GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:94
Tarih:03.06.2020

NİHAT YEŞİL (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanun Teklifi'nin 3'üncü maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan evvel 57 yıl önce ölen memleket şairi Nazım Hikmet'i rahmetle anıyorum. Aynı zamanda yine büyük şairimiz Ahmet Arif'i de rahmetle anmış olayım ve Gezi'de şehit olan tüm gencecik çocukları da buradan rahmetle anmak istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Tüm arkadaşlarım andılar, bu anlamda konuyu uzatmak istemiyorum. Sevgili Başkanımın da ifade ettiği gibi... Ama biz bu Genel Kurula bu kanunu getirirken Türkiye'nin en acil sorunuymuş gibi, saat 12.00'ye kadar sanki yangından mal kaçırıyor gibi... Zaten yapılanı yapmışsınız. Yapılma noktasında aldığınız kararla da üç gün sonra olsa ne olur olmasa ne olur, onu zaten yapmışsınız ama gerçekten halkın sağlığı ve başta kendi sağlığımız olmak koşuluyla... Grup Başkan Vekilimin de ifade ettiği gibi 12.00'ye kadar mahkûm ederek... İşte hurra 55 arkadaşımız burada kanun teklifi veriyor ama ne garip ki 55 arkadaşımızdan bir tanesi kalkıp burada maddeleri savunabilecek bir konuyu gündeme getirmiyor.

Değerli arkadaşlar, Genel Kurulumuza gelen teklifi 55 milletvekili arkadaşımız imzalayarak İçişleri Komisyonuna getirmişti. Orada sorularımızı sayın milletvekilleri yerine bakanlık bürokratları cevaplamaya çalıştılar. Bugün de teklifte imzası olan birkaç milletvekili arkadaşım şu an gene -dün Ali arkadaşım- bunu dile getirirken hemen öfkeyle karşı çıktılar. 55 arkadaşımızın imzaladığı teklif metnini dile getiremiyorlar. Böyle olmaz arkadaşlar, "Çoğunluk bizde." anlayışıyla... Bu yüce Meclisin çatısı altında yapılan kutsal işe biraz olsun saygı duyun. Siyasi olarak farklı düşünebiliriz doğaldır ama millet adına her birimiz sorumluluk taşıyoruz. Biz bu kanunun hukuki, idari, mali, teknik boyutlarını ortaya koyup itirazlarımızı yaptığımızda, yarın ortaya çıkacak aksaklıklar, haksızlıklar yaşanmasın diye mücadele veriyoruz. "Bildiğimizi yaparız." anlayışıyla iş yapıp sonra yine kendi yaptığınız işi düzeltmeye kalkıyorsunuz. En azından bu yüce çatının ağırlığına yakışır şekilde hareket edelim.

Değerli arkadaşlar, bütün gündemimizi bıraktık, oturduk 1966 yılında çıkan bir yasanın güncelleşmesini tartışıyoruz. 66 yılında çıkıyor, 95 yılından 2018 yılına kadar herhangi bir şey yok. FETÖ darbe girişimini bahane ederek tekrar bekçilik kanunu... Eğer ihtiyacınız varsa alın kardeşim, "eğitilmiş insan gücü" dediğimizde potansiyel anlamda polis mi alacaksınız, jandarma mı alacaksınız. Önerimiz hep bu oldu ama arkadaşlarımız gene sanki biz bekçilik yasasına karşıymışız gibi, olmayan yetkileri... O günkü koşullarda, 1966 yılında çıkan yasayla günümüzün şartlarında teknik, idari, mali konudaki duyarlılıkları görerek bunu eleştirmek en doğal hakkımız. Ve neden bu güce ihtiyaç... Varsa ihtiyacınız, buyurun tekrar... O güvenlik kuvvetlerini almaya biz karşı değiliz ki. Siz bir tarafta bunu diyorsunuz... 3600 göstergeyi polis memurlarımızın hiçbirine -bu sözü vermenize rağmen- getirmiyorsunuz, maddi anlamda düzenini sağlamıyorsunuz. Siyasi anlamda bunu politik malzeme olarak kullanıyorsunuz ama ne idari anlamda ne ekonomik anlamda ne yaşamsal anlamda onlara gereken hakkı hukuku vermiyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, on sekiz yıldır iktidardasınız. Açlığa çare mi buldunuz, yoksulluğu mu bitirdiniz, işsizliği mi azalttınız, genç beyinlerimizin özgürce çalışıp teknoloji ürettiği şirketlerle dünyaya ihracat mı yaptınız, halkı doyurduktan sonra elinizde kalan üretim fazlası tarım ürünleriyle Afrika'ya yardım mı yaptınız? On sekiz yıllık bir süreçte nasıl bir farklılık yarattınız, ben size söyleyeyim. İşsizlik tam gaz, açlık arşa değdi, yoksulluk dağ gibi, emek yok, üretim yok, çözüm yok ama laf çok. Liyakat yerine sadakati esas aldınız, adil paylaşım yerine rantçılığın önünü açtınız, çözüm yerine sürekli yeni sorunlar ürettiniz. Bütün bunları yalnızca siyasi iktidarınızı devam ettirmek için yaptığınızı halkımız görmüyor mu? Şimdi bütün dertlerimizi bir kenara koyduk, vatandaşımızın bütün sorunlarını çözdük ve sıra bekçilerin uyum yasasına mı geldi değerli arkadaşlar?

Şimdi, yarın belli konularda toplum bu çocuklara reaksiyon verirse ne yapacaksınız? Bir de kalkıyorsunuz sınavsız İçişleri Bakanlığı uhdesine veriyorsunuz, KPSS'yi önemsemiyorsunuz, sınavla bunları almıyorsunuz, torpille aldığınız... Zaten şüphe uyandırdığınız, bizim karşı çıktığımız nokta bu. Diyoruz ki: Adaletli, hukuka bağlı, bilinçli, eğitilmiş insan gücüyle bunları yapın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sözlerinizi tamamlayın.

NİHAT YEŞİL (Devamla) - Bakın değerli arkadaşlar, sınavla alınmayan bu arkadaşlarımızı, temel hukuk on sekiz saat, demokrasi ve insan hakları altı saat, mevzuat bilgisi on sekiz saat, trafik güvenliği için altı saat, devletin idari yapısı için altı saat, sosyal ve psikolojik kitle yönetimi altı saat, halkla ilişkiler ve iletişim altı saat, yanaşık düzen on iki saat, silah ve atış bilgisi elli dört saat, müdahale ve yöntem teknikleri kırk iki saat, uygulamalı çarşı ve mahalle bekçiliği otuz altı saat, mesleki yazışma altı saat ve derken iki yüz on altı saatte topluma sunuyorsunuz, toplumun toplumsal sorunlarını çözmek için en hassas olan konuda bu duyarlılığı göstermiyorsunuz. Bizim karşı çıktığımız nokta bu. Siz en az ortaokul mezunu diyorsunuz, sonra alıyorsunuz lise diyorsunuz, üniversite mezunu arkadaşlarımız diyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NİHAT YEŞİL (Devamla) - Çocuklarımız işsizken, işi olmazken, toplumun önünde bunlara çözüm bulunmazken kendinize yandaş noktasında bu hareketi yapmaya çalışıyorsunuz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)