| Konu: | İstanbul Milletvekili Mehmet Muş'un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadeleri ile Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç'un HDP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 96 |
| Tarih: | 09.06.2020 |
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın vekiller, tabii, bu tartışma daha çok su kaldırır gerçekten, öyle görünüyor. Şimdi "Darbe nedir, bilmiyorsunuz." dedi Adalet ve Kalkınma Partisinin Sayın Grup Başkan Vekili. Şimdi, darbenin ne olduğunu biz biliyoruz, çok yaşadık, onun acılarını da çok yaşadık, bedellerini de çok ödedik; onları uzun uzun anlatacak vakit yok ama kısaca şunu söyleyeyim: Darbe demek halkın iradesine yönelmek, halkın iradesini yok saymak ve halkın iradesini çiğnemek demektir, temel anlayış budur. Evrensel bir tariften söz ediyorum, buraya, Türkiye'ye yönelik bir tarif değil bu. Şimdi, onun için temel yaklaşım bu. O nedenle, darbeler sadece tankla, topla, tüfekle yapılmaz. Türkiye'de ağırlıklı olarak tankla, topla, tüfekle yapılan darbeleri yaşadık, gördük ama dünya literatüründe siyasi darbeler de vardır, yargı darbeleri vardır. Kimi yargı eliyle darbe olur, bunu siz de biliyorsunuz, yaşadınız; kimi siyasi partiler ve iktidarlar eliyle yapılır, siyasi darbe olur. Şimdi, yaşanan budur esas itibarıyla, biz bunu tartışıyoruz. Halkın iradesi çiğneniyor.
Bakın, sayın konuşmacı biraz evvel dedi ki: "Milletin seçtiklerini zindana attılar darbelerde." Siz de milletin seçtiklerini zindana atıyorsunuz. Zindanda şu anda bizim eski dönem Eş Genel Başkanlarımız, milletvekillerimiz var, belediye eş başkanlarımız var; bunların hepsi seçilmişlerimizdir yani halk seçmiştir, siz zindana atıyorsunuz. Daha yeni, işte geçen hafta Leyla Güven, Musa Farisoğulları ve Enis Berberoğlu'nun milletvekillikleri düşürüldü, zindana attınız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MEHMET MUŞ (İstanbul) - Mahkeme kararıydı o, mahkeme.
DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) - Hangi mahkeme?
BAŞKAN - Buyursunlar efendim.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Mahkeme kararına da geleceğim efendim, ona da geleceğim.
Şimdi, bakın, zindana atıyorsunuz, bir de üstelik ayrımcılık yapıyorsunuz. Leyla Güven'in cezası hâlâ mahsup edilmiyor; iki buçuk ay yatarı var, mahsup edilmesi gerekiyor, günlerdir mahsup edilmiyor, neden? Çünkü Kürt vekil, çünkü Kürt halkının iradesini yansıtıyor, o nedenle mahsup edilmiyor ve Leyla Güven kaç gündür cezaevinde tutuluyor. Enis Berberoğlu haklı bir şekilde dışarı çıkarıldı. Neden mahsup edilmiyor? Ayrımcılık. Kürt iseniz ayrımcılığa uğruyorsunuz, hele Kürt ve HDP'li iseniz 2 kat ayrımcılığa uğruyorsunuz. Bunu da siz yapıyorsunuz. Birincisi bunu işaret etmek istiyorum.
İkincisi: Bakın, darbe tartışmaları yapıldı geçen günlerde. Sayın hatip biraz evvel konuştu, önergemiz hakkında da konuştu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun efendim.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim.
Biz şunu da söylemenizi beklerdik: "Millî Savunma Bakanı neden sesini çıkarmadı bu darbe tartışmalarında, neden sustu?" Hani, darbe nereden geliyordu? Size göre ordudan geliyorsa Millî Savunma Bakanı kalkıp "Yok, kardeşim, bu ordunun içinde darbeci cunta hazırlıkları yoktur, hikâyedir bunların hepsi." neden demedi, niye demedi? MİT Başkanı çıkıp "Yoktur." ya da "Vardır böyle bir şey." diye neden açıklama yapmadı? Bunların hiçbiri konuşulmadı. Bunlar sizin iktidarınızın insanları. Darbe tartışması yapıyorsunuz, kendi yaptığınız darbenin üstünü örtmek için başka yerlerde darbe tartışması çıkarıyorsunuz. Doğru değil bunlar. Bunun da araştırılması gerekiyor ama. Biz diyoruz ki: "Gelin, araştıralım." 15 Temmuz darbe girişimi raporu yok hâlâ ortada. Hani, komisyon kuruldu, araştırıldı, ortaya bir tane doğru dürüst rapor çıkmadı. Niye bunları tartışamıyoruz? 15 Temmuz meselesini açık seçik ortaya koyacak bir rapor neden bir türlü hazırlanamıyor? Bu, Meclisin görevi değil mi? Meclisin görevi, o da yapılmıyor.
Son olarak yargılama meselesine geleceğim.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyursunlar efendim.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim.
Burada ben geçen hafta da konuştum, söyledim, tekrar söylüyorum, biraz evvel Sayın Tanrıkulu da bu örneği verdi. Cumhurbaşkanlığı forsuyla hazırlanmış olan broşürde, "10 Soruda FETÖ" broşüründe o sorulardan birine verilen cevapta KCK davası da FETÖ kumpası olarak yazıldı. Biz bunu burada gündeme getirdik, yaptığınız iş ne oldu? O broşürü toplayıp, "web" sitesinden kaldırıp, "KCK" lafını çıkarıp tekrar o broşürü ortaya sundunuz yani Cumhurbaşkanlığı forsuyla yayımlanmış olan broşürün üstünde tahrifat yaptınız. Ne uğruna yaptınız bunu? "FETÖ'cü" dediğiniz savcı ve hâkimlerin hazırladıkları iddianameleri, fezlekeleri ve mahkemeleri aklamak uğruna ve onların arkasına sığınmak uğruna yaptınız bunu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun efendim.
RECEP ÖZEL (Isparta) - Efendim, grup adına konuşma oldu bu.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Çok açık ortada bu. Bunu söyledik, söylemeye de devam ediyoruz. Yargı kararı diye sığındığınız şey budur esas itibarıyla.
RECEP ÖZEL (Isparta) - Grup adına beş dakikadan fazla konuşuyor.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Efendim, herkes konuşuyor.
RECEP ÖZEL (Isparta) - Herkes beş dakika konuştu grubu adına.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bakın, sizin Grup Başkan Vekiliniz de konuştu. Sayın Recep Bey, bakın, siz de çıkıp konuşabilirsiniz, söz alıp konuşabilirsiniz, siz de konuşun. Çünkü bu konu bizim canımızı yakıyor. Siz bizim sözümü keserek canımızı yakan konuda konuşmamızı istemiyorsunuz ama şunu bilin ki demokrasiye yönelik bu tür tutumlar sizin için de can yakıcıdır. O nedenle, bizim sözümüzü keseceğinize siz yaptığınız yanlışları düşünün ve tartışın diye bu sözleri ediyoruz.
Teşekkür ediyorum.