GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Yeni Koronavirüs (Covid-19) Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:86
Tarih:15.04.2020

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu salgının üzerinden yaklaşık bir ay geçti, biz yeni yeni paketler açıklıyoruz. Bugün de bir ekonomik istikrar paketi, ekonomik destek paketi açıklıyoruz ama içinde geniş kesimler yok. Sadece günü kurtarma, idare projeleri var. Örneğin, işçiler çok az var; emekliler yok, yoksullar, işsizler, hele hele çiftçiler hiç yok.

Şimdi, özelleştirdiğiniz TEDAŞ'ın yapılandıracağınız birtakım borçları var. Bu, bir destek değil. Destek nedir biliyor musunuz? Şu an çiftçinin tam 130 milyarı aşan borcu var; Ziraat Bankasına, Tarım Kredi Kooperatiflerine ve özel bankalara. Bunu bir yıl faizsiz erteleyebiliyor musunuz? Bu yönde bir çalışma yapabiliyor musunuz? Böyle bir şey paketin içinde var mı? Yok.

Peki, salgın geçecek, kriz bitecek, Türkiye bu yaralarını nasıl saracak? Tabii ki üretimle saracak. Ne üretecek? En kolay şey, aslında en avantajlı olduğumuz sektör, tarım sektörü. Buna yönelik destekleme niye yapmıyorsunuz? Neden 2019'un desteklerinin tamamını ödemiyorsunuz? Hatta biz olsak 2020'nin desteklerini bile veririz ki üretim hacmi artsın.

Şimdi, az önce bir arkadaşımızla konuşuyorduk "Krize gireceğiz bazı ürünlerde." dedim "Hangi ürünler?" dedi. Ya, Türkiye neyi ithal ediyorsa o ürünlerde kriz olacak. Hiç mi okumuyorsunuz dünyadaki gelişmeleri? Ne diyor Rusya? "Ben 5 milyon tondan başka buğday vermem, ihraç etmem." diyor. Sen 2019'da 10,5 milyon ton buğday almışsın demek ki alırsan daha fazla para vereceksin ya da paran var bulamayacaksın. Bu kadar ithalat bağımlısı olur mu... Ukrayna, Rusya, Arjantin, Brezilya "Biz artık dünyaya ayçiçeği ham yağı satmayacağız." diyorlar. Şimdi, bunlar bizim hep döviz ödediğimiz, ithal ettiğimiz ürünler. Bu ürünlere yönelik bir politikanız var mı? Yok. Soyada yüzde 95 dışa bağımlıyız, 2 milyar dolar para ödüyoruz soya için. Tavukçuluk sektörü yani ihracat yaptığımız sektör ve hayvansal protein aldığımız sektör tamamen soyaya bağlı, mısıra bağlı. Şimdi, "Soyayı vermeyeceğiz:" diyorlar. Ne yapacaksınız? Bu yönde bir üretim politikanız var mı? Geçen hafta Bakan biraz dolaştı, "Merak etmeyin depolar dolu." dedi. Ben söyleyeyim, depolarda ne var biliyor musunuz? O ithal edilen buğdaylar var bir iki aylık daha. Haziranda temmuzda yeni ürün çıkacak, kasımda aralıkta sorunlar başlayacak. Depolarda ne var biliyor musunuz? Meksika'dan, Amerika'dan ithal ettiğimiz o makarnalık buğdaylar var. Hani, herkes makarnaya hücum etti ya, işte o makarnaların buğdayını eskiden biz üretiyorduk şimdi Amerika'dan ve Meksika'dan satın alıyoruz. Bu yönde bir politika var mı? Böyle bir ekonomik paket içerisinde bunlar var mı? Yok. Ne var? Geçen hafta "Tohumun yüzde 75'ini vereceğiz 21 ilde." Ya arkadaşlar, tohumu değil, gübreyi, ilacı, her şeyi hatta traktörü vermeniz lazım.

Siz, yıllardır uyguladığınız politikalarla köylerde insan bırakmadınız. Köylerin tamamı boşaldı, kırsal nüfus yaşlandı, hepsi İstanbul'a, Ankara'ya geldi. İstanbul'da neden corona vakası fazla? Sizin politikalarınız nedeniyle. İnsanları göç ettirdiniz, köyden kente göç işte, Türkiye'nin geldiği sorun.

Şimdi, 50 milyon dönüm arazi boş. Biz kaç yıldan beri söylüyoruz. O araziye artık üstüne para vermeniz lazım ki insanlar geri dönsün. Bu yönde bir politikanız var mı? Yok. Ben size hatırlatayım. Bir bakanınız çıktı, "300 koyun vereceğiz." dedi. Nerede koyunlar? Yok. Hep günübirlik politikalarla bir şeyler yakalamaya çalışıyorsunuz ama sonu fiyasko oluyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın.

OKAN GAYTANCIOĞLU (Devamla) - Gelin, gerçek bir ekonomik destek paketi açıklayalım, ayakları yere bassın. İçinde üretim planlaması olsun. O 50 milyon dönüm arazide ne üreteceksiniz? Ben söyleyeyim: Soya üretmek zorundasınız, ayçiçeği üretmek zorundasınız, mısır buğday... Bunların hepsini ithal ediyoruz. Çok da basit, projeksiyonlarını yaparsınız. Sulama yatırımlarına destek vermeniz lazım ama önce, onu üretecek çiftçiyi bir rahatlatmanız lazım. Siz çiftçiyi borçlandırdınız, uçan kuşa borcu var, ipotekli. Bankaya gidiyor, borcunu ödeyemiyor. Sonra da buraya gelip çıkıyorsunuz, diyorsunuz ki: "Bizim çiftçimiz borcunu ödüyor." Evet, çiftçi borcun faizini ödüyor; anapara katlanarak, giderek artıyor. Bankacılar ne diyor biliyor musunuz? "Gerçek borç tarım kredide, Ziraat Bankasında, özel bankalarda değil, tefecilerde." diyor. Yani çiftçi bu durumdayken bizim üretim yapmamız çok zor, ama beraber olursak, nitelikli politikalar uygularsak olur.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)