GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Srebrenitsa katliamının 25'inci yıl dönümü vesilesiyle hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet dilediğine, 2007 yılında Srebrenitsa katliamının Uluslararası Adalet Divanı tarafından soykırım olarak tanımlandığına ve sorumlularının mahkûm edildiğine, TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken'in pandemi dönenimde esnafın yaşadığı sorunları ve taleplerini ifade ettiği mektubuna, DİSK Araştırma Merkezi tarafından yayımlanan İşsizlik ve İstihdamın Görünümü Raporu'na ve Amerikan İlerleme Merkezinin "Türkiye Medyasındaki Değişim" başlıklı araştırmasına ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:3
Birleşim:112
Tarih:11.07.2020

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, 11-18 Temmuz 1995 tarihleri arasında Sırp askerleri ve bağlı paramiliter gruplar Birleşmiş Milletlerin güvenli bölge ilan ettiği Srebrenitsa kasabasında, tüm dünyanın gözleri önünde, 8 binden fazla Boşnak Müslüman'ı katletti. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa coğrafyasında yaşanan en büyük katliam olarak tarihe geçen bu vahşet, günümüzde de yüz binlerce insanın yaşamına sebep olan, kendi millî veya dinsel kimliğinden farklı olan hiç kimseye hayat hakkı tanımayan soykırımcı zihniyetin çarpıcı örneklerinden biri olarak tarihe geçti. Maalesef, benzer vahşetler, son kırk yılda, Orta Doğu'nun birçok bölgesinde de yaşanmıştır ve hâlen de yaşanmaktadır.

Srebrenitsa katliamı 2007 yılında Uluslararası Adalet Divanı tarafından "soykırım" olarak tanımlandı, birinci dereceden sorumlular mahkûm edildi. Bugün hâlâ yirmi beş yıl önce öldürülen cenazelerin defin işlemleri yapılmaktadır.

25'inci yıl dönümünde Srebrenitsa soykırımının sorumlularını tarih önünde bir kez daha lanetliyoruz. Bu katliamda hayatını kaybeden binlerce insana Allah'tan rahmet diliyor ve Bosna halkının acılarını paylaşıyoruz.

Aliya İzzetbegoviç'in "Soykırımı unutmayın. Unutulan soykırım tekrarlanır." sözünü de herkese bir kez daha hatırlatıyoruz.

Sayın milletvekilleri, geçtiğimiz günlerde Türkiye'deki esnafların temsilcisi olan TESK Başkanı Bendevi Palandöken bir mektup yayınladı ve esnafların yaşadığı sorunları ifade etti ve taleplerini sıraladı. Bu talepler içinde özellikle bazı konular, esnafların gerçekten pandemi döneminde karşı karşıya kaldıkları sorunların ne kadar büyük olduğunu gösterdi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin lütfen.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Ve taleplerin içine baktığımızda esnaf ve sanatkârlarımız ile yanlarında çalışanların ödeyecekleri SGK primleri yıl sonuna kadar devlet tarafından karşılanmalı gibi, esnaf ve sanatkârlarımızca ödenen iş yeri kira stopajı uygulamasına son verilmeli gibi, temel gıda maddeleri ile temizlik ürünlerinden katma değer vergisi alınmamalı ya da oran yüzde 1'e indirilmeli gibi birçok talep vardı. Ve bu taleplerin tamamına baktığımız zaman şunu görüyoruz ki pandemi döneminde iktidarın "Esnaflara çok büyük imkânlar tanındı ve bu pandemi dönemindeki krizi çok iyi atlattılar." yönündeki bütün iddiaları, aslında, TESK Başkanı Bendevi Palandöken'in yazdığı mektupla beraber ortadan kalkmış oldu. Esnaf büyük sıkıntı yaşıyor pandemiden kaynaklı olarak ve bu sıkıntıların çözümleri doğrultusunda iktidar adım atmıyor, sadece palyatif tedbirlerle geçiştiriyor. Ama sadece bununla sınırlı değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sözlerinizi tamamlayın lütfen.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Yine, dün, DİSK Araştırma Merkezi (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi) TÜİK'in Nisan 2020 hane halkı iş gücü araştırması verilerini değerlendirdi. Bu, mart, nisan ve mayıs aylarını kapsayan bir değerlendirme yani yine pandemi dönemiyle ilgili ve bu değerlendirmeye göre İşsizlik ve İstihdamın Görünümü Raporu'nu yayınladı. Bu rapora baktığımız zaman da iktidarın iddia ettiğinin, özellikle Hazine ve Maliye Bakanın iddia ettiğinin tam tersi bir tabloyla karşı karşıya bulunduğumuzu görüyoruz ve TÜİK'in bütün hormonlu verilerine dayanarak bile baktığımızda, aslında durum vahim. "Covid-19 nedeniyle revize edilmiş geniş tanımlı işsizlik ve iş kaybı 17,7 milyonu aştı." diyor DİSK-AR raporunda. "Covid-19, 11 milyona yakın yeni iş kaybı ve işsiz yarattı." diyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sözlerinizi tamamlayın artık, lütfen.

Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Kadın iş gücü sayısında yüzde 13,9, kadın istihdam sayısında ise yüzde 11,9 azalma olduğunu vurguluyor. "İstihdam bir yılda 2 milyon 585 bin kişi düştü." diyor rapor. "İş başında olanların sayısı 7,1 milyon düştü." diyor rapor ve "Ümitsiz işsizlerin sayısı da 553 binden 1 milyon 310 bine yükseldi." diyor. Aslında, bütün bu veriler Türkiye'deki işsizlik meselesinin ne kadar yakıcı bir hâle geldiğini bir kez daha gösteriyor ve iktidarın çizdiği pembe tabloların aslında gerçekle en ufak bir ilişkisi olmadığını çok açık ve net biçimde vurguluyor. Bunlara değinmek istemiştim.

Tabii, bir konu daha var, çok kısaca -izin verirseniz- üç cümleyle ona da değinmek istiyorum: Bir araştırma yayınlanmıştı, Amerikan İlerleme Merkezinin "Türkiye Medyasındaki Değişim" başlıklı bir araştırması.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen, rica ediyorum.

Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Tamamlıyorum efendim.

O araştırmaya göre halkın yüzde 70'i Türkiye'deki basının taraflı ve güvenilmez bilgi sunduğu, yüzde 56'sı ise basının Hükûmet kontrolünde olduğu, özgürce kendisini ifade edemediği görüşünde. İlginç olan şu: Bu araştırmaya göre MHP seçmenlerinin çoğunluğu "Türkiye'de medya özgür değil." derken ankete katılan Adalet ve Kalkınma Partisi seçmenlerinin yüzde 50'si, MHP seçmenlerinin ise yüzde 63'ü Türkiye'deki basını taraflı ve güvenilmez buluyor. Elbette ilginç, anketin bütün verilerine de bakmak gerekiyor fakat iktidarın işsizlik ve hayat pahalılığı konusundaki çizmeye çalıştığı pembe tablolar ile basın konusundaki bu verileri karşılaştırdığımızda kamuoyunda hiçbir inandırıcılığı olmadığı da bir kez daha ortaya çıkmış oluyor.

Teşekkür ediyorum.