GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:94
Tarih:03.06.2020

CHP GRUBU ADINA ERKAN AYDIN (Bursa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

174 sıra sayılı Kanun Teklifi hakkında söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle acil olarak gelen bu bekçi kanunundan önce yaşadığımız pandemi sürecinde sağlıkçılarımızın -bende bir sağlıkçı, eczacı olarak- doktorların, hemşirelerin yaşadığı sıkıntıları en önce burada konuşsaydık. Ben bu salgın süresinde, bu hastalıktan ölenlerin en azından meslek hastalığı kapsamına alınıp öyle işlem görmesi ya da iş kazası kapsamına alınıp geride kalanlarının bir teselli olabilmesiyle ilgili bir kanun teklifi vermiştim. Onları konuşsaydık burada çok daha anlamlı ve ülkenin geleceğiyle daha bağlantılı olurdu. Ancak Hükûmet, iktidar öncelikle bekçilik kanununu getirdi. Şimdi oraya gelelim.

Bu kanunu biz komisyonda 28-29 Ocak tarihinde 4 ay önce görüştük, çekincelerimizi belirttik. Bazı maddelerde iktidar partisinin komisyon üyesi kadın milletvekillerinin katkısıyla da metinden çıkarttık ancak sakıncalı olanları da halâ anlatmaya devam ediyoruz. Bu niye geldi? 66 yılında çıkan bir kanun, 772 sıra sayılı. Genel gerekçede yazmışlar: "Günün gereksinimlerine uygun yapmak için bunu getirdik." denilmiş. Ancak şöyle bir baktık bu kanun ne oldu da durup dururken ülkenin gündemine geldi diye. 4 Haziran 2018 tarihinde İçişleri Bakanı -Sayın Bakan Yardımcısı da buradaydı ama içeride sanırım- mahalle ve çarşı bekçilerinin yemin töreninde bekçilere hitaben diyor ki: "Sayın Cumhurbaşkanımız 'Gece yattığımızda eskisi gibi bekçi düdüklerinin seslerini duyarak uyuyalım. Halkımız da bunları duyarak uyusun.' diyor." Ve Sayın İçişleri Bakanı Soylu da kendi ifadeleriyle o 2018'deki yemin töreninde bunu bir emir telakki ettiğini ve derhâl kanunu hazırlayıp getireceğini söylüyor, ardından da bu kanun önümüze geliyor. İşte size alın yeni sistem; Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi. Yukarıdan saraydan bir emir, aşağıda dahiliye nazırı emri hemen telaki edip kendisine görev bilip yerine getiriyor ve normal bir hukuk devletinde olması gereken süreçler yerine bir kişinin isteği emir telakki edilip koca Mecliste bunlar görüşülüyor. Kaldı ki şu anki 1.100 odalı saraydan bekçi düdüğünün sesi nasıl duyulacak, onu da bilemiyorum.

Şimdi, biz bunları konuşurken, orada birtakım olaylar konusunda çekincelerimizi anlatırken bu kanun teklifi önümüze geldi. Şunu da belirtmem gerekir: Biz Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu Teklifi'ne temelinde karşı değiliz çünkü bakıyorum, dünden beri yandaş basında sanki Cumhuriyet Halk Partisi buna karşı. Bekçiler ile partimizi karşı karşıya getirmeye çalışan bir anlayış söz konusu, onun altını çizelim. Biz, kanun teklifinin içerisindeki bazı sakıncalı maddelere karşıyız.

Sayın İçişleri Bakanlığı hazırlamış, bize, Komisyon üyelerine bir kitapçık göndermiş. Bilmiyorum bunu kendisi gördü mü, inceledi mi ama ilk sayfasında da bekçileri işlem yaparken gösteren bir fotoğraf koymuş. Bakın, burada ne yapıyor bekçi, biliyor musunuz? Vatandaşa kimlik soruyor. Hâlbuki bu kanun teklifinin gelme sebeplerinden biri İzmir'de açılan bir davada ve Mardin Artuklu'da açılan bir davada mahkemenin "Bekçinin böyle bir görevi yok kardeşim, sen kimlik soramazsın." demesi ve vatandaş lehine karar vermesi. Bu kanun teklifi daha Genel Kuruldan geçmeden, Resmî Gazete'de yayınlanmadan, İçişleri Bakanlığı gönderdiği kitapçıkta, bekçinin aslında usulsüz bir iş yaptığını, kanuna aykırı bir iş yaptığını fotoğrafıyla da belgelemiş. Bilmiyorum Sayın Bakan bunu gördü mü, inceledi mi ya da bunları kim yaptı, belli değil.

Yine gelelim bu kanun teklifiyle ilgili yapılan diğer şeylere. Bakın, memlekette asıl gündem şu anda ne? İş, aş, işsizlik, enflasyon, ekonomi... Burada bütün milletvekilleri 10 telefon alıyorsa, 9'u işle ilgili, hepimiz yaşıyoruz. Ancak, ülkede geldiğimiz nokta şu arkadaşlar: Türkiye'de iş bulmak için 3 tane kuruma gidebiliyorsunuz. Nereler? Bir tanesi polislik, diğeri uzman çavuşluk, bir diğeri de yeni düzenlemeyle bekçilik. Gene rakam vermiş, 29 bin bekçi işe almışlar -ocakta Komisyonda bu 22 bindi, bu dört ayda 7 bin daha alınmış- bunların yüzde 20'si -5.484'ü- üniversite mezunu. Yani biz üniversiteleri açtık açtık, insanları doldurduk, bunlara iş vereceğimize, kendi alanlarında iş yaratacağımıza ne yaptık? "Kardeşim, sen git ya bekçi ol ya polis ol ya da uzman çavuş ol." diyoruz ama biz bilimi, teknolojiyi, ilimi, irfanı kullansaydık ne olabileceğine bir örnek vereyim: İsmet İnönü'nün torunu bir oyun şirketiyle 1,8 milyar dolara Amerika'ya satış yaptı. Bu ne demek biliyor musunuz, 1,8 milyar dolar? 10 milyar TL yaklaşık girdi sağladı. Yani, o gençleri siz burada güvenlikçi hizmetlere sunacağınıza bilimi, aklı, ilimi, irfanı... Atatürk'ün "Benimle ilim arasında tereddütte kalırsanız ilimi tercih edin." dediği gibi, onu tercih edenlerin de ülkeye nasıl katkı sağladığını... Tek bir satış ki Türkiye'nin bugüne kadar yaptığı en büyük satış ve ihracat olan bir oyun şirketi. O da kimin? Rahmetli İsmet İnönü'nün torununun. O yüzden bunları bırakalım da gerçekten ülkenin neler yapması gerektiğine odaklanalım.

Şimdi, biz her çıkan konuşmacıyı dünden beri izliyoruz. Ne anlatıyor? İzmir'de şu oldu, Çorlu'da bu oldu, Mardin'de bu oldu, Bursa'da bir bekçinin karıştığı olayda mahkeme bekçiyi dokuz ay mahkûm etti. Gene İçişleri Bakanlığı bürokratları sağ olsun güzel bir çalışma yapmış. Arkadaşlar, diyor ki: Bekçilerin şüpheli olarak karıştığı olay sayısı 1.028. Basına yansıyan 5-10 tane ama... Bu bekçiler 2018 yılından beri aktif olarak görev almaya başlamış, 66 yılından beri kanun var ama. Bu arada 1.028 tane de şüpheli olaya karışmış. Peki, niye bu böyle oluyor? Yüzde 20'si üniversite mezunu ancak işe alım -Komisyonda da görüştük- İçişleri Bakanlığının yapacağı bir sınavda 50 puan alma şartına bağlı. 50'yi aldınız yazılı sınavda, sonra mülakat, sağlık raporu, spor, daha sonra kırk bir günlük bir eğitim; kırk gün ile kırk beş gün arasında. Bunu ne olarak veriyorsunuz? Beline silahı veriyorsunuz "Çık kardeşim sokakta nasıl istiyorsan, yetkin olmamasına rağmen kimlik sor, makul sürede istediğini alıkoy..." Senin görevin bunlar değil. Bu yetkileri verdiğin zaman da asıl kolluk kuvvetlerinin yapması gereken işi adam kendine vazife ediniyor. Ve kolluk kuvvetlerinde sayı ne? 500 bine yakın polis, 60 bine yakın korucu, gene 500 bine yakın özel güvenlik kuvvetleri, özel görev yapan, beline silah alan güvenlik güçleri var. Yani 1 milyona yakın silahlı bir kolluk varken yetmiyor, şu anda 30 bin olmuş, 40 bin mi, 50 bin mi alacak, ne olduğu belli olmayan bir sayıya doğru giden kolluk güçleri.

Yani bizim burada konuştuklarımız... Sanki biz bekçilik müessesine karşıyız, Cumhuriyet Halk Partisi bunların tamamen karşısında, istemezükçülük yapıyormuş gibi bir algı yaratılıyor, bunun altını çizelim. Bu kanunun içerisinde üç dört tane madde var ki çok basit -Grup Başkan Vekillerimiz, bakan yardımcısı, Komisyon üyeleri orada konuşuyor- düzeltelim, hep birlikte çıkalım ve bizim o çocukken bildiğimiz mahallenin bekçi amcasına, herkesin tanıdığı, bildiği o yere geri dönelim. Bunu yapmaz isek işte gördük, tipini beğenmediğini, gece yaşam tarzını beğenmediğini ya da önceden husumeti olan birini çağırıp, yolda çevirip, kimlik sorup, alıkoyup, darbedip... 1.028 tane olay olmuş, bunlar İçişleri Bakanlığının gönderdiği rakamlar. Bakın, şurada da Süleyman Soylu diyor, bizim Komisyon üyelerine geldi. Biz söylesek "Yok öyle bir şey." der iktidar milletvekilleri ama çalışmışlar, göndermişler. Dolayısıyla aslında Bakanlıktaki verilerde de bu çekince var. Bizim yapmamız gereken ne? "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir." diyor, o zaman milletin lehine, vatandaşın sıkıntı yaşayacağı iki üç maddeyi burada düzeltelim -Komisyonda bir iki düzeltme yapmıştık- bunu yapalım hep birlikte, bu kanun çıksın, halkımızın da gerçekten ihtiyacı olan bir kanun olsun. Aksi takdirde "Bizim çoğunluğumuz var, biz böyle istedik." dediğinizde ister istemez kamuoyunda da birçok şüphe, bu konuyla ilgili birçok ön yargı meydana geliyor. Bunu ortadan kaldırmak hepimizin elinde diyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın.

ERKAN AYDIN (Devamla) - Yüce Genel Kurulu saygıyla selamlıyor, hoşça kalın diyorum. (CHP sıralarından alkışlar)