GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 5 Temmuz Başbağlar katliamının 27'nci yıl dönümüne, Hasankeyf antik kentinin sular altında kalmasıyla 80 binden fazla insanın göç ettiğine, sosyal ve ekonomik tahribatın yaşandığına, dolarizasyon sürecinin devam ettiğine, dış ticaret açıklarının her geçen gün arttığına, Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Faiz sebep, enflasyon neticedir." ifadesinin tersi bir süreç yaşandığına ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:3
Birleşim:108
Tarih:07.07.2020

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, 5 Temmuz 1993'te yaşanan Başbağlar katliamının üzerinden yirmi yedi yıl geçti. Bizler, Başbağlar köyünde katledilen 33 köylünün acısını o gün olduğu gibi bugün de yüreğimizde hissediyor ve toplumun adalet talebini sahipleniyoruz. Kalıcı bir toplumsal barışın inşası için, Başbağlar katliamının "ama"sız, "fakat"sız aydınlatılmasının ve adalet talebinin karşılığını bulmasının çok önemli olduğunu düşünüyoruz.

Size şimdi 2 fotoğraf göstereceğim, daha evvel bu konuyu gündeme taşımıştık. Şimdi, bu fotoğraflar Hasankeyf'ten. Bir tanesi eski Hasankeyf yani tarihsel Hasankeyf. Bir tanesi de bugünkü Hasankeyf yani betona bulanmış olan ve su altında kalmış olan Hasankeyf.

On iki bin yıldır insanların yaşadığı ve 19'uncu yüzyıla kadar bölgenin en büyük yerleşim yerlerinden birini oluşturan Hasankeyf Antik Kenti sular altında kaldı ve iktidarın iddia ettiği gibi değil, sosyoekonomik çok fazla getirisi olmayan bir proje aslında Hasankeyf'i ortadan kaldırmış oldu. Şu ana kadar 70'in üzerinde köy, 199 yerleşim yeri ve tarım arazileri sular altında kaldı, 80 bin insandan fazlası göç etti, sosyal ve ekonomik açıdan ciddi bir tahribat ortaya çıkmış oldu.

On iki bin yıllık bir tarih, onlarca medeniyet ve silinen aslında insanlığın hafızasıdır. Orada yaşanan çok ağır kültürel bir soykırımdır, bütün insanlık hafızasına, değerlere, kültürlere ağır bir saldırıdır. Hasankeyf'i bu hâle getirmiş olanları bir kez daha eleştiriyoruz ve tarih bunu asla affetmeyecektir diyoruz.

Şimdi, sayın vekiller, haziran ayındaki bir veriye göre, 26 Haziran haftasında yurttaşların döviz hesaplarındaki toplam tutar bir önceki haftaya göre 575 milyon dolar artmış.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Böylelikle Türkiye'deki toplam döviz mevduatı 202 milyar 213 milyon dolara çıkmış. Bu yaşanan o 26 Haziran haftasındaki artışın 273 milyon doları bireysel hesaplardan, 302 milyon doları ise tüzel hesaplardan kaynaklanmış.

Şimdi, bir tür dolarizasyon dediğimiz süreç devam ediyor. Neden acaba? Neden bu süreç bir türlü kesilemedi? Çünkü bu ülkede yurttaşların ekonomiye olan güvensizlikleri, siyasi iktidarın uygulamalarına ve ekonomi politikalarına yönelik güvensizlikleri asla bitmedi, tam tersine bu güvensizlik artıyor.

Bakın, geçen hafta yine bu konuşmamda dış ticaret verileriyle ilgili açıklamalar yapmıştım, son verileri karşılaştırmıştım. Hazine ve Maliye Bakanı bir açıklama yaptı ve dedi ki: "İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 86,2'ye yükseldi." Yani aslında kulağını ters eliyle tutmuş oldu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun toparlayın Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Yani buradaki verilere baktığımızda konuşulması gereken şudur: Dış ticaret açığının oranıdır, bu da yüzde 17,4 olmuştur.

Şimdi, Hazine ve Maliye Bakanının dediği gibi eğer her şey dengesini buluyorsa neden Hazine ve Maliye Bakanlığı borçlanma ihtiyacı hissediyor? Neden Varlık Fonu üzerinden sürekli borç aranıyor? Neden Merkez Bankası üzerinden yandaş firmalar sürekli fonlanıyor?

Şimdi, baktığımızda 18 Nisan 2020 tarihinden bu yana 4 ek gümrük vergisi artırımıyla 5 binden fazla ürüne ek vergi kondu ve hâlen dış ticaret açıkları açısından iktidarın yönetemediği bir durumla karşı karşıya olduğumuz görünüyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Toparlıyorum.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Dış ticaret verilerine göre, ihracat 2020 yılı Mayıs ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 40,9, ithalat ise yüzde 27,8 azaldı. Yani mayıs ayında dış ticaret açığı yüzde 102,7 artarak 1 milyar 687 milyon dolardan 3 milyar 420 milyon dolara yükseldi; durum bu. Yani ortada pembe tablo çizecek "Her şey dengeleniyor." denecek bir durum kesinlikle yok.

Bakın, bu nasıl bir anlayış? Hani Adalet ve Kalkınma Partisinin Genel Başkanı hep diyordu ya büyük bir icatla "Faiz sebep, enflasyon sonuçtur. Faizler düşerse enflasyon da düşer." diye. Biz son üç aya baktık, nisan ayında faiz 8,77 puanmış, mayıs ayında 8,25 puan, haziran ayında 7,66 puan, faizlerde sürekli düşüş var. Peki, enflasyon ne oluyor?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Oluç, yarın uzun uzadıya konuşuruz.

Meclis Başkanı seçimine geçelim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bitiriyorum, son cümlem.

BAŞKAN - Buyurun toparlayın.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim.

Enflasyon nisan ayında 10,94 puan -üstelik bunlar hormonlu TÜİK verileri- mayısta 11,39 puan, haziranda 12,62 puan olmuş. Yani Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanının söylediğinin tam tersi bir süreç yaşanıyor. "Faiz sebep, enflasyon sonuçtur." iddiası tamamen çökmüş vaziyette. Şimdi, aslında, bu anlayış üzerine oluşturulan bir ekonomi politikası bütçe açıklarını, hazine açıklarını rekor düzeylere ulaştırıyor. Dış ticaret açıkları almış başını gidiyor. Bunu bir kez daha hatırlatmış olalım iktidar partisine.

Teşekkür ediyorum.