GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2 Haziran Ahmed Arif'in ölümünün 29'uncu ve Gezi direnişinin 7'nci yıl dönümüne, 8 Mayısta İstanbul ili Bakırköy ilçesindeki, 28 Mayısta Üsküdar ilçesi Kuzguncuk semtindeki kiliseye yapılan saldırıların kabul edilemeyeceğine, Hristiyan ve Ermenilerin kutsal alanlarına yönelik saldırıları kınadıklarına, İçişleri Bakan Yardımcısının başta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları olmak üzere Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesinin raporlarında Türkiye'de işkencenin bulunmadığını raporladığı iddiasına, işkencenin insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğuna ve zaman aşımı bulunmadığına ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:3
Birleşim:93
Tarih:02.06.2020

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, Ahmed Arif Türkiye'nin en önemli şairlerinden biri, ölüm yıl dönümü Ahmed Arif'in. Kendisi yaşarken bir o kadar değeri bilinmemiş bir şairdir. Şiirlerinde özgürlüğü ve barışı işlemiştir, kimliğini savunmaktan hiç geri durmamıştır. Şiirlerinde baskı altına alınmış, cezaevlerinde hapsedilmiş, hakları ve özgürlükleri kısıtlanmış, öldürülmüş mazlumlar yer edinmiştir. Şiirlerini unutmuyoruz, kendisini de unutmuyoruz. Ölüm yıl dönümünde Ahmed Arif'i bir kez daha özlemle, sevgiyle ve saygıyla anıyoruz.

Yedi yıl önce bugünlerde Gezi Parkı'nda hayat bulan ve milyonlarca insanın etkinliklerinin, eylemlerinin yaşandığı bir direnişin yıl dönümündeyiz. Aslında Gezi direnişinde kolektif bir umut hareketi yeşerdi, toplumsal adalet ve yerel demokrasi talebi yeşerdi. İnsanların talepleri, barışçıl itirazları ve demokratik sivil itaatsizliğe dair tutumları son derece önemliydi. Yerel demokrasi istediler "Bize de sorun burada alınacak kararları." dediler ama ne yazık ki Gezi'nin sonucunda 11 can aramızdan ayrıldı. Hayatını yitirenleri yedi yıl sonra bir kez daha saygıyla anıyoruz.

Yedi yıl geçti, Gezi için çok yalan üretildi, karalamak için çok çaba sarf edildi, insanlar yalan yanlış iddianamelerle yargılandı, hâlen de yargılanmaya devam ediyor ama Gezi'deki toplumsal adalet talebi ve yerel demokrasi talebi unutulmadı ve öyle de hatırlanacak, bu mücadeleye bir umut ışığı olarak devam edecek.

Sayın vekiller, maalesef, İstanbul'da son ayda Hristiyan yurttaşlarımızın inanç alanlarına saldırılar gerçekleşti. İstanbul'daki kiliselere...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi lütfen.

Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Önce 8 Mayısta Bakırköy'deki kilisenin kapısı ateşe verildi. Saldırgana "Niye yaptın?" diye sorulduğunda "Coronavirüsü bunlar başımıza bela etti." lafını kullandı. Daha sonra yine İstanbul'da 28 Mayısta Kuzguncuk'taki kilisenin haçı sökülüp yere atıldı, zanlı tutuklandı. Bunlar hiç kabul edilebilir olaylar değil. Bu ülkede yaşayan Hristiyan vatandaşlarımızın, Ermenilerin inanç alanlarına, kutsal alanlarına yönelik bu tür nefret söylemiyle saldırıları her seferinde kınıyoruz ve asla kabul etmediğimizi bir kez daha söylüyoruz. Keza, Hrant Dink Vakfına yönelik tehditlerin, tehdit mesajlarının gönderilmesi gibi. Aslında bu nefret dilinin nereden kaynaklandığını ve nasıl sürdüğünü gerçekten tartışmak ve konuşmak gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bu nefret dilinden vazgeçilmediği müddetçe, bu nefret dilinden uzaklaşılmadığı müddetçe, şiddetin, nefretin, tahammülsüzlüğün önüne geçilmediği müddetçe bu tür olaylarla karşı karşıya kalacağımızı bilelim ve burada demokratik siyasete, bütün siyasi partilere çok önemli bir görev düşüyor.

Şimdi, geçtiğimiz günlerde İçişleri Bakan Yardımcısı yaptığı bir açıklamada, başta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları olmak üzere Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi raporlarında da Türkiye'de işkencenin bulunmadığının raporlandığını iddia etti.

Şimdi, Komitenin raporlarının yayınlanması için 2016'dan beri izin verilmiyor Türkiye tarafından, iktidar tarafından. Komite bugüne kadar 29 rapor hazırladı, bunların 25'i kamuoyuna açıklandı, 4'ü -2017 ve 2019 raporları da dâhil olmak üzere- kamuoyuna açıklanmadı. 2016'dan bu yana hiçbir rapor yayınlanmadı. CPT'nin yani bu Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesinin kendi faaliyet raporundaki cümleyi size hatırlatmak istiyorum: "Türkiye, Rusya'yla birlikte yayınlanmamış raporları olan tek ülke. 2016'dan 2019'da kadar yapılan ziyaretlerimizin raporları yayınlanmadı. Umuyoruz ki Rusya ve Türkiye yetkilileri CPT raporlarının kendi yanıtlarıyla birlikte yayınlanmasına izin verir."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi lütfen.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - İçişleri Bakan Yardımcısının söylediği doğru değil ve maalesef, Türkiye'de işkence vakaları devam ediyor.

En son Diyarbakır'da bir işkence vakasıyla karşı karşıya kaldık, bir açık kötü muamele vakasıyla karşı karşıya kalındı. Kimlik kontrolü yapmak isteyen polislere ateş açan bir kişi, polisin, maalesef, hayatını kaybetmesine yol açtı. Ailesine başsağlığı diliyoruz. Bu kişi ve onun yanındakiler yakalandılar ve teslim oldular ama sosyal medyaya da fotoğraflarla yansıyan yaşadıkları gerçekten çok açık bir kötü muamele ve işkence tutumuydu. Bu konuda bu adımı atmış olan kişilerin idari ve adli soruşturmaya tabi tutulmaları gerektiğini bir kez daha söylüyoruz. Bu işkenceye yol veren, uygulayan bütün siyasi ve kolluk ilişkiler açığa çıkarılmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Son cümlelerinizi alayım lütfen.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - İşkence, insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur, bir insanlık suçudur ve zaman aşımı yoktur. Hangi nedenle olursa olsun hiç kimseye işkence yapılmamalıdır. Bir kez daha bunu vurgulamış olayım.

Teşekkür ediyorum.