GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Seçilmemiş, atanmış bir kişinin imzasıyla gelen tezkerenin Genel Kurulda okutulmasıyla demokrasinin ayaklar altına alındığına, demokratik siyaseti savunmaya devam edeceklerine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:3
Birleşim:95
Tarih:04.06.2020

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Biraz evvel, demokrasi açısından, demokratik usuller açısından, demokratik içtihatlar açısından son derece vahim bir şey yaşandı. Gerçekten "Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir." yazan Türkiye Büyük Millet Meclisinde, aslında, bu yaşananla egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olmadığı, egemenliğin kayıtsız şartsız tek kişinin, Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Tayyip Erdoğan'ın olduğu çok açık ortaya çıktı. (HDP sıralarından alkışlar)

Şimdi, bakın, bir tezkere gelmiş, tezkerenin altında seçilmemiş olan, atanmış bir kişinin imzası var; Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak Fuat Oktay. Siz, seçilmemiş, atanmış bir kişinin gönderdiği tezkereyi Meclis Başkanı ve onun vekili olarak burada okuttunuz ve demokrasiyi ayaklar altına aldınız, çiğnediniz ve yok ettiniz. Utanç verici buluyoruz bu durumu Sayın Başkan!

Şimdi, bir hafta evvel 27 Mayıstı. Burada, iki gün önce, bütün Meclis grupları 27 Mayıs darbesine ilişkin konuşmalar yaptılar ve hep birlikte, bu konuşmaları yaparken "27 Mayıs darbesi, milletin iradesine yönelik bir darbedir, idam milletin iradesinedir." dedik. İşte, sizin şimdi yaptığınız da aslında, milletin iradesini, halkın iradesini yok etmektir, gasbetmektir, halkın iradesini yok saymaktır. Türkiye bir darbeler tarihidir. Türkiye'de darbeler hep apoletliler tarafından yapıldı ama evrensel tarih bize gösterir ki kimi zamanlar, kimi coğrafyalarda darbeler sadece apoletliler tarafından değil, siyasetçiler, sivil siyasetçiler tarafından da yapılır. İşte, 27 Mayısta apoletliler darbe yaptı, bugün ve bugünden önceki günlerde Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı kravatlılar olarak darbe yaptı. Darbecisiniz ve tarihe sivil darbeciler olarak geçeceksiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA AÇIKGÖZ (Nevşehir) - Hadi oradan!

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Hayır efendim...

BAŞKAN - Peki, tamamlayın sözlerinizi.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Sizin bu yaptığınız, öncelikle, İstanbul, Hakkâri ve Diyarbakır seçmenlerinin iradesini çiğnemek, gasbetmek ve yok etmektir ama ondan sonra, Kürt halkının iradesini çiğnemek ve gasbetmektir; ondan sonra, Türkiye demokrasi güçlerinin iradesini çiğnemek ve gasbetmektir. Bunu kesinlikle kabullenmeyeceğiz. Bir kez daha söylüyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Hayır efendim. Bu konu tarihsel bir konudur, sözümü lütfen kesmeyin. Böyle, iki dakikada konuşarak bitirilecek bir konu değildir.

BAŞKAN - Başkanım, zaten usul tartışması açıyoruz bu konuyla ilgili olarak da.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Olsun, usulde de konuşacağız efendim.

BAŞKAN - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Şimdi, maalesef demokratik politik kültüre sahip değilsiniz, maalesef demokrat değilsiniz; zorbasınız ve zalimsiniz! Bakın, bunu sadece vekillikleri düşürerek göstermiyorsunuz -burada hep konuşuyoruz- kayyumlar atayarak da halkın iradesini, Kürt halkının iradesini çiğniyorsunuz. Bu, ilk değil.

BAŞKAN - Sayın Saruhan Oluç, biz burada bir hüküm tesis etmedik ki.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Ettiniz, ettiniz.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Ettiniz, hüküm tesis ettiniz.

BAŞKAN - Bir mahkeme kararının anayasal sorumluluk gereği burada okunmasıdır. (HDP sıralarından gürültüler)

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Hayır, hüküm tesis ettiniz, Anayasa'yı çiğnediniz.

BAŞKAN - Hayır, sadece Anayasa'nın gereği yerine getirilmiştir; budur. (HDP sıralarından gürültüler)

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Hayır efendim, ne alakası var!

BAŞKAN - Bir mahkeme kararının okunmasıdır. (HDP sıralarından gürültüler)

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Ben de görüşlerimi açıklayayım.

BAŞKAN - Görüşlerinizi açıklarken itham ediyorsunuz, ben de cevabını veriyorum.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Tamam, ben açıklayayım.

BAŞKAN - Tamamlayın, buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - İzin verirseniz ben görüşlerimi açıklayayım, siz cevap verin sonra. Ben sizin sözünüzü kesmedim ki.

BAŞKAN - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Şimdi, bakın, Allah'tan korkun ya! Şu anda, 27'nci dönem milletvekillerine, burada oturanları kastediyorum, 802 fezleke gelmiş vaziyette, bu milletvekillerine, hepimize. Allah'tan korkun be! 802! Bu ne demek? Bu ne demek? Neden geldi bu fezlekeler? Yaptıkları konuşmalardan, basın açıklamalarında, halk toplantılarında ettikleri sözlerden. Başka bir şey mi gördünüz burada sizlerle birlikte çalışan milletvekillerinden? Hayır ama siz, demokratik siyaseti tasfiye etmek için bu adımları atıyorsunuz, onun için bu fezlekeleri gönderiyorsunuz. Yani şunu söyleyelim size: Bakın, hukuk sizin emrinizde, yargı sizin emrinizde; mahkemeler, hâkimler sizin baskınız ve tahakkümünüz altında. Yürütme, yargı üzerinde tam bir tahakküm kurmuş vaziyette. Yürütme, yasama üzerinde tam bir tahakküm kurmuş vaziyette. Siz, istediğiniz gibi hâkimleri ayarlayıp istediğiniz sonuçları çıkartabiliyorsunuz ama şunu da tarih yazacak: Bu fezlekeler ve daha önceki fezlekeler, bizim vekillerimizin yargılandığı davalardaki iddianameler sizin "Fethullahçı" dediğiniz, "FETÖ'cü" dediğiniz hâkimler ve savcılar tarafından hazırlandı. Siz, "FETÖ'cü" dediğiniz hâkim ve savcıların arkasına sığınıyorsunuz, onların takipçisiniz. (AK PARTİ sıralarından "Hadi oradan!" sesleri)

BAŞKAN - Sayın Oluç, teşekkür ediyorum.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Asla onlara karşı mücadele etmiyorsunuz. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Oluç...

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Efendim...

BAŞKAN - Toparlayın lütfen.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Toparlıyorum. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Arkadaşlar, müsaade edin yani. Sayın Bakanım, müsaade edin.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Burada hukuku ayaklar altına alıyorsunuz, çiğniyorsunuz ama bu, sizin usulünüz. Demokrasi, hukuk, adalet, evrensel kurallar, ilkeler; asla sizin böyle bir derdiniz yok ve demokratik siyasetteki bu saldırılarınız karşısında demokratik siyaseti bizler savunmaya devam edeceğiz. Biz bunu niye yaptığınızı biliyoruz. Bizi demokratik siyasetten, toplumsal ve siyasal muhalefeti demokratik siyasetten uzaklaştırmak için yapıyorsunuz ama biz asla buna boyun eğmeyeceğiz.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Oluç. Lütfen...

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Son cümlelerim efendim.

Bakın, şunu da söyleyeyim: Ya, siz şunu düşünebiliyor musunuz? Yıllardır bunu görmediniz mi be, anlamadınız mı? Kürt halkının baskıdan, zulümden, cezaevinden, bedel ödemekten korkup da boyun eğdiğini, diz çöktüğünü gördünüz mü? (HDP sıralarından alkışlar) Türkiye demokrasi güçlerinin faşizmin karşısında boyun eğdiğini ve diz çöktüğünü gördünüz mü? Görmediniz. Buna rağmen, bütün saldırılarınıza rağmen hem Kürt halkı hem Türkiye demokrasi güçleri demokratik siyaset mücadelesini sürdürdü ve sürdürecek ve şundan emin olun: Sizin bu iktidarınızı bu mücadeleyle, demokrasi mücadelesiyle mutlaka değiştireceğiz, mutlaka haklılığımızı bu toplumun çok önemli bir kısmı kabul edecek.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bundan bir an bile, bir an bile tereddüt etmiyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Son cümlem efendim.

BAŞKAN - Sayın Oluç, son cümle olarak alayım; başka türlü sesi açmayacağım.

Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Halk, başta Kürt halkı ve Türkiye demokrasi güçleri siyasi iradesine, kendi geleceğine sahip çıkacak, bundan emin olun. Nasıl daha önce vekillerimizi -11 vekilimizi- düşürdünüz ve biz size boyun eğmediysek bugün -2 vekilimizi ve Cumhuriyet Halk Partisinden 1 vekili düşürdünüz- yine size boyun eğmeyecek ve bu kararlı mücadele sonucunda bu iktidarın değişimini mutlaka sağlayacağız ve mutlaka kazanacağız. (HDP sıralarından alkışlar)