GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: CHP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:110
Tarih:09.07.2020

CHP GRUBU ADINA İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Öncelikle, Sakarya'daki patlamada 3 şehidimiz var, bunlardan bir tanesi Tekirdağ Süleymanpaşa'dan. Bütün şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum ve yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün üzüntülüyüz, dertliyiz. 25 canımızı yitirdiğimiz Çorlu tren kazasının tam tamına ikinci yılındayız, devam eden ve ne kadar süreceği bilinmeyen acıların tam ikinci yılındayız, tarafımdan verilen ve gündeme alınmayan önergemin ikinci yılındayız. Daha kaç önerge vereceğiz? Cevabını bizler bilmiyoruz ama bildiğimiz tek bir gerçek var; kazada büyük acılar yaşayan ailelerle omuz omuza birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz. O yüzden size Pir Sultan Abdal'ın sözüyle seslenmek istiyorum:

"Bir gün mahşer olur, divan kurulur,

Suçlu suçsuz varsa orada bulunur,

Piri olmayanlar anda bilinir,

Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan."

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çoklu baro yasa teklifi Adalet Komisyonundan geçti, Genel Kurul gündemine geldi çünkü adaletin son kalesi olan avukatlık sistemi de saldırı altında. Yargıyı mahvettiniz, kurumları çökerttiniz, HSK'de de yaşananlar ortada. Yargı cemaatlerin iç kavgasıyla kavruluyor. Şimdi avukatlık sistemini de çökertmek istiyorsunuz. Bu, hak mücadelesini çok daha zorlu bir evreye taşıyacaktır. Avukatlar arasında kamplaşmalar olacak, iktidara yakın baroya üye olan avukatlar dava kazanmak isteyen vatandaş için daha çok tercih edilecek. Vatandaş avukatın belki de uzmanlık alanına değil, iktidara yakın baroya kayıtlı olup olmadığına bakmak zorunda kalacak. Avukatlar kamplaşacak, ülkedeki kutuplaşma artacaktır. Vatandaşın hak arama mücadelesini sekteye uğratacaksınız.

Zaten şu anda bile vatandaşın hakkını savunmak için nasıl mücadele ettiğini, nasıl soğuk terler döktüğünü Çorlu tren kazası davasından sizler de çok iyi biliyorsunuz. Çocuklarını, anne babasını yitiren aileler mahkeme süreçlerinde, hak arama süreçlerinde değersizleştirilmekte, "Bir daha çocuk yaparsınız." denmekte, mahkeme önünde polisin "Süpürün!" sözleriyle karşı karşıya kalmaktadırlar; sonra da polisleri darbettikleri gerekçesiyle mahkeme önüne çıkartılmaktadırlar. Aileler sanık hâline getiriliyor. Bu nasıl vicdansızlıktır, bu nasıl hukuktur, sorarım sizlere diyorum. Çorlu tren kazasının beşinci duruşmasında gördüklerimiz gerçekten dudak uçuklatmaktadır. Çünkü bilim bir kenara bırakılmış, tavuk ve leğen hesabıyla konunun üzeri örtülmek istenmektedir.

Değerli Başkan, sayın milletvekilleri; tanıklara yöneltilen sorulara bir bakın Allah aşkına: "Ne kadar yağmur yağdı, leğen çok mu doldu az mı doldu, yağmur sularının dolduğu kümeste kaç tavuk telef oldu?" Ya, bu ucube sorularla oradaki insanlar karşı karşıya kalıyorlar. Bu soruların nedeni kazanın sorumluluğunu yağmura atmak içindir. Yazıklar olsun diyorum! Vicdanınıza sesleniyorum: Ne zamandan beri adaletin terazisi leğen oldu, tavuk oldu diyorum! (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

Evet, mahkemedeki bu akıl dışı diyaloglardan utanıyoruz. Leğenle yağmur miktarı nasıl ölçülür diye sizlere sormak istiyorum. İlkokul öğrencilerine matematikte ölçüm aletleri ikiye ayrılarak anlatılırdı; standart ölçüm araçları ve standart olmayan ölçüm araçları. Evet, mesela karışla ölçüm, standart olmayan ölçü aletidir bu çünkü herkesin el büyüklüğü farklıdır. Leğen için de aynı şey geçerlidir, leğenin büyüklüğüne göre çıkacak sonuç değişir. "Hangi leğenle yağmur suyunu ölçeceğiz?" diye size soruyorum.

Hey gidi Türkiye hey, ey güzel ülkem ey! Biz bugünleri görecek miydik acaba? İnanmazdık ama maalesef yaşıyoruz. Atatürk'ün "En büyük yol gösterici ilimdir, irfandır." dediği günlerden tarikatların her yanı sardığı, bilimin rafa kaldırıldığı, aklın yok sayıldığı günlere geldik.

Sayın Başkan, değerli vekiller; Çorlu'da 8 Temmuz 2018 tarihinde trenin devrilmesiyle beraber yaşanan kazada dönemin Ulaştırma Bakanı Cahit Turhan'a sorduk, dedik ki -önergemize tarihini not düşme anlamında- "Türkiye'nin 11.394 kilometre demir yolu ağı var. Bu hesaba göre 1.200 yol bekçisine ihtiyaç var." Sayın Bakan, 7 Eylül 2018'de verdiği cevapta, artık, yol bekçiliği sistemine ihtiyaç kalmadığını, ultrasonik cihazlarla önlem alındığını ifade etmiş kendisi. Ama, gazeteci İsmail Saymaz da Devlet Demiryollarının 25 Aralık 2019 ve 15 Ocak 2020, 8 Mayıs 2020 tarihli yazışmalarını ortaya çıkardı, Bakan tarafından verilen bilgilerin hepsi yalandı arkadaşlar, yalandı. Yani, halkın seçtiği, milletin temsilcisi, halkın temsilcisi, millî iradenin temsilcisi milletvekiline Bakan yalan söylemişti. İşte, gerçekler burada, yalanlar ve gerçekler. Utanmadan Sayın Bakan halkın vekilinin sormuş olduğu soruya yalan cevap verdi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, toparlayın.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Devamla) - Sayın Başkanım...

Vicdanınızı rafa kaldırmayın, yüreğinizin sesini dinleyin. Gelin Cumhur İttifakı olarak, hep beraber bu önergeye destek olalım diyorum, hep beraber araştırma önergesi komisyonunu kuralım, kazanın ardındaki ihmalleri tüm boyutlarıyla araştıralım diyorum. Gelin, yeni kazaları önleyelim diyorum.

Yine, Sayın Başkan, değerli vekiller; bu arada başka bir eleştiri daha yapmak istiyorum çünkü Anadolu kulüpleri kan ağlıyor, Türkiye Futbol Federasyonu bölgesel amatör liglerde yani BAL'da mevcut puanları tescil ederek kalan maçları oynatmadan şampiyonu ilan etmiştir. Bu haksız, hakkaniyet ve eşitlikten uzak karar Anadolu kentlerindeki taraftarda derin bir hayal kırıklığı ve tepki yaratmıştır. Tekirdağsporumuz ve diğer kulüplerin haklarına federasyonca el konulmuştur. Daha liglerin tamamlanmasına 4 maç varken, Tekirdağspor ile lider takım arasında sadece 2 puan fark varken Federasyonun kararı yüreğimize ateş düşürmüştür. Hakkaniyetin yerini bulması için play-off oynatılması en doğru karar olacaktır diyorum. Federasyona buradan çağrı yapıyorum: Bu hukuksuz kararınızı acilen geri çekerek hakkaniyetli bir karar alın, yoksa Anadolu halkı sizi affetmeyecek vicdanında mahkûm edecektir.

Sözlerime son verirken yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)