| Konu: | Bursa ili Kestel ilçesinde meydana gelen sel felaketinde hayatını kaybeden 5 yurttaşa Allah'tan rahmet dilediğine, baro başkanlarının baroların yapısının değiştirilmesine tepki olarak başlattıkları yürüyüşün engellenmesi amacıyla yapılan müdahaleyi kınadıklarına ve avukatların mücadelesini saygıyla selamladıklarına, Anayasa Mahkemesinin önceki dönem HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında hak ihlali kararı verdiğine ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin tahliye doğrultusunda ihlal kararı olduğuna, Venedik Komisyonu raporunun kayyum atamalarının ve belediye eş başkanlarının görevden uzaklaştırılmasının Türkiye'nin imzalamış olduğu uluslararası demokratik sözleşmelere aykırı olduğunu tescillediğine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 103 |
| Tarih: | 23.06.2020 |
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın vekiller; Bursa'nın Kestel ilçesinde yaşanan sel felaketi nedeniyle 5 yurttaşımızı kaybettik. Önce, yaşamını yitiren yurttaşlarımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyoruz ve sel felaketinde mağdur olan yurttaşlarımızın tamamına da geçmiş olsun diyoruz.
Baro başkanlarının Ankara'ya girişinin engellenmesini konuşuyoruz iki gündür. 56 baro başkanı, yürüyerek ülkenin başkentine girmek istediler ancak dün akşamüstü saatlerinden itibaren büyük bir engellenmeyle karşı karşıya kaldılar; barikatlar kuruldu, şiddet uygulandı ve gece orada kalmak zorunda kaldılar. Bir polis müdahalesi ve engelleme çok açık bir biçimde bütün Türkiye ve dünyanın gözü önünde gerçekleşti. Tabii, yani "Hukuk devleti bizim için önemli değildir." demiş oldu iktidar. "Demokrasi bizim için önemli değildir." demiş oldu iktidar. "İnsan hakları bizim için önemli değildir." demiş oldu iktidar. Daha önemlisi "Savunma hakkı bizim için önemli değildir." demiş oldu iktidar. Yani savunma hakkı yoksa bir yerde hukuk yoktur zaten, adil yargılama yoktur. Bunları da söylemiş oldu iktidar. "Düşünce ve ifade özgürlüğü yok, toplantı ve gösteri özgürlüğü yok." demiş oldu. Hukuka müdahale, hukukçuya müdahale, adalete müdahale; işte, yani yargının karşı karşıya kaldığı durum ve iktidarın tutumu ortada. Yargıda tuzun koktuğu bir dönemi çok açık bir biçimde yaşıyoruz. Taraflı ve bağımlı bir yargı ortaya çıkarıldı, yürütme yargı üzerinde tahakküm kurdu. Şimdi, tek tahakküm kurulamayan yer avukatlar kaldı, savunma mekanizması kaldı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Savunma mekanizması üzerinde de bir tahakküm kurma gerçekleştirilirse böylece yargıda hiçbir şey yapılamaz hâle gelinmiş olacak. Biz, tabii, baro başkanlarına ve onların temsil ettiği avukatlara yönelik bu engellemeyi ve müdahaleyi kınıyoruz ve protesto ediyoruz, bu tutumun doğru olmadığını düşünüyoruz. Herkes gibi baro başkanları da özgürce düşüncelerini ifade etmeliler; Ankara'ya ister yürüyerek ister araçla girebilmeliler, hem Meclise gelebilmeliler hem -gitmek istedikleri yer Anıtkabir'di- Anıtkabir'e gidebilmeliler. Geç de olsa bu engellemenin ve yasağın kaldırılmış olması elbette önemli bir adımdır. Avukatların bu mücadelesini saygıyla selamlıyoruz.
Şimdi yargı üzerine konuşunca bir noktaya değinmek istiyorum: Anayasa Mahkemesi önceki dönem Eş Genel Başkanımız Selahattin Demirtaş hakkında hak ihlali kararı verdi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Ve bu hak ihlali kararıyla birlikte Demirtaş hakkında 4 kez tahliye yönünde karar verilmiş oldu. Ancak tahliye yönündeki bu 4 kararın her birinde adaletin terazisi iktidardan yana eğildi. Yani hatırlatma için söylüyorum, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin tahliye doğrultusunda ihlal kararı vardı. "Biz de karşı hamlemizi yaparız, işi bitiririz." dedi Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı ve başka bir dosyadan mahkûmiyet kararı verilerek Demirtaş'ın cezaevinden çıkışı engellendi. Daha sonra 2 Eylül 2019'da yargılamanın yürütüldüğü ana davada mahkemece adli kontrol şartıyla tahliye kararı çıkarıldı, o da yerine getirilmedi ve başka bir dosyadan, hakkında soruşturma yürütülmeyen bir dosyadan tekrar tutuklanmasıyla o karar da baypas edilmiş oldu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi lütfen.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Toparlıyorum efendim.
Şimdi Anayasa Mahkemesinin tekrar bir hak ihlali kararı ortaya çıktı, göreceğiz ne olacağını ama 4 kez verilen bütün bu hak ihlali ve tahliye kararlarının iktidar tarafından uygulanmamasının işaret ettiği iki konu var bizim açımızdan baktığımızda: Birincisi, Demirtaş'ın yargı sürecinin adı mahkeme kararları eliyle de yasa dışı olarak tescil edilmiş vaziyettedir, durum yasa dışı bir durumdur. İkincisi, Demirtaş'ın iktidar tarafından tutulduğu konum bir kez daha AYM kararıyla da tescil edilmiştir, siyasi rehinedir Sayın Demirtaş. Bunu da bir kez daha belirtmiş olalım.
Değinmek istediğim son konu Venedik Komisyonunun raporuyla ilgili. Şimdi "Venedik Komisyonu nedir?" diyenler olacaktır, söyleyeyim, Avrupa Konseyinin bir komisyonudur Venedik Komisyonu. Hani "Avrupa Komisyonu nedir?" diye soracak olan da olabilir, Avrupa Konseyini de hatırlatayım, Türkiye'nin kurucusu olduğu ve hâlen üye olduğu konseydir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi lütfen.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Şimdi bu Avrupa Konseyinin Venedik Komisyonu bir kayyum raporu açıkladı ve bu kayyum raporunda çok önemli noktalara değindi. Onun açıkladığı kayyum raporundan sonra Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi sözcüleri de açıklama yaptılar ve Venedik Komisyonunun raporuna katıldıklarını belli ettiler, açıkladılar ve Türkiye'nin, uluslararası hukuku ve altında imzası bulunan Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nı ihlal ettiğini söylediler. Bu Komisyon raporunun bir maddesinde -20 sayfalık rapor, zaman yetişmeyecek ama daha sonra tekrar döneceğim ben bu konuya, yalnız bir şeye işaret edeceğim- özellikle Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediye Başkanlarının görevlerinden uzaklaştırılmalarıyla ilgili olarak Venedik Komisyonu...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi lütfen.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bitiriyorum Sayın Başkan.
..."Görevlerine iade edin veya ilgili belediye meclislerinin yeni bir belediye başkanı seçmesine olanak vermeyi sağlayın veya ilgili seçim bölgelerinde tekrar seçim yapmak gibi seçmenlerin iradesine uygun alternatif bir çözümü uygulayın." diyor. İktidar, bunların hepsinden kaçınıyor ama biz bir kez daha bunu söylemiş olalım.
Venedik Komisyonunun kayyum raporuyla uluslararası alanda da Türkiye'nin üyesi olduğu Avrupa Konseyi zemininde de bu kayyum atamalarının ve belediye eş başkanlarının görevden uzaklaştırılmasının uluslararası hukuka da Türkiye'nin imzalamış olduğu uluslararası demokratik sözleşmelere de aykırı olduğu bir kez daha tescillenmiş oldu.
Teşekkür ediyorum.