| Konu: | Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 83 |
| Tarih: | 12.04.2020 |
İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Karaman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Konuşmama başlarken ironik bir durumdan bahsetmek istiyorum: Teklifin 53'üncü maddesiyle, infaz kanuna eklenen geçici 9'uncu maddesine imza sahiplerinin önerisiyle Komisyonda bir (6)'ncı fıkra eklendi. Bu fıkranın eklenmesinin gerekçesinde, imza sahibi milletvekili arkadaşlarımızdan birisi, "Açık cezaevlerinde iş gören insanlar var, tarım cezaevi var, hayvancılık var, tavuklar var, Afyon Sandıklı'da sera cezaevi var; o domatesler yetişecek, bunları birisinin yapması lazım." diyerek açıkladı. Arkadaşlar çok düşüncelisiniz ama şunu da kamuoyumuzun dikkatine sunmak isterim: Cezaevlerindeki tavuklar, hatta Afyon Sandıklı'daki sera cezaevindeki domatesler size, AKP ve MHP Gruplarına bu teklife fıkra ekletmeyi başardı. Biz, yani 24 Haziranda yüzde 46'ya yakın oy alan ve halkımızın yarıya yakınını temsil eden muhalefetteki siyasi partilerden hiçbirisi, teklifinize bir virgül dâhi ekletmeyi başaramadık. Şimdi, bu başarıdan dolayı cezaevlerindeki tavukları mı tebrik edelim, domatesleri mi, yoksa sizi mi? (CHP sıralarından alkışlar) Böyle bir demokrasi anlayışı, uzlaşma anlayışı olur mu arkadaşlar? Cezaevlerindeki tavukları ve domatesleri düşünüyorsunuz ama "tweet" attığı için, yazı yazdığı için, söz söylediği için cezaevlerinde tutuklu bulunanları düşünmüyorsunuz. Bu, uzlaşmadan uzak tutumunuzu ve ibretlik durumu milletimizin takdirine bırakıyorum.
Dün, imza sahibi arkadaşlarımızdan birisi Covid-19 salgını nedeniyle açık cezaevlerinde bulunan ya da açığa çıkmaya hak kazananların izinli sayılmasıyla ilgili düzenleme hakkında açıklama yaptı; kanunun ilgili maddesinde "kırmızı çizgiler" olarak belirttiğiniz cinsel suçlar, terör suçları ve kasten öldürme suçlarından hükümlü olanların da bu düzenlemeden yararlanacağını söyledi. Biz de zaten bunun aynen böyle olduğunu söylüyoruz. Sonra da zaten açığa ayrılan bu kişilerin üç ayda bir yedi gün izin hakkı kullandıklarını, buradaki düzenlemenin de buna paralel olduğunu ifade ettik.
Süregelen görüşmelerde de "'kırmızı çizgimiz' dediğiniz bu suçları neden istisna etmediniz?" denildiğinde de teklif sahipleri, "Kanundan kaynaklanan bir hak, ayrık tutamazdık." mealinde gerekçe ileri sürdüler.
Ancak cevap bulamayan ve aydınlanamayan bir konu var: Burada kanunu gözetiyorsunuz, peki, bizim kanunlarımızda tutuklamanın istisna, tutuksuz yargılamanın esas olduğu düzenlenmiyor mu? Orada niye kanunu esas almıyorsunuz? Tutukluları, yani bir mahkeme tarafından kesin hükümle cezalandırılmamış ve haklarında hâlen masumiyet karinesi geçerli olanları niye bu kanunun kapsamı dışında bırakıyorsunuz? Bu soruya, bugüne kadar tatmin edici bir cevap verilmedi. Siz bulamıyorsunuz galiba, ben bulayım: Çünkü, siz tutukluluğu yasanın öngördüğü gibi bir tedbir olarak görmüyorsunuz; muhalifleri sindirmek, susturmak için bir eza yöntemi olarak görüyorsunuz ve o yüzden bu kapsama almıyorsunuz. Eğer öyle olmasa bir salgın hastalık nedeniyle cezaevlerinin boşaltılması söz konusu olduğunda evleviyetle çıkarılması gerekenler tutuklulardır. Tavukları, domatesleri düşünen, haklarında masumiyet karinesi geçerli olan tutukluları düşünmeyen hukuk anlayışı... İşte, sizin hukuk anlayışınız bu.
Teklifin imzacıları görüşmelerde "Biz oluşturduğumuz kurumsal yapıyla infaz rejiminde yeni bir sistem kuruyoruz." diyorlar. Olayın farkında değiller galiba, getirdikleri bu infaz düzenlemesiyle infazda bir karmaşaya yol açarak var olan sistemi ve ceza adaletini bozuyorlar. 2005'teki ceza hukuku düzenlemelerini yapan, bilimsel heyet içinde yer alan Profesör İzzet Özgenç ve Profesör Adem Sözüer hocaların düzenlemeyle ilgili eleştirilerini okurlarsa bu konuda aydınlanabilirler. Ayrıca İzzet Hoca, yaratılan bu bozukluğun o kadar ileri derecede olduğunu düşünüyor ki bunun Genel Kurulda önergeyle düzeltilme imkânının olmadığı gerekçesiyle Cumhurbaşkanına teklifin geri çekilmesini arz ettiğini ifade ediyor. Ayrıca şu günler sistem kurmanın zamanı mı? Milletimiz can derdine düşmüş. Bir haftadır bu sağlıksız koşullarda, zaman zaman da gerginliklerin olduğu bir ortamda zorumuz, daha doğrusu zorunuz ne? En geniş mutabakatla, en fazla kişinin yararlanabileceği 3-5 maddelik bir öneri getirirsiniz, gerekçesi de Covid-19 olur, birkaç saat içinde kabul ederiz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.
İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Devamla) - "Sistem kuruyoruz." diyorsunuz da Türkiye'nin sorunu salt infaz rejiminden veya bu teklifte düzenlenen maddelerden ibaret değil ki. Bugün cezaevlerinde 300 bin kişi var. Avrupa ülkelerinde her 100 bin kişide ortalama 100 kişi ceza infaz kurumlarında bulunmaktayken Türkiye'de bu oran 100 bin kişide 350'dir, ülkemizde bu rakamın makul seviyeye çekilmesi gerekir. Ülke olarak bizim sorunumuz ceza siyasetiyle ilgili. İktidar olanların "Güç bende." anlayışıyla, olmayacak suçlamalarla olmayacak kişileri bir süreliğine de olsa cezaevinde tutmak gibi bir huyu var. Eğer düzelteceksek burayı düzeltmemiz, iktidar olanların hukuku sopa olarak kullanma anlayışından vazgeçmesi gerekir. Aksi takdirde öncekilerde de olduğu gibi 3 yıl geçmeden yeni bir infaz veya af düzenlemesi ihtiyacı ortaya çıkar.
Teşekkür ediyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)