar gücü var. O güce dayanarak, rıza değil dayatmayla yönetmeye çalışıyorsunuz. Geniş kitleler memnuniyetsiz, tedirgin, huzursuz. Sessizlikleri, var olduğunu sandığınız desteğe değil korkuya ve çaresizliğe dayanıyor. Ancak, gün gelir suskun itirazlar büyür, sandığa yansır, seçmen bu gidişata dur der. O günlerin yaklaştığını siz görmeseniz de bizler görüyoruz. "

101 "ak saçlı" imza verdiği ortak bildiride şöyle ifadeler de vardı: "Farklı kesimlerden, farklı geçmişlerden, farklı siyasetlerden gelen, uzun yılları arkasında bırakmış biz ak saçlılar, ülkemizin adil ve özgür bir toplumda, sulh sükûn içinde yaşamayı hak eden bütün insanlarına, özellikle de umudumuz olan gençlere sesleniyoruz." dedi "ak saçlı"lar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Toparlıyorum efendim.

Ve dediler ki "Size seslenişimizi akıl vermek, büyüklenmek olarak değil bunca yılın içinden süzülmüş deneyimlerimizin özeti ve size hak ettiğiniz aydınlık ülkeyi bırakamamış olmanın eksiklenmesi olarak kabul edin.

Yarının aydınlığı sizlerin ellerinde ve biz ak saçlılar o aydınlığı yaşarken görmek istiyoruz."

İçlerinde, Abdülbaki Erdoğmuş, Ahmet Türk, Ali Bayramoğlu, Aydın Engin, Bülent Ortaçgil, Ercan Karakaş, Gençay Gürsoy, Halil Ergün, Korkut Boratav, Orhan Pamuk, Rıza Türmen, Tarhan Erdem, Tarık Ziya Ekinci, Ziya Halis, Zülfü Livaneli gibi çok sayıda isim var; bu talebi aktarmış olayım.

Son olarak bir konuya daha değinmek istiyorum Sayın Başkan, mümkün olduğu kadar kısa söyleyeceğim. Burada defalarca konuştuk DEDAŞ üzerine ama DEDAŞ zulmü bitmedi ve tepkiler yükselmeye devam ediyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım Sayın Başkan.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Tamamlıyorum efendim.

DEDAŞ geçenlerde bir açıklama yaptı ve gerçekleri yansıtmayan beyanlarda bulundu. DEDAŞ dedi ki: "Ödenmeyen borçlar 1,3 milyar Türk lirasını aştı, hizmet veremez duruma geldik." Şimdi, bu rakamın doğruları yansıtıp yansıtmadığını bilmiyoruz ama bu borcun hakkaniyetli olmadığını biliyoruz. Bu borç nasıl oluştu? Öncelikle, DEDAŞ çiftçilere yatırılan tarımsal destek hibesine her yıl el koyuyor. Bu durum, çiftçilerin tarımsal üretim yapamamasına, para kazanamamasına, borçlarını ödeyememesine yol açıyor ve çiftçi bir tek DEDAŞ'a olan borcunu değil, mazot ve gübre borcunu da ödeyemiyor ya da hiç alamıyor, DEDAŞ'ın yaptığı bu. Elektrik faturaları yüksek oranda zamlı geliyor, çok fahiş oranlar, örnekler çok fazla var. Bu faturaların neden böyle geldiğini DEDAŞ açıklayamıyor. Genellikle köylüler tarafından, çiftçiler tarafından açılan davalar kazanılıyor, bunu da söyleyelim.

Şimdi, DEDAŞ'ın "Bölgede kayıp kaçak oranı çok yüksek." demesi de esas gerçeği yansıtmıyor çünkü DEDAŞ özelleştirme protokolünde verdiği sözleri yerine getirmiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Başkan tamamlayalım.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Tamamlıyorum Başkanım.

Urfa gibi 2,5 milyonluk bir kente düşündükleri yatırım 5 milyon TL'yle sınırlı vaziyette. Bölgede bazı hatlar, elektrik direkleri, trafolar otuz-kırk yıllık ve bu kayıp oranını artırıyor dolayısıyla bu kayıp elektriğin bedeli çiftçinin, köylünün faturasına yansıtılıyor, bu da hakkaniyetli bir durum değil. DEDAŞ ayrıca köylere toplu cezalandırma yapıyor; bir köyde 3 kişi faturasını ödeyemiyorsa köyün tamamının elektriği kesiliyor, bu da hakkaniyetli bir tutum değil. Tarımsal üretim tahrip ediliyor, insan ve hayvan sağlığı tehlike altında bırakılıyor. Bir kez daha vicdansız DEDAŞ yöneticilerine sesleniyoruz: DEDAŞ'ın Urfa'da, Mardin'de ve bölge illerinde uyguladığı bu politikalara son verin, bu vicdansızlık sizi hiçbir yere vardırmayacaktır, bundan haberiniz olsun diyoruz.

Teşekkür ediyorum.