| Konu: | Rekabetin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 98 |
| Tarih: | 11.06.2020 |
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Ben de Utku Vekilimin kaldığı yerden devam etmek istiyorum. Evet, Ankara Adliyesindeydik milletvekili arkadaşlarımızla; 2 gazetecinin, yürekli gazetecinin yanındaydık. Evet, savcılığa ifade verdiler; ifade toplam iki saat sürdü ama bu gazeteciler dört gündür gözaltındaydı. İlginç! Savcılığa ifade verirken sulh ceza mahkemesi salonu hazırlanıyordu; ışıkları açıldı, kâtip çağırıldı, bilgisayarlar açıldı. Savcı daha tutuklamaya sevk etmemişti. İşte Türkiye'deki yargının hali bu. Belki savcı serbest bırakacak. Anlaşmalı mı bunlar?
KEMAL PEKÖZ (Adana) - Anlaşmalı.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - Neden 2 gazeteci dört gündür gözaltında?
İkinci bir durum; Emniyetten casus olarak çıktılar, savcıya geldiler; Türk Ceza Kanunu 328 değişti 329 oldu. Bir gazeteciyi, bir babayı, yürekli bir insanı yargılıyorsunuz. Bu kadar ciddiyetsiz bir yargılama olur mu?
Diğer bir durum; bakın, bu gazeteciler casusluktan yargılanıyor. Dosyada gizlilik kararı var; dosyayı biz görmedik, avukatları görmedi, onlar da dosyayı bilmiyor ama şu Sabah gazetesi dört gündür dosyayı anlatıyor. (CHP sıralarından alkışlar) Bir tane yürekli savcı yok mu? "Hangi hakla gizlilik kararı olan dosyayı dört gündür yayın yapıyorsun, 2 gazeteciyi linç ediyorsun diyemiyor ama hiçbir delil yokken bu 2 gazeteci şu anda tutuklanmak üzere mahkemeye sevk edildi. Ben mahkemenin kapısındaydım, 2 gazeteci orada ne diyor biliyor musunuz? "Niye mahkemenin kapısındaydın üşürsün." (AK PARTİ sıralarından "Evet..." sesi) Hiç utanmıyorsun değil mi? Çok yazık! 2 tane gazeteci kapıda oturuyordu. Ne hissettim? Bu ülkedeki yürekli gazeteciler mahkeme kapısında ama kalemini kiraya verenler sarayın kapısında. (CHP sıralarından alkışlar)
Bu ülkede bakın, köşe yazanlar yüreğiyle cezaevinde, sarayı yazanlar köşe dönüyor. Bu gazeteciler mahkeme kapısında, Cumhurbaşkanını övenler uçakta seyahat ediyor. Yazık, yazık gerçekten! Neden tutuklanıyorlar? Ben eminim, savcı daha ifade alırken tutuklayacak mahkeme hazırlanıyordu. Şimdi mahkemeye gidiyorlar, neresi hazırlanıyor biliyor musunuz? Cezaevi. Eminim koğuşları hazırlanıyordur. Neden? Neden? Neden bu kadar çok gazeteci, siyasetçi, sanatçı, bilim adamı tutuklanıyor? Hiç üzülmüyor musunuz bu konuda? Yasa yapıyoruz. Neyin yasasını yapıyoruz biz? Kişi güvenliği yok bu ülkede, hukuki bir ahlak kalmamış bu ülkede. Ben eminim o sulh ceza mahkemesi hâkiminin vereceği karardan. Yıllarını bu insanlar basına, kalemlerine vermişler. O haber yaptıkları televizyon programlarından maaş almıyorlar ama dün, sizin Medyadan Sorumlu Başkan Yardımcısı -zaten havadan taş atsak bir sıfata düşüyor AK PARTİ'de- Emre Cemil Ayvalı medya sorumlunuz ne dedi; bak: "Biz FETÖ'yle anlaştık." O bacaksız çocuk "FETÖ'yle anlaştık, Kemalist subaylara bir kumpas yapmak zorundaydık." dedi. Ne oldu? İstifa etti, İzmir'deki evinde de oturuyor; o niye tutuklanmıyor peki? Neden tutuklanmıyor? (CHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyursunlar.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - Şimdi, İsmail Dükel, Barış Terkoğlu, Müyesser Yıldız; bu gazetecilerin ortak özelliği 2002-2014/2015 yılları arası FETÖ'yle mücadele ediyorlardı, FETÖ'yle uğraşıyorlardı bakın. Ben merak ediyorum, FETÖ'yle anlaştınız mı? FETÖ bunlardan intikam mı alıyor? Gizli bir anlaşmanız mı var? Özellikle 15 Temmuzdan sonra FETÖ'ye saldıran, FETÖ'yü ortaya çıkaran gazetecileri tutuklamak gibi bir göreviniz mi var sizin? Sizin Grup Başkan Vekiliniz -bu beyefendiyi kastetmiyorum- bıyıksızdı o zaman, Balyoz davasında müdahildi. Diğer Grup Başkan Vekiliniz, Samanyolu TV'de, Balyoz davasını takip edenleri "Bakın, burada, çekin, çekin." diyordu ve bu insanlar, yürekli insanlar FETÖ'yle mücadele ediyordu. Şimdi ödül olarak tutukluyorsunuz. Yazıklar olsun! (CHP sıralarından alkışlar)