GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan'ın Anayasa Mahkemesinin yeni üyesi Basri Bağcı'nın yemin töreninde yaptığı konuşmaya, normalleşme döneminde Diyarbakır ilindeki coronavirüs vaka sayısındaki artıştan endişe duyulduğuna ve tedbirlerden vazgeçilmemesi gerektiğine, TÜİK'te 2018 yılında başlanan kadro operasyonuna devam edildiğine, DEDAŞ'ın Mardin ili Kızıltepe ve Derik ilçelerindeki elektrik kesintileri nedeniyle yaşanılan mağduriyete ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:3
Birleşim:96
Tarih:09.06.2020

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan bugün yeni Anayasa Mahkemesi üyesinin yemin töreninde bir konuşma yaptı ve o konuşmada ilginç bir veri sundu, "2019 yılında Anayasa Mahkemesine 43 bin civarında başvuru yapıldı -bireysel başvurudan söz ediyor- ve bu başvuruların yaklaşık 40 bini sonuçlandırılmıştır." dedi. Ve "Bu başvuruların çok önemli bir kısmı, yarısından fazlası da adil yargılanma hakkına ilişkindir." dedi. Sonra bir soru sordu, daha doğrusu bir ifade de bulundu, dedi ki: "Bireysel başvuruyu başarıyla uygulayan hiçbir ülkede bizde olduğu kadar başvuru yapılmamaktadır." Neden acaba, değil mi? Anayasa Mahkemesi Başkanının bu verdiği veriye insan doğal olarak bu soruyu soruyor. Çünkü yargı öyle bir duruma gelmiş vaziyette ki Anayasa Mahkemesi böyle bir yükle karşı karşıya kalıyor ve AYM Başkanı "Dünyanın başka hiçbir ülkesinde de böyle bir şey yaşanmıyor." diyor. Çünkü tutuklu ve hükümlü gazeteciler, siyasetçiler, insan hakları savunucuları, internet sitelerinin kapatılması, Cumhurbaşkanına hakaret davaları, polis şiddeti ve cezasızlık meselesi, on binlerce kanun hükmünde kararname mağduru, düşünce ve ifade özgürlüğünün kullanılamamasından dolayı yargılamalar, yani yargının geldiği durumu gösteriyor Anayasa Mahkemesi Başkanının verdiği bilgiler. Biz burada hep yargıyı tartışıyoruz, tuzun koktuğu yer olarak değerlendiriyoruz. Gerçekten bir kez daha bu ortaya çıkmış oldu.

Normalleşme dönemine geçildi fakat sıkıntılı bir dönem yaşanıyor, özellikle coronavirüs salgınıyla ilgili söylüyorum. Dicle Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Profesör Doktor Recep Tekin bir açıklama yaptı...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - ...ve dedi ki: "Diyarbakır'da artan coronavirüs vaka sayılarına baktığımızda ikinci dalgaya yakın bir durum söz konusu şu an için. Bu hızla devam edersek Diyarbakır ikinci dalgayı da aşacak gibi görünüyor. Neredeyse vaka sayılarına yetişemez duruma geldik." Ben bunu bir kez daha hatırlatmak istiyorum, hem halkımıza hem iktidara. Halkımıza çağrımız aman, lütfen, normalleşme dönemi olduğu için tedbirleri elden bırakmayın. Özellikle maske, mesafenin korunması meselesi ve temizlik meseleleri son derece önemli. Özellikle son altı günde Diyarbakır'daki bu ciddi artış bizi endişelendirmiştir. Bazı mahalleler karantinaya alınmıştır, kalabalığın yoğun olduğu yerlerde maske takma zorunluluğu getirilmiştir. Bir kez daha söyleyelim, normalleşme diye bu tedbirlerden asla vazgeçmemek lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Toparlıyorum.

Efendim, TÜİK'te bir kadro operasyonu uzun zamandır devam ediyor, iktidarın kadro operasyonu. Önce, ekonomik daralmanın başladığı ve enflasyonun 2 haneye çıktığı dönemde, 2018 Ekim ayında TÜİK Başkan Yardımcısı görevden alınmıştı, bu iş devam etti ve 16 Mayıs tarihinde Başkan Yardımcısı Musa Yılmaz görevden alındı. 22 Mayıs tarihinde Muhammed Cahit Şirin Başkan olarak TÜİK'e atandı. Bugün de Cumhurbaşkanlığı kararına göre 10 Türkiye İstatistik Kurumu Bölge Müdürü görevinden alındı.

