| Konu: | Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 83 |
| Tarih: | 12.04.2020 |
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın vekiller, bir polemik olması için yapmıyorum bu konuşmayı ama bizim önerimiz üzerine olduğu için ve konuşmanın içinde "kara propaganda" lafı geçtiği için...
BAŞKAN - Sizin konuşma üzerinde değil.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bizim önergemiz...
BAŞKAN - Hayır, Grup Başkan Vekili Sayın Akçay konuşmasını yapmamıştı. Onu bekledik, onunla ilgili olarak verdik esas. Bilginiz olsun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Anladım. Ben zaten bir "kara propaganda" lafını çok uygun bulmadığımızı söyleyeyim. Şunun için: Şimdi, bakın, bu mesele -daha evvel de söyledik- Türkiye'nin, sadece Türkiye'nin değil, dünyanın çok uzun yıllar sonra ilk defa karşı karşıya kaldığı bir sorun. Dolayısıyla, buna yönelik hazırlıkların yetersiz olduğu bir durumla karşı karşıya bütün dünya, sadece Türkiye değil. Yani sanki şöyle davranması iktidarın çok tuhaf oluyor: "Biz sık sık böyle salgınlarla karşılaşıyoruz, her türlü önlemimiz hazır, dolayısıyla buna karşı yaptığımız her şey doğru." tutumu yanlış. Yani bunun böyle olmadığını madde madde biraz evvel hatibimiz de saydı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - İlk alınan önlemlerden bugüne kadar alınan önlemlere baktığımızda, kategorik olarak şunu görüyoruz: Birincisi; bazı önlemler yanlışmış yani o çok açık ortaya çıktı. Özellikle, Cumhurbaşkanının açıkladığı önlemlerin bazılarının bir coronavirüs salgınının önlenmesiyle hiç alakası olmadığı, hatta tam tersi sonuçlar üreteceği ortaya çıktı. Şimdi, bazı önlemlerin geç alındığı ortaya çıktı, mesela sokağa çıkma yasağı, bunu bugün de tartışmaya devam edeceğiz. Bu "Evde kal." çağrısı doğruyken, "Evde kal." çağrısının daha köklü olarak takip edilmesi gerekirken, bir tam karantina meselesinin olması gerekirken -çok geç alınmış ve palyatif bir şey yani- bu hafta sonu hava çok güzel, kimse sokağa çıkmasın hâline dönüştü. Gayriciddi, ilan ediliş şeklinde de yürütülüş şeklinde de bir ciddiyet yok aslında.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayın sözlerinizi.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Toparlıyorum efendim.
Ve bakın, Bilim Kurulunda yer alan kimi uzmanlar, profesörler de gazetelere yaptıkları açıklamalarda, bunun ilan edilme şeklinin aslında bu virüse karşı mücadelede bizi ne kadar geriye götürmüş olabileceğine dair sözlerini söylüyorlar. Bilim Kurulu üyeleri dehşet içindeler, bazıları istifaya kalkışmış "Böyle bir şey yapılabilir mi?" diye. Yani dolayısıyla, geç alınmış önlemler, yanlış önlemler ve yetersiz önlemler. Şimdi, yetersiz önlemlere dair de hep konuşuyoruz, konuşmaya devam edeceğiz. Ya, bizim derdimiz, üretim dursun, memlekette hiçbir şey üretilmesin değil; zorunlu sektörler elbette, mutlaka üretime devam edecekler -ilaç gibi, gıda gibi- bu tartışmasız fakat zorunlu olmayan, şu anda üretime devam eden sektörler var ve oralar -ister atölyeler olsun ister orta ölçekli işletmeler olsun isterse büyük fabrikalar olsun- zorunlu olmadığı hâlde üretime devam ettiği için hem işçilerin sağlığını tehlikeye atıyor, dolayısıyla onlar bütün toplumun sağlığını tehlikeye atıyor; üç kuruş fazla kazanacağım, fırsatçılık yapacağım diye insanları çalıştırıyor.
Şimdi, biz bunu kendimiz için söylemiyoruz ki, bütün toplum için söylüyoruz "Yetersiz önlem alınıyor bu konuda." diye, önerilerimizi yapıyoruz. Dolayısıyla, iktidarın bu konuda söylenenleri ciddiye alması, tartışması ve bir ortak akıl üretmek için çaba göstermesi, gerçekten, bu salgına karşı mücadelede elzem olan bir şeydir; bunu bir kez daha vurguluyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Son cümlem efendim, bitiriyorum.
BAŞKAN - Buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Yani bir kara propaganda değil bu. Bu, hepimizi, her birimizi ilgilendiren bir salgın olduğu için yani sadece iktidara oy verenlerin, sadece iktidarı beğenenlerin değil, bütün toplumun sorunu olduğu için hep birlikte buna karşı bir ortak mücadeleyi sürdürmek, ortak aklı geliştirmek herkes için iyi olur diye düşündüğümüzden... Yani iktidara oy vermemiş olanların salgına yakalanması herkes için bir tehlikedir. Dolayısıyla, bu açıdan, bir siyasi hesap üzerinden bu konuya yaklaşmak son derece yanlış olur, siyasi fırsatçılık olur ve sonunda hepimize zarar veren bir duruma gelinir; bunu vurgulamak istedim.
Teşekkür ederim.