GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Sakarya ili Hendek ilçesindeki havai fişek fabrikasında meydana gelen patlamada ölen 7 kişiye ve Adapazarı ilçesi Taşkısığı Mahallesi'nde yaşanan patlamada ölen 3 kişiye Allah'tan rahmet dilediklerine, patlamalara kaza denilmesinin mümkün olmadığına, Celal, Adil ve Hacı Esvet Şenyaşar'ın öldürülmesinin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen Şenyaşar ailesinin adalet arayışının devam ettiğine, Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada savcılığın iddianamesinde kullandığı "sözde anneler" ifadesine, Mardin Büyükşehir Belediyesinde çalışan 3 daire başkanının İçişleri ve Sayıştay müfettişlerinin hazırladığı raporlar doğrultusunda görevden alındığına, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle merkeze alınan Mustafa Yaman'ın kayyumluk sürecinde yaptıklarının hesabının demokratik ve hukuki yollardan sorulacağına, Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonunun yayımladığı rapora, işçiler, dar gelirliler, ücretli çalışanlar ve emekçilerle olan dayanışmalarını sürdüreceklerine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:3
Birleşim:110
Tarih:09.07.2020

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, geçtiğimiz hafta Sakarya'da bir havai fişek fabrikasında yaşanan patlamada 7 kişi ölmüştü, 126 kişi de yaralanmıştı. Bugün de saat 12.00 civarında Sakarya'da tekrar bir patlama yaşandı ve 3 insanımızın öldüğü ve 5 kişinin de yaralı olduğu bildirildi son verilere göre. Ölenlere Allah'tan rahmet diliyoruz, ailelerine başsağlığı diliyoruz, yaralılara da acil şifalar diliyoruz. İlk patlama da ikinci patlama da çok açık bir biçimde ihmalden kaynaklanıyor ve iş yeri ve bölge halkının yaşam ve can güvenliği hiçe sayılarak faaliyetlerine devam edilen, edilmesine izin verilen fabrikada meydana gelen patlamaya bir kaza demek mümkün değil, ikincisine de bir kaza demek mümkün değil çünkü böyle bir tedbirsizliğin insanların ölümüne yol açması hakikaten inanılır gibi değil. Bu konuların araştırılması ve sorumluları hakkında soruşturma yapılması ve sonuç alınması gerekiyor, bunu bir kez daha söylemiş olalım.

24 Haziran 2018 seçimlerinden on gün önce 14 Haziran tarihinde oy istemek için Şenyaşar ailesinin iş yerine gidenler Celal, Adil ve Fadıl Şenyaşar'ı ağır şekilde yaralamışlardı. Hastaneye kaldırılan Şenyaşar ailesi üyelerinden Celal ve Adil ile çocuklarının akıbetini öğrenmeye gelen baba Hacı Esvet Şenyaşar katledilmişti. O günden bugüne iki yıl geçti, iki yıldır tehdit altında olan Şenyaşar ailesinin adalet arayışı devam ediyor. Bugün Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmekte olan duruşmayı vekillerimiz, merkez yürütme kurulu üyelerimiz ve il örgütlerimizden oluşan bir heyet takip ediyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Şenyaşar ailesine yönelik katliam davasını yakından takip etmeye devam edeceğiz, Şenyaşar ailesinin yanında olacağız ve adalet talebiyle davaya müdahil olmaya devam edeceğiz. Büyük acılar yaşayan, 3 kişisini yitirmiş olan ailenin ve toplum vicdanının gerçek adalete erişebilmesi için mücadelemizi sürdüreceğiz.

Yargılamalardan bahsederken çok kısa bir şeye değinmek istiyorum: Dün, Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinde bir dava başladı, 27 kişi hakkında bir iddianame hazırlamış savcı, bu 27 kişi de bizim üyelerimiz, bizim seçmenlerimiz. Şimdi, yani, tabii, dava başladı, sürecek, önümüzdeki günlerde bunu takip etmeye devam edeceğiz ama "savcı" isimli kişi bu hazırladığı iddianamede anneler hakkında "sözde anneler" diye bir ifade kullanmış yani bunu kınıyoruz, protesto ediyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - İnsanlık dışı bir davranış olarak görüyoruz savcının bu ifadesini. O "sözde anneler" dedikleri ne yapıyordu hatırlatmak istiyoruz: Şimdi, çocukları açlık grevindeydi cezaevlerinde. Siz bunu, açlık grevinde olmalarını beğenirsiniz beğenmezsiniz ama çocuklarının ölmemesi için Kocaeli Cezaevi önünde nöbet tutan ve çocuklarının ölmemesi için çaba sarf eden annelere "sözde anneler" diyen bir savcının savcılığından gerçekten şüphe ediyoruz, insanlığından da şüphe ediyoruz; bunu bir kez daha vurgulayalım. İster Kürt olsun ister Türk olsun isterse başka bir etnik aidiyetten olsun, annelere yapılan her hakaretin karşısındayız ve asla kabul etmeyeceğiz. Bu hakareti, savcının yüzüne her gün her gün, çarpmaya devam edeceğiz.

Şimdi son bir noktaya değinmek istiyorum; Hatırlarsanız Mardin Büyükşehir Belediyesiyle ilgili, kayyum yönetimiyle ilgili ben bu Meclis Genel Kurulunda defalarca konuştum ve Mardin Büyükşehir Belediyesine atanmış olan kayyumun -o zaman Mardin Valisiydi- yaptığı yolsuzluklar, hırsızlıklar, usulsüzlükler üzerinde hep durdum ve durmaya da devam edeceğiz. Şimdi, bakın, İçişleri ve Sayıştay raporları doğrultusunda 3 daire başkanı görevden alındı Mardin Büyükşehir Belediyesinde; Çevre Koruma Daire Başkanı, İtfaiye Daire Başkanı, Kadın ve Gençlik Hizmetleri Daire Başkanı. Bu daire başkanlarını işte o kayyum, Mustafa Yaman, Ahmet Türk'ün yerine kayyum olarak atanmış olan Mustafa Yaman atamıştı ve şimdi İçişleri ve Sayıştay raporları doğrultusunda bu 3 daire başkanı "hayalî ihale düzenlemek" "ihaleye fesat karıştırmak" "usulsüz işlem yapmak" gibi suç iddialarıyla görevden alındılar.

Şimdi, Mardin Valisi olan ve iki dönem üst üste kayyum olarak atanmış olan Mustafa Yaman -hatırlatmak istiyorum- yaklaşık bir ay önce Cumhurbaşkanı kararnamesiyle merkeze alındı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayalım Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Toparlıyorum efendim.

O zaman da -bir ay önce- söylemiştik şimdi de tekrar ediyoruz: Mustafa Yaman sanmasın ki merkeze alınarak kurtuldu; iki elimiz onun yakasındadır, 2 dönem yaptığı o kayyumluk sürecinde işlediği bütün suçların hesaplarını demokratik yollarla ve hukuk yollarıyla kendisinden mutlaka soracağız.

Hatırlatıyorum tekrar: Kesilmiş olan faturalar vardı, hesabı verilmedi. Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan adına, Fikri Işık adına, Süleyman Soylu adına, Mehmet Özhaseki adına, Abdurrahim Boynukalın adına Fırat Silver'den kesilmiş hediye faturaları vardı; gösterdik burada, hâlâ onun hesabı verilmedi. Bunu hatırlatıyoruz.

Bir şey daha hatırlatmak istiyorum, son cümle olarak, kayyumlarla ilişkin: Diyarbakır'da da kayyumlık yapmış olan vali -şimdi o da merkeze alındı yine Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle- onun da peşindeyiz. Onun da çok büyük ama çok büyük suçlar işlediğine dair elimizde ciddi belgeler var, bunları da önümüzdeki günlerde açıklayacağız.

İzin verirseniz efendim, son bir konuya da değinmek istiyorum: Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu yeni bir rapor yayınladı -DİSK-AR- COVID-19 döneminde işçilerin ve emekçilerin karşı karşıya kaldığı sorunlarla ilgili -birkaç noktayı hatırlatmak için söylemek istiyorum- önemli bir rapor.

Dikkat çeken başlıklara baktığımızda, özellikle bu Covid, pandemi dönemini kastederek "Türkiye tarihinin en büyük istihdam kaybı ve işsizlik dalgasıyla karşı karşıyız." diyor DİSK raporu. Yüzlerce iş yeri kapandı, salgın toplumsal adaletsizliği ve yoksulluğu daha da artırdı, ciddi ücret ve gelir kayıpları yaşandı; işçilerin yüzde 75'i ekonomik zorlukla karşılaştı, borçları arttı, kadın işçiler Covid-19 salgınından daha yoğun etkilendi, işçilerin yüzde 63'ünün gelir akışı kesilirse bir aydan daha az süre geçinebildiği ortaya çıktı ve salgın döneminde işçilerin yüzde 40'ı ucuz besinlere yöneldi. Dolayısıyla bu konuları DİSK-AR da hatırlatmış oldu, biz de bir kez daha bunları vurguluyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayalım Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bitiriyorum efendim.

Bu konuda işçilerle, dar gelirlilerle, ücretli çalışanlarla, emekçilerle dayanışmamızı ve onların lehine birtakım önlemler alınması konusunda Meclisteki mücadelemizi de sürdüreceğimizi bir kez daha vurguluyoruz.

Teşekkür ediyorum.