Şimdi, TÜİK'teki bu inanılmaz hareketlilik nereden kaynaklanıyor, sizler tabii biliyorsunuz bunu. Çünkü TÜİK verileri iktidarın lehine açıklansın diye her türlü operasyon orada yapılıyor -başkan, başkan yardımcıları, şimdi işte bölge müdürleri- ama bir kez daha Hazine ve Maliye Bakanına hatırlatalım ki siz istediğiniz kadar işsizlik ve enflasyon rakamlarıyla oynayın ama işsiz olan insanın işsiz olmadığını ona anlatamazsınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun efendim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Pazara giden, çarşıya giden insanlar filelerini hayat pahalılığından dolayı dolduramadıkları hâlde enflasyon düşük diye yalan yanlış bilgiler vererek insanları kandıramazsınız. TÜİK'teki bu operasyonlar iktidarın ekonomi politikalarının nereye doğru gideceğini çok net gösteriyor.

Son olarak, Mardin DEDAŞ'la ilgili daha evvel bu Genel Kurulda vekilimiz konuştu, basın toplantıları yaptık, çeşitli görüşmeler yaptık DEDAŞ yöneticileriyle ilgili fakat Mardin'in Kızıltepe ve Derik ilçelerine bağlı 40'ı aşkın köy yirmi yedi gündür elektriksiz ve susuz, gerçekten son derece zor bir dönem yaşanıyor. Merkezî trafoların elektriği kesilmiş vaziyette, kesinti olduğu için su pompaları çalışamaz hâle gelmiş vaziyette. Bu salgın koşullarında elektrik ve su olmaması hem temel ihtiyaçların karşılanmamasına yol açıyor hem de Mardin Ovası tarımsal faaliyetin sürdürüldüğü bir bölge, elektrik ve su verilmezse özellikle bu aylarda tarımsal faaliyetlerde de çok ciddi sıkıntılar yaşanmaya başlanacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bize telefonlar geliyor özellikle Mardin'den ve bu konunun çözülmesi için adımlar atılmasını talep ediyorlar.

Şimdi, mahallelerde borcu olan ve olmayan herkesin elektriği kesilmekte ve bölge insanı cezalandırılmaktadır. Bu koşullarda böyle bir şey olabilir mi? Yani DEDAŞ nasıl bunu yapabilir; DEDAŞ yöneticileri nasıl insanlardır ki bu salgın koşullarında, bu büyük ekonomik sıkıntıların yaşandığı koşullarda bu kadar vicdansızca davranabilmektedirler, üretimi engellemektedirler, insanların ihtiyaçlarının karşılanmasını engellemektedirler. Para ve kazanç için yapmayacakları bir şey kalmamıştır. Buradan, bu insanlık dışı davranışta bulunan ve "Biz, artık bu konuyu anlaşmaya kapattık, görüşmüyoruz." diyen DEDAŞ yöneticilerine sesleniyoruz: Yani sizin hakkınız yok insanların hayatını tehlikeye atmaya, sizin hakkınız yok insanların hayatını zehir etmeye.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Toparlıyorum efendim.

Yani siz bunu Bursa'da yapabiliyor musunuz, Yalova'da yapabiliyor musunuz, Kırşehir'de, Trabzon'da, Tekirdağ'da yapabiliyor musunuz? İstanbul'da, İzmir'de yapabiliyor musunuz böyle şeyleri? Yapamıyorsunuz ama Mardin'de bunu yapmayı kendinize hak olarak görüyorsunuz.

Bu DEDAŞ yöneticilerine bir kez daha sesleniyoruz: Bakın, sorunların çözümünün yolu müzakere etmek, konuşmaktır ve insanların ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlamaktır. Eğer "Anlaşmaya kapalıyız." demeye devam ediyorsanız hem yaşam açısından hem üretim açısından orada yaşanacak bütün olumsuzlukların sorumlusu bu DEDAŞ yöneticileridir, çok açık ve net biçimde bir kez daha bunu vurgulamak istiyoruz. İnsanlık dışı bu tutumunuza son verin